Deadlocking türkçesi Deadlocking nedir

  • Tıkanmak.
  • Çıkmaza sokmak.
  • Çıkmaza girmek.
  • Çözümlenemeyen anlaşmazlık.
  • Sürmeli kilit.
  • Durgunluk.
  • Çözümsüzlük.
  • Sürgü kilit.
  • Yerinde saymak.
  • Hareketin tamamen durması.

Deadlocking ingilizcede ne demek, Deadlocking nerede nasıl kullanılır?

Deadlock condition : Kaynak bekleme durumu. Kilitlenme durumu.

Deadlock in negotiations : Çıkmaza giren müzakereler. Müzakerelerin tamamen durması. Müzakerelerde ilerleme kaydedilmemesi.

Deadlock in talks : Görüşmelerin sekteye uğraması. Müzakereler sırasında duraklama.

Break the deadlock : Çıkmazdan kurtarmak.

Bring to a deadlock : Çıkmaza sokmak.

Deadlocks : Yerinde saymak. Çıkmaza girmek. Çözümsüzlük. Çıkmaza sokmak. Hareketin tamamen durması. Tıkanıklık. Sürgü kilit. Tıkanmak. Çözümlenemeyen anlaşmazlık. Çıkmaz.

Come to a deadlock : Tıkanmak. Yerinde saymak. Çıkmaza girmek. Olduğu yerde saymak.

Deadlocked talks : Çıkmaza giren görüşmeler. Durma noktasına gelen müzakereler.

Deadlock : Sürmeli kilit. Çözümsüzlük. Sürgü kilit. Çıkmaza girmek. Yerinde saymak. Tıkanmak. Çözümlenemeyen anlaşmazlık. Durgunluk. Çıkmaz.

Deadlocked : Çıkmaza girmiş.

İngilizce Deadlocking Türkçe anlamı, Deadlocking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deadlocking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Stalemates : Kazanan veya kaybedenin olmadığı durum. İkilem. Pata etmek. Köşeye sıkıştırmak. Açmaz. Yenişememe. Çıkmaz. Beraberlik. Kilitlenme.

Unsolvableness : Çözüme ulaştırmanın imkansız olması durumu. Çözülemezlik. Çözünmezlik. Çözülememe durumu. Çözülmezlik. Çözülmesi imkansız.

Treeing : Ağaç şeklinde kristalleşme. Mil. Ağaca çıkarmak. Çarmıh. Ağaç. Darağacı. Ağaçtan.

Be stopped : Durdurulmak.

Clogging : Tıkamak. Kösteklemek. Tıkanma. Sıkıntı vermek. Eski bir dans. Engellemek. Engel olma. Dolmak. Tıkama. Tıkanıklık.

Insolubility : Umarsızlık. İçinden çıkılmazlık. Katışmazlık. Erimezlik. Erimez olma durumu. Çözünmezlik. Çözülmezlik.

Stalemating : Yenişememe. Kilitlenme. İkilem. Beraberlik. Kazanan veya kaybedenin olmadığı durum. Açmaz. Pata etmek. Çıkmaz. Köşeye sıkıştırmak.

Chokes : Boğulmak. Nefes darlığı. Tıkamak. Tıkanma. Boğmak. Kısmak. Nefesini kesmek. Ölmek. Bastırmak.

Insolubleness : Çözünmezlik.

Deadlocking synonyms : bring to a deadlock, choke, deadlock, come to a dead end, emotionality, be at bay, flatness, glassiness, trees, stultified, insolubilities, backwater, get bogged down, clog up, marking time, clogs, mark time, bogs, depression, deadlocks, get nowhere fast, enter blind alley, stalemated, dead lock, bogged, bog, clog, choke up, clod, be bogged down, clogged, stalemate, foziness.