Deaning türkçesi Deaning nedir

  • Başkan.
  • Dekan.
  • Katedralin başrahibi.
  • En kıdemli üye.
  • Papaz meclisi başı.
  • Baş papaz.

Deaning ingilizcede ne demek, Deaning nerede nasıl kullanılır?

Deputy dean : Dekan yardımcısı. Yardımcı dekan. Dekan vekili.

Faculty dean : Fakülte dekanı. Bilimyurdu dekanı.

Dean : Katedralin başrahibi. Başkan. Dekan. En kıdemli üye. Papaz meclisi başı. Baş papaz. Fakültede eğitim öğretim etkinliklerinin düzenle yürümesinden başlıca sorumlu olan yönetici; fakülte başkanı.

Deaneries : Dekanlık. Dekanın yeri. Başrahibin evi.

Deanery : Dekanın yeri. Başrahibin evi. Dekanlık.

Andean : Güney amerika'nın and dağları ve onunla ilgili olan. And dağları ile ilgili. And medeniyeti. Mö 100 ila ms 1783 arasında eski peru'da hüküm sürmüş aztek medeniyeti. And dağlarına ilişkin.

Andean pact : Andean paktı. Andean antlaşması. Andean grubu ülkeler arasında gümrük birliği oluşturmak amacıyla 1969 yılında yapılan, cartagena anlaşması olarak da anılan antlaşma.

Deanships : Dekan konumu (üniversitede belirli fakülte başkanı). Dekanlık.

Andean common market : And ortak pazarı.

Deanship : Dekan konumu (üniversitede belirli fakülte başkanı). Dekanlık.

İngilizce Deaning Türkçe anlamı, Deaning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deaning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Chieftains : Klan şefi. Kafile başkanı. Şef. Aşiret reisi. Lider. Çete reisi. Kabile reisi. Reis. Başbuğ.

Extension : Germe, açma. uzatma. Dahili telefon hattı. İç hat. Ekstensiyon. Ekleme. Büyütme. Bilgisayar, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kapsam. Uzatma. Uzatılma.

Intension : İçlem. Aşırılık. İçerim. Yoğunluk. Koyuluk. Keskinlik. Şiddet.

Burden : Sıkıntı çektirmek. Yük taşıma. Ağırlık. Sırtına yüklemek. Zorunluluk. Sorumluluk. Yüklenmek. Ağır yük. Yüklemek. Yük.

Chieftain : Kafile başkanı. Reis. Şef. Aşiret reisi. Başbuğ. Klan şefi. Kabile reisi. Lider. Çete reisi.

Lesson : Ders. Paylama. Hisse. İbret. Çimke. Azar.

Provosts : Adli subay. Dini kurum başkanı. Resmi amir. Okul müdürü (üniv.). Belediye başkanı (iskoçya'da). Müdür (üniv.). Dekan (ingiliz ingilizcesi). İnzibat subayı. Katedral sorumlusu. Müdür.

Denotation : Delalet. İşaret. Belirtme. Ad. Ayırma. Vuruntu. Anlam. Mana. İfade. İsimlendirme.

Significance : Gözlemle elde edilmiş bir ölçümün, ilgili işlemler yoluyla sınamadan geçirildiğinde, rastlantıya bağlanamayacak bir değer verme ya da anlamlı olma durumu, bk. anlamlılık sınaması. Değer. Anlam. Ehemmiyet. Bir toplum ya da toplumsal küme üyelerinin türlü ekin öğeleriyle ilgili olarak yaptıkları düşünsel çağrışım. Bir konumsal gösterimde, her bir basamağın, gerçek sayıya eklenen katkısının değerini belirtmek üzere, o basamaktaki sayı değerinin çarpılacağı katsayı. Bilişim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Signifikans. Anlamlılık. Ağırlık.

 

Deaning synonyms : grammatical meaning, decane, symbolization, hierarchs, connotation, substance, foreman, undertone, nicety, strain, essence, content, refinement, intent, dean, core, spirit, signified, point, moral, undercurrent, chairpersons, purport, chairmen, subtlety, chief, archpriest, message, lexical meaning, gist, implication, tenor, doyen.

Deaning zıt anlamlı kelimeler, Deaning kelime anlamı

Undemanding : Basit. Gösterişsiz. İddiasız.

Easy : Huzurlu. Asanlıkla. Sorunsuz. Basit. Zahmetsiz. Yavaş. Sakin. Asan. Kolay.

Contentment : Memnuniyet. Razı olma. Hoşnutluk. Gönül hoşluğu. Gönül rahatlığı. Gönül ferahlığı. Ferah. İktifa. Rahatlık. Kanaat.