Debates türkçesi Debates nedir

Debates ingilizcede ne demek, Debates nerede nasıl kullanılır?

Debates on the budget : Belirli bir dönem içinde uygulanılmak üzere hazırlanan ödenekliğin yetkili kuruluşlarca incelenmesi. (devlete ilişkin ödeneklikler büyük millet meclisinde ilk önce ödeneklik yarkurulu ve daha sonra da genel kurulca görüşülerek incelenir.). Ödeneklik görüşmeleri.

Debate on request : Gündem dışı görüşme.

Debate with oneself : Tartmak. Düşünüp taşınmak.

Acrimonious debate : Şiddetli tartışma. Sert çekişme.

Be under debate : Üzerinde görüşülmek. Ele alınmak.

Debaters : Konuşmacı. Tartışmacı.

Debateable : Kuşkulu. Pazarlığa açık. Çekişmeli. Şüpheli. Tartışılabilir. Kuşku uyandıran. Soruşturulabilir.

Debating method : Ders konularının tartışma yoluyla işlenmesine ve öğrencilerin ileri sürülen savlar üzerinde düşüncelerini düzenli bir biçimde açıklamalarına olanak sağlayan öğretim yöntemi. Savlı tartışma yöntemi.

Debate : Çekişmek. Dikkate almak. Tartışma. Açık oturum. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çok düşünmek. Görüşme. Bir yöneticinin yönetiminde, belirli bir konunun uzmanlar, ilgililer arasında tartışılıp aydınlatılmasını amaçlayan izlence. Çekişme. Tartışmak.

 

Debatable time : Tartışılabilir zaman.

İngilizce Debates Türkçe anlamı, Debates eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Debates ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Word : İfade etmek. Söz. Belli bir amaç için bir birim olarak düşünülmesi uygun düşen bir damga dizgisi. Laf. Haber. Kısa konuşma. Bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan, aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut bir kavrama karşılık olan yahut da somut ve soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi. somut kelime: ağaç, taş, kedi vb. soyut kelime: sevinç, üzüntü, kaygı, çalışkanlık vb. ilişki için: gibi, göre, dolayı, kadar, karşı, üzerinde vb. Kısa görüşme. Mesaj. Bilgi.

Argument : Delil. Anlaşmazlık. Bir tiyatro yapıtının baş tarafına yazılan oyun özeti bk. baş özet; inandırıcı söz, sahne. Yargılama. Bilgisayar, fizik, tiyatro alanlarında kullanılır. Sav. Kanıt. Tez. Bir işlevin bir kesimin oluşturan bağımsız değişken; özellikle üçgenölçüsel işlevlerin açı cinsinden bağımsız değişkenleri. Savunma.

Be at variance with : İle araları bozuk olmak. Ters düşmek. Uyuşmamak. İle çelişmek. Uyuşamamak. İle uyuşmamak. İhtilaf halinde bulunmak.

Consult : Düşünmek. Bakmak. Danışmanlık vermek. Müracaat etmek. Danışmanlık yapmak. Akıl danışmak. Görüş alışverişinde bulunmak. Sormak. Danışmanlık etmek.

Conferred : Sunmak. Görüşmek. Vermek.

Argufying : Anlaşmazlığa neden olmak. Münakaşa etmek.

 

Deem : Kıyas etmek. Zannetmek. Varsaymak. Addetmek. Sanmak. Saymak. Görmek. Farz etmek. İnanmak.

Confer : Ödül ile onurlandırmak. Bir ünvanı tevcih etmek. Müzakere etmek. Bahşetmek. (onur veya ödül) vermek. Müzakere yapmak. Sunmak. Konuşma yapmak. Görüşmek.

Contemplate : Dikkatle izlemek. Niyetinde olmak. Niyet etmek. Kafa yormak. Üzerinde düşünmek. Dikkatle seyretmek. Süzmek. Dalmak. Tasarlamak.

Consults : Bakmak. Düşünmek. Müracaat etmek. Sormak. Danışmanlık vermek. Danışmanlık yapmak. Danışmanlık etmek. Görüş alışverişinde bulunmak.

Debates synonyms : speechmaking, public debate, advises, consider, cater for, bandy, bickers, deliberated, deeming, chaffer, cogitate over, deemed, oral presentation, discussion, cogitate, give and take, chewed, keep in mind, bat around, deliberate, cample, chaffers, contemplates, advise, considers, bandying, cogitating, debating, debate with oneself, argufy, bickered, brawl, advise with.

Debates zıt anlamlı kelimeler, Debates kelime anlamı

Agree : Yaramak. Kabul etmek. Anlaşmak. Hemfikir olmak. Mutabık kalmak. Aynı fikirde olmak. Rıza göstermek. Uzlaşmak. Kararlaştırmak. Bağdaşmak.

High : Yüksek basınçlı bölge. Öfkelenmek. Kabarmak. Yüksek. Zirve. Büyük vites. Direnmek. Lise. Necip. Rekor.