Decision making türkçesi Decision making nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Karar verme.
  • Karar birimlerinin belirlenmiş bir ya da daha fazla amaca ulaşmak için varolan çeşitli seçenekler arasında seçim yapmalarına yönelik davranış biçimi.
  • Karar alma.
  • Karar oluşturma süreci.
  • Karar üreten.

Decision making ingilizcede ne demek, Decision making nerede nasıl kullanılır?

Decision : Hakemin türlü davranışlara ve durumlara uyan kuralları uygulaması. Hüküm. Sonuç. Emir. Karar. Kararlılık. Sonyargı. Karar metni. İrade. Ara kararı.

Making : İmal. Üretim. Bir özel modele göre yapılan halı, elbise, mobilya ve benzeri nesnelere ilişkin işçilik. Teşekkül. Yapı. Nesnel işçilik. Fabrikasyon. Yapım. Etme. Yapma.

Decision making body : Karar organı.

Decision making echelon : Karar alma kademesi. Her düzeyde otorite tarafından onaylanması gereken sistem (en düşükten en yükseğe kadar).

Decision making system : Karar verme sistemi.

Decision making under risk : Risk altında karar. Olayların gerçekleşme olasılıklarını bilindiği, ancak hangi olayın gerçekleşeceğinin bilinmediği durumda karar birimlerinin davranış biçimi. krş. belirsizlik altında karar.

Decision making under uncertanity : Belirsizlik altında karar. Olayların gerçekleşme olasılığının bilinmediği ancak karar matrisinin bilindiği durumda karar birimlerinin davranış biçimi. krş. risk altında karar.

 

İngilizce Decision making Türkçe anlamı, Decision making eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Decision making ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dijudication : Hakim kararı. Karar. Yargı kararı.

Adjudication : Sözlü teklif yöntemiyle gerçekleştirilen eksiltme. krş. kapalı eksiltme. Açık eksiltme. Münakaşa. Karar. Mahkemenin hüküm vermesi. Hüküm. Eksiltme. Hüküm verme.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

 

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Decision making synonyms : decisionmaking, deciding, adjudications, enacting, came to the conclusion, ability to pay principle, a pass through certificate, a shift in supply, a group shares, a shift in individual demand, a shift in demand, a type mutual funds, arrival at a decision, ability rent, passing judgement, abnormal budget expenditures.