Deepening türkçesi Deepening nedir

  • Kazma.
  • Dışgöçlerin, özellikle akarsu ve buzulların, geçtikleri yerleri aşındırma ve sürükleme yoluyla oyup derinleştirmesi.
  • Derinleşme.
  • Daha derin olma.
  • Derinleştirme veya çok derin yapma süreci.
  • Derinleştirme.
  • Oyma.
  • Coğrafya, madencilik alanlarında kullanılır.
  • Derinleşme (meteor).

Deepening ile ilgili cümleler

English: Is there any end in sight to the deepening economic crisis?
Turkish: Derinleşen ekonomik krizin görünürde bir sonu var mı?

Deepening ingilizcede ne demek, Deepening nerede nasıl kullanılır?

Capital deepening : Sermayenin derinleşmesi. Sermaye derinleşmesi. Bir ekonomide çalışan kişi başına düşen sermaye miktarının artması, diğer bir deyişle işgücünün daha fazla sermaye malıyla donatılarak verimliliğinin artması.

Financial deepening : Finansal derinleşme. Bankalar, taşınır değerler borsası ve sigorta şirketleri gibi finansal kurumların etkinliklerinin milli gelir içindeki payının göreli olarak artması, tasarrufları yatırımlara dönüştüren kanalların gelişmesi ve yaygınlaşması. krş. mali baskı. Mali derinleşme.

Glacial overdeepening : Buzulların yerkabuğunu kimi kesimlerde taban düzeyinin altına inecek denli kazıp oyması. Aşırıoyma.

Overdeepening : Bir buzulun, buzul çağından kalma bir koyağı derinleştirme, genişletme ve çeperlerini dikleştirme etkisi. Aşırı oyma.

 

Deepen : Derinleşmek. Koyulaşmak. Şiddetlenmek. Koyulaştırmak. Koyuklaştırmak. Koyulaştırmak (rengi). Derinleştirmek. Artırmak. Artmak. Derinletmek.

Deepens : Koyulaştırmak (rengi). Artmak. Derinleştirmek. Koyuklaştırmak. Koyulaşmak. Koyulaştırmak. Artırmak. Derinletmek. Derinleşmek. Şiddetlenmek.

Deepened : Derinleştirmek. Koyulaştırmak. Artmak. Derinleşmek. Şiddetlenmek. Derinleşmiş. Artırmak. Koyulaşmak. Yoğunlaşmış.

Deeper : Aşırı. Pes. Koyu. Esrarlı. İçten. Ağır. Keskin. Şiddetli. Yürekten. Tok (ses).

Deepened the gulf between them : Aralarında daha çok sorun yarattı. Aralarındaki uçurumu derinleştirdi. Aralarındaki uzaklaşmayı büyüttü. Aralarındaki görüş ayrılıklarını çoğalttı.

Deepest : Genişliğinde. Şiddetli. Pes. Keskin. Anlaşılmaz. Ağır. Tok (ses). Dalgın. Koyu. Bilinçaltı.

İngilizce Deepening Türkçe anlamı, Deepening eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deepening ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mattocks : Çapa. Tirpidin.

Engravings : Kazı. Kalemle işleme. Hakkaklık. Hak. Oyma resim. Oymabaskı. Gravür sanatı. Hakkak işi. Gravür.

Escallops : Televizyondaki dalgalı görüntü. Fisto. Bir sıvı içerisinde yemek parçalarını pişirmek (genellikle ekmek kırıntıları malzemesi ile). Çentik. Deniz tarağı. Tava. Bir tür midye.

Idiot : Enayi dümbeleği. Aptal. Geri zekalı kimse. Geri zekalı. Andaval. Marsıvan eşeği. İbiş. Doğuştan geri zekalı kimse. Salak.

Dig : Deşmek. Kazı. Yemeğe girişmek. Kazı yeri. Tutmak. Çukur açmak. Lojman. Taş. Anlamak.

 

Engraving : Kazı. Gravür sanatı. Hakkak işi. Oymacılık. Oymabaskı. İşleme. Oyma resim. Gravür. Hakkaklık.

Engraved : Kazınmış. Oyma yapılmış. İşlenmiş. Düzgün bir şekilde baskı yapılmış (oyulmuş). Desenli. Oymalı. Mahkuk. Oyulmuş.

Diggers : 17.yy ingiltere'sinde sosyalist uygulamaları terfi eden bağnaz grubu. Toprak kazan. Kazıcı. Kazıcılar. (askeri argo) avustralyalı piyadeler (ı dünya savaşı sırasında). Greyder. Kök yiyerek yaşayan kaliforniya kızılderilileri kabilesi. Hafriyat makinası. Kepçe.

Cavitation : Kovuklanma. Oyuk. Boşluk oluşumu. Boşlama. Çukurlaşma. Kabarcık. Boşluk. Kavitasyon.

Pickaxes : Kazma (sivri).

Deepening synonyms : exsection, escalloping, idiots, glyphs, carvings, evolution, thickening, carving, pick, cavitations, pickaxe, digger, excavating, mattock, intensifying, development, excavation, glyph, etchings, etching, escallop, digging, pickaxing, pickax.

Deepening zıt anlamlı kelimeler, Deepening kelime anlamı

Devolution : Dejenereleşme. Havale. Başkasını yetkilendirme. Terk. Yetki verme. Gerileme. Bozulma. Yozlaşma. Veraset. Yetkili kılma.

Moderating : Yapıştırma. Hafifletmek. Ilımlılaştırma. Yumuşatmak. Başkanlık etmek. Yatıştırma. Yatıştırmak. Yumuşamak.