Demark türkçesi Demark nedir

  • Limit koymak.
  • Ayırmak.
  • Sınırlarını belirlemek.
  • Sınırlarını çizmek.
  • Sınır çizmek.

Demark ile ilgili cümleler

English: I think that is his trademark.
Turkish: Bunun onun ticari markası olduğunu düşünüyorum.

Demark ingilizcede ne demek, Demark nerede nasıl kullanılır?

Demarkation : Sınırlarını belirleme. Demarkasyon. Sınır çizme. Ayırma. Limit koyma. Hudut çizme.

Demarking : Sınırlarını belirlemek. Sınır çizmek. Ayırmak. Limit koymak. Sınırlarını çizmek.

Legal trademarks : Yasal ticari markalar.

Registered trademark : Tescilli marka. Tescil edilmiş ticari marka. Müseccel marka. Tescil edilmiş marka. Tescilli ticari marka.

Tidemark : Med cezir bölgesi işareti. Su seviyesi izi. Gelgit işareti. Gelgit izi. Gelgit nişanı. Gelgitin en yüksek ve en alçak noktasını gösteren işaret.

Tidemarks : Gelgitin en yüksek ve en alçak noktasını gösteren işaret. Gelgit işareti. Med cezir bölgesi işareti. Gelgit nişanı. Gelgit izi. Su seviyesi izi.

Demarc : İki ayrı öğeden oluşan iletişim aygıtlarının birleşme noktası (örneğin, bir evin telefon donanımının telefon şirketinin kablolarına bağlandığı nokta). Birleşme noktası. Demarcation point (sınır noktası). Sınır belirleme noktası. Buluşma noktası. Sınır noktası. Elektronik devrelerde sorumluluk alanı sınırlandırıcısı.

 

Demarcated : Sınır çekmek. Sınır çizilmiş veya çekilmiş. Ayırmak.

Trademark registration : Marka tescili.

Demarcate : Sınırlarını işaretlemek. Sınır çekmek. Sınırını çizmek. Ayırmak.

İngilizce Demark Türkçe anlamı, Demark eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Demark ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Observation : Bir olayı, bir gerçeği ya da bir nesneyi iyi anlamak için bu olay, gerçek ya da nesnenin türlü belirti ve koşullarını izleme ve inceleme işi. izleme ve inceleme sonucu elde edilen ölçü, puan ya da derece biçimindeki değerlere verilen ad. bir kimsenin ya da bir kümenin etkinliğini belli bir süre gözlemek ve bu süre içinde ortaya çıkan davranışları bir yere yazmak işlemi. İnceleme. Düşünce. Rasat. Olayların, belirlenen sırada, düzenli, amaçlı olarak incelenmesi. Gözetleme. Gözlem. Gözetim. Bir gökcismini ya da olayını çıplak gözle ya da bir araçla izleyerek görülen değerleri saptama işlemi. Yorum.

Dig : İğneleme. Taş. Kazı. Deşmek. İncelemek. Sevmek. Kazı yeri. Dürtmek. Tutmak. Lojman.

Allot : Tahsis etmek. Vermek (süre). Kura ile belirlemek. Pay etmek. Hisselere ayırmak. Hisseye ayırmak. Tanımak (süre). Bölüştürmek. Paylaştırmak.

Cliche : Sıradan ifade. Basmakalıp. Şablon. Basmakalıp söz. Beylik laf. Beylik söz. Klişe.

Point out : Göstermek. İfade etmek. Dikkat çekmek. -e dikkat çekmek. Belirtmek. -e dikkati çekmek. İşaret etmek. Dikkatini çekmek.

Draw a line : İzin vermemek. Set çekmek. Çizgi çekmek. Bir dur demek. Yapmamak. Çizgi çizmek.

 

Shaft : Maden kuyusu. Cirit sapı. Gövde. Sap. Sütun. Mil. Hava bacası. Sütun başlığıyla kaide arasındaki kısım. Ön bölümü maden başa bağlı, en geniş yeri ip sargılı, tahta ya da madenden yapılmış cirit gövdesi. Araba oku.

Barb : Mağrip atı. Çengel takmak. İğneli söz. Çengel. Sakal. Olta çengeli. Uç. Olta kancası. Kanca. Ramus.

Delimitating : Limitlerini belirlemek. Sınırlandırmak.

Zinger : Şaşırtıcı şey. Şok edici hareket. Bir soyadı.

Demark synonyms : conversation stopper, passing comment, notice, bound, allocate to, delimiting, appropriates, allocate, allotting, sally, mark off, allots, delimitate, allow, allows, rib, draw the line at, allocating, say, ploy, reflection, set measures to, draw the line, demarking, bounds, note, courtesy, abstracts, shot, input, delimits, mention, jibe.

Demark zıt anlamlı kelimeler, Demark kelime anlamı

Obviate : İzale etmek. Önlemek. Halletmek. Gereksiz kılmak. Üstesinden gelmek. Gidermek. Bertaraf etmek. Önüne geçmek. Çözmek. Yetmemek.

Light : Işımak. Neşelendirmek. Soba yakmak. Görme organına bağlı ya da görme organı aracılığı ile olan bütün duyulanma ve algıların vergisi. görme organını uyarabilen ışınım. Rastlamak. Hafif. 4000 a° ile 8000 a° dalgaboyu aralığında, gözle görülebilen elektromagnetik dalga. Işık saçmak. Bir görünçlüğün aydınlatılması için yönetmenin ışıkçılara verdiği komut. Aydınlık.