Shaft türkçesi Shaft nedir

  • Mil.
  • Atletizm, biyoloji, fizik, madencilik alanlarında kullanılır.
  • Baca.
  • Sap.
  • Aks.
  • Ok sapı.
  • Sütun.
  • Kuyu.
  • Bayrak direği.
  • Ön bölümü maden başa bağlı, en geniş yeri ip sargılı, tahta ya da madenden yapılmış cirit gövdesi.
  • Tüy ekseni.
  • Mızrak.
  • Hava bacası.
  • Cirit sapı.
  • Işın.
  • Şaft.
  • Sütun başlığıyla kaide arasındaki kısım.
  • Gönder.
  • Şua.
  • Maden kuyusu.
  • Dingil.
  • Dönen işlerge parçalanın taşıyan ve aygıtın eksenini oluşturan metal çubuk.
  • Gövde.
  • Kuşlarda tüyün kök ve gövdeden meydana gelen eksen parçası. skapus.
  • Araba oku.

Shaft ile ilgili cümleler

English: His old company gave him the shaft. But I admire the way he turned bad luck into good and did even better with his own business.
Turkish: Eski şirketi ona kazık attı. Fakat onun kötü şansını iyiye çevirmesine ve kendi işinde daha da iyisini yapmasına hayranım.

Shaft ingilizcede ne demek, Shaft nerede nasıl kullanılır?

Shaft bearing : Şaft yatağı. Dingil yatağı. Mil yatağı.

Shaft collar : Kuyu yakası. Mil çemberi. Şaft çemberi.

Shaft end : Mil ucu.

Shaft furnace : Dikeç fırın.

Shaft hoisting : Kuyu çıkarımı.

Shaft prospect : Araştırma kuyusu.

Drive shaft stub : Tahrik mili başı.

Axle shaft bearing : Dingil şaftı rulmanı. Dingil şallı rulmanı.

Shaft sinking : Kuyu kazısı. Kuyu açma.

 

Clutch shaft pilot bearing : Debriyaj mili uç yatağı.

İngilizce Shaft Türkçe anlamı, Shaft eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shaft ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Slam : Büyük fark atmak. Çarpmak. Yerden yere vurmak. Fırça atmak. Fark atmak. Çarparak kapatmak. Ağır bir şekilde eleştirmek. Vurmak. Yenmek. Veryansın etmek.

Axle shaft : Dingil mili. Aks mili.

Carcasses : İskelet. Leş. Kalıntı (argo terim). Enkaz. Ölü. Ceset. Kadavra.

Pike : Geniş tenyaya ikinci arakonakçılık yapan ve tatlı sularda yaşayan, yırtıcı, eti yenir bir balık türü. Asfalt. Köprü parası. Zirve. Paralı yol. Turnabalığı. Kargı. Turna balığı.

Light beam : Işık huzmesi. Işık hüzmesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Işık demeti. Işın demeti. Belirli bir yönde yol alan ışınım. (özellikle) ışık ışınlarının oluşturduğu demet.

Propeller shaft : Transmisyon mili. Kardan mili. Pervane mili. Pervane şaftı mili. Uskur şaftı. Pervane şaftı. Tahrik mili.

Mast : Seren. Meşe palamudu. Bom direği. Gemi direği. Gırgır teknesinde ağ makarasını taşıyan esas ve yardımcı direkler. Dikme. Palamut. Kayın palamudu.

Stilt : Ayaklık. Akrobatların taktıkları çok uzun ayaklar. Kıyı koşarı (kuş). Cambaz ayaklığı. Kıyı koşarı. Eşas.

Columna : Direk, sütun, kolon. Kolumna.

Rod : Cezalandırma. Asa. Kamçılamak için kullanılan ince çubuk demeti veya sopası. Ceza. Sırık. Sopa. Revolver. Çubuk (demirden veya ağaçtan yapılmış). Tabanca (argo terim).

Shaft synonyms : cheap shot, axletrees, pillars, lances, oil wells, uptakes, shafts, lantern, gavelock, frame, pit, mine shaft, arbours, haft, beam of light, wellholes, boyfriends, assegai, flagstick, chopped straw, body, closed half line, axis, butts, bores, axletree, jibe, pylon, handgrip, upcast shaft, axles, uptake, driveshaft.

 

Shaft ingilizce tanımı, definition of Shaft

Shaft kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The slender, smooth stem of an arrow. Hence, an arrow.