Carcasses türkçesi Carcasses nedir

Carcasses ingilizcede ne demek, Carcasses nerede nasıl kullanılır?

Carcass compactness : Karkas ağırlığının karkas uzunluğuna oranı. Karkas yoğunluğu.

Carcass composition : Karkas kompozisyonu. Karkas bileşimi. Karkas kalitesini önemli ölçüde etkileyen, karkası oluşturan kas, yağ ve kemik doku oranı.

Carcass conformation : Karkas genişliğinin karkas uzunluğuna oranı. Karkas konformasyonu.

Carcass meat flour : Memeli hayvanların dokularının kemikler, kıl, tırnak, boynuz ve sindirim kanalı içeriği hariç kısımlarının pişirilip öğütülmesiyle elde edilen yem. Karkas et unu.

Carcass meat scraps : Hayvanların et ve kemiklerinden elde edilen, üzerinde yağ, deri kısmı, kas kirişi, sinir ve kan damarı bulunan çizgili kas, iskelet kası ve kalp kası gibi et kısımları. Karkas et sıyrıntıları.

Carcass remainder : Gövde et artığı. Karkas kalıntısı. Tankaj. Memeli hayvanların dokularının, kemikler dahil fakat kıl, tırnak, boynuz ve sindirim kanalı içeriği hariç kısımlarının kalıntısı, tankaj, gövde et artığı.

Carcase : Leş. Ceset. Kadavra. İskelet. Gövde. Ölü. Gövde et. Cife. Vücut.

Carcass ply : Karkas kat. Dışlastiğin iskeletini oluşturan iplikten yapılma katların her biri. Gövde katı.

 

Hot carcass weight : Hayvan kesildikten hemen sonra belirlenen karkas ağırlığı. Sıcak karkas ağırlığı.

Carcass weight : Kasaplık hayvanın kesilip baş, ayaklar, deri, kuyruk ve bütün iç organları ayrıldıktan sonra geride kalan bütün gövdesinin tartılmasıyla elde edilen ağırlık. Karkas ağırlığı.

İngilizce Carcasses Türkçe anlamı, Carcasses eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Carcasses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Body : Hacim. Sesini elektrik ve yardımcı düzenekler aracılığıyla duyurabilen telli çalgıların içi dolu geniş bölümü. Kuruluş. Yığın. Karoser. Kitle. Miktar. Yoğunluk. Esas.

At rest : Hareketsiz.

Atomy : Küçücük şey. Çok küçük madde. Atom. Zerre.

Brown bread : Siyah ekmek. Tam buğday ekmeği. Esmer ekmek. Kara ekmek. Koyu renkli çavdar ekmeği.

Dead : Unutulmuş. Cansız. Ölü zaman. Işığı hızla söndürme eylemi. Uyuşuk. Işığı hızla azaltarak söndürme. Acımasız. Işığı öldürmek. Çıkmaz.

Corse : (eski kullanım) ölü.

Wrack : Sahil yosunu. Kıyıya vuran yosun. Uçuşan bulut. Kıyıya vuran deniz yosunu. Yıkılmak. Yıkıntı. Gemi enkazı. Harabe. Deniz yosunu.

Rubble : Döküntü. Çakıl (dere). Taş yığını. Suların getirdiği taşlar. Moloz çakıltaşı. Sel taşı. Taş dolgu. Moloz. Yapı enkazı.

Fuselage : Uçak gövdesi. Gövde (bot). Uçak iskeleti.

Carcasses synonyms : corpses, framing, framework, wreck, bones, dead duck, salvage, fuselages, rubblestone, cadavers, bisques, putrefaction, frame, frameworks, wracks, bodies, rubbles, corses, food for worms, cadaver, carrions, dead body, frustums, as dead as a doornail, debris, atomies, bareboned, salvages, dead meat, deader, casualty, wreckage, anatomy.