At rest türkçesi At rest nedir

At rest ile ilgili cümleler

English: Ali has to be careful about what he eats at restaurants because he's allergic to many foods.
Turkish: Ali lokantalarda yediği şeylere dikkat etmeli, çünkü birçok yiyeceğe alerjisi var.

English: They are now at rest.
Turkish: Şu anda dinleniyorlar.

English: An old man was at rest under the tree.
Turkish: Yaşlı bir adam ağacın altında dinleniyordu.

English: Ali doesn't want to eat at that restaurant.
Turkish: Ali o restoranda yemek yemek istemiyor.

English: Ali has been eating at that restaurant since he was a teenager.
Turkish: Ali gençliğinden beri o restoranda yemek yiyor.

At rest ingilizcede ne demek, At rest nerede nasıl kullanılır?

At : Ya. Üzere. Yanında. E. Bir yeri belirtmek için kullanılır. Da. Hatta. Bir miktarı göstermek için kullanılır. Ye. Nezdinde.

Rest : Dayanmak. Dayamak. Destek. Sükun. Bağlı olmak. Uyku. Dayanak. Yaslanmak. Ebedi istirahatte olmak. Kalanlar.

Be at rest : Hareket etmemek. Hareketsiz olmak. Ölmüş olmak. İstirahatte olmak. İşlememek. Çalışmamak.

At a bargain price : İndirimde. Düşük fiyata. İndirimli özel fiyat.

At a blow : Aniden. Birden.

At a clip : Hızla.

At a bound : Bir hamlede.

İngilizce At rest Türkçe anlamı, At rest eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak At rest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deader : Dermansız. Donuk. Keskin. Daha solgun. Unutulmuş. Cansız. Ölmüş. Sönmüş. Acımasız.

Carcases : İskelet. Kalıntı. Cife. Kadavra. Enkaz. Bina iskeleti. Leş. Ceset. Enkaz (gemi vb). Vücut.

Carcasses : İskelet. Enkaz. Kalıntı (argo terim). Kadavra. Leş. Ceset. Gövde.

Brown bread : Siyah ekmek. Koyu renkli çavdar ekmeği. Tam buğday ekmeği. Esmer ekmek. Kara ekmek.

Carcase : Leş. Kesilmiş hayvanın kanı akıtılıp yüzüldükten, deri, kuyruk ve bütün iç organları böbrek ve yağlar hariç çıkarıldıktan sonra geriye kalan bütün gövde, karkas. Gövde. Ceset. Gövde et. Cife. Enkaz (gemi vb). İskelet.

As dead as a doornail : Miadını doldurmuş. Tam anlamıyla ölü. Tarihe karışmış. Miadını dolmuş.

Dead : Cansız. Ölü (renk). Işığı öldürmek. Acımasız. Gerilimsiz. Işığı hızla söndürme eylemi. Ölü zaman. Sönük. Unutulmuş.

Basally : Esaslı biçimde. Esaslı olarak. Duran. Temek olarak. Esaslı bir şekilde. Rahat (fizyoloji). Baz olarak.

Actionless : Atıl. Amelsiz. Etkisiz. Tesirsiz.

Dead meat : Ölü insan. Bitmiş. Ölmüş. (argo terim) ölmek üzere olan veya kesin olarak ölüme mahkum olan kimse.

At rest synonyms : nonmotile, casualty, dead duck, cadavers, dormant, cadaver, nonworking, becalmed, immovable, inert, in repose, flattest, motionless, corpse, inactive, inertial, moveless, immobile, carcass, corpses.