Carcases türkçesi Carcases nedir

Carcases ingilizcede ne demek, Carcases nerede nasıl kullanılır?

Carcase : Kesilmiş hayvanın kanı akıtılıp yüzüldükten, deri, kuyruk ve bütün iç organları böbrek ve yağlar hariç çıkarıldıktan sonra geriye kalan bütün gövde, karkas. Enkaz (gemi vb). Gövde et. İskelet. Ölü. Ceset. Cife. Enkaz. Karkas.

Cold carcas weight : Karkasın +4 oc’de 24 saat dinlendirilmesinden sonraki ağırlığı. Soğuk karkas ağırlığı.

Carcass : Karkas. Döküntü artık. Hayvan ölüsü. Carcase. Cife. Kalıntı (argo terim). İskelet. Birşeyin döküntü parçaları. Gövde et. Ceset.

Carcass compactness : Karkas yoğunluğu. Karkas ağırlığının karkas uzunluğuna oranı.

Carcass composition : Karkas bileşimi. Karkas kalitesini önemli ölçüde etkileyen, karkası oluşturan kas, yağ ve kemik doku oranı. Karkas kompozisyonu.

Carcass meat flour : Memeli hayvanların dokularının kemikler, kıl, tırnak, boynuz ve sindirim kanalı içeriği hariç kısımlarının pişirilip öğütülmesiyle elde edilen yem. Karkas et unu.

Poultry carcass : Kanatlı karkası. Tekniğine uygun olarak kesilmiş, kanı akıtılmış, tüyleri yolunmuş, içi boşaltılıp baş ve ayakları kesilmiş, yıkama ve soğutma işlemi görmüş, suyu sızdırılmış bütün durumdaki kasaplık kanatlı hayvan gövdesi.

 

Carcass conformation : Karkas konformasyonu. Karkas genişliğinin karkas uzunluğuna oranı.

Carcass weight : Kasaplık hayvanın kesilip baş, ayaklar, deri, kuyruk ve bütün iç organları ayrıldıktan sonra geride kalan bütün gövdesinin tartılmasıyla elde edilen ağırlık. Karkas ağırlığı.

Unborn calf carcass by products : Doğmamış buzağı karkas ürünleri. Kesilen ineklerden alınan doğmamış buzağıların bütün karkasından elde edilen, derisi hariç, bütün karkasın öğütülmüş, doğal durumu değiştirilmiş veya taze dondurulmuş biçimi.

İngilizce Carcases Türkçe anlamı, Carcases eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Carcases ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hangovers : İçki sersemliği. Mahmurluk. Eski şey. Akşamdan kalmalık. Akşamdan kalma. Akşamdan kalmalık veya içki sersemliği. Akşamdan kalmışlık. Ayıltı. İçki mahmurluğu.

Corses : (eski kullanım) ölü.

Fuselages : Uçak iskeleti. Gövde (bot). Uçak gövdesi.

Carcass : Gövde et. Yemek için kesilmiş hayvanın ölüsü. Eski ya da bitmemiş tekne iskeleti. Hkr. Döküntü artık.

 

Atomy : Zerre. Atom. Çok küçük madde. Küçücük şey.

Ends : Erek. Ölüm. Sonuç. İzmarit. Akıbet. Bitişi. Kafa. Bitiş. Sonu.

Carrion : Leşçil. Pis. Kokmuş et. Kokmuş. Çürümüş et. Kokmuş şey. Hayvan leşi. Leş (argo terim).

Remainder : Bakiye. Satılmayıp elde kalan kitap. Para üstü. Kalan. Tortu. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Artık. Elden çıkarmak. Miras kalan şey. Artan.

Stiff : Resmi. Pekişmiş. Eğilmez. Zor. Koyu. Kuvvetli. Baş belası. Sert. Çok yüksek.

Anatomy : Biyolojinin canlıların iç yapıları ile uğraşan dalı, yapı bilimi. İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbirleriyle olan ilgilerini inceleyen bilim dalı, yapı bilimi. herhangi bir organizmanın yapısı. Anatomik yapı. Gövdebilim. Vücut yapısı. İnceleme. Anatomi. Yapıbilim. Gövde yapısı.

Carcases synonyms : disgusting thing, caucasus mountains, cadavers, finding, end, hangover, food for worms, cadaver, debris, flesh, anatomies, putrefaction, brown bread, corpses, frustum, bisque, casualty, bodies, wreckage, circassian, skeleton, wreck, as dead as a doornail, body, frame, carrions, person, dead body, bisques, being, airframe, wracks, dead.