Deputy türkçesi Deputy nedir

Deputy ile ilgili cümleler

English: He appointed John to act as his deputy.
Turkish: O, John'u vekili olarak hareket etmesi için atadı.

English: I'm your deputy.
Turkish: Ben sizin vekilinizim.

English: He will be my deputy while I am away.
Turkish: Ben uzaktayken o benim yardımcım olacak.

English: He attended the meeting as deputy president.
Turkish: Başkan yardımcısı olarak toplantıya katıldı.

English: The defendant was about to stand trial when he grabbed the deputy's gun and shot the judge.
Turkish: Davalı, milletvekilinin silahını kaptığında ve yargıcı vurduğunda yargılanmak üzereydi.

Deputy ingilizcede ne demek, Deputy nerede nasıl kullanılır?

Deputy battalion commander : Tabur komutanı vekili. Bir taburda ikinci sırada gelen komutan. Tabur komutanı yardımcısı.

Deputy chairman : Başkan vekili. Asbaşkan.

Deputy chief electrician : Baş elektrikçinin yardımcısı. Baş elektrikçi yardımcısı.

Deputy chief of the general staff : Genelkurmay ikinci başkanı.

Deputy commander : Komutan yardımcısı. Şef yardımcısı. Komutan vekili. Bir polis gücünde üst derece rütbe (baş komiserin üstünde ve amirin altında, orduda yarbaya denk gelir). Amir yardımcısı.

 

Deputy leader of the party : Parti başkan vekili.

Deputy dean : Dekan yardımcısı. Dekan vekili. Yardımcı dekan.

Deputy governor : Vali yardımcısı. Vali muavini.

Deputy district attorney : Bölge savcısı yardımcısı. Bölge savcısı vekili. Ceza kovuşturmaları başsavcısının vekili veya yardımcısı.

Deputy manager : Müdür muavini. Müdür yardımcısı.

İngilizce Deputy Türkçe anlamı, Deputy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deputy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ambassadors : Büyükelçi. Elçi. Büyük elçiler.

Barrister : Dava vekili (ingiliz ingilizcesi). Avukat. En yüksek mahkemelerde dava görebilen avukat. Avukat (amerikan ingilizcesi). Dava vekili. Duruşmaya çıkan avukat.

Adjuncts : Ek. İkinci derecede olan şey. İlave. Mütemmim. Tamamlayan. Tamamlayıcı. İkinci dereceden şey. Niteleme sözcüğü.

Accessary : Suçortağı. Suç ortağı olan. Aksesuar. Suç ortağı. Yardakçı.

Ambassador : Sefir. Büyük elçi. Büyükelçi. Elçi.

Ballyhoo man : Tanıtım yapan kimse (özellikle de bir restoran dışında müşterilere yönelik olarak yüksek sesle). Avukat. Yüksek sesle propaganda yapan.

Bulled : Vurguncu. Spekülatör. Gaf. Boğa. Hisselerin değerini yükseltmek. Kocaman erkek hayvan. Zırva. Piyasayı yükseltmek (borsa). Spekülasyon yapmak.

Parliamentarians : Parlamenter. Parlamento.

Congressmen : Abd'de kongre azası. Kongre üyesi. Meclis üyesi. Parlamento üyesi. Abd temsilciler meclisi üyesi (erkek).

Actings : Oyunculuk. Yapan. Temsil. Oyun. Davranan. Oynama. Hareket eden. Rol yapma. Aktörlük.

 

Deputy synonyms : vice regent, peace officer, bailiff, assistor, representative, delegate, assignees, commissioner, cop, administrators, canvassers, assistants, agency, adjutants, attorney, concessionaire, bobbies, feds, representatives, help, accessorily, congressman, acolytes, commissary, mp, coryphaei, agent, commissioners, undersheriff, envoi, barristers, accessorius, accessaries.

Deputy ingilizce tanımı, definition of Deputy

Deputy kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A vicegerent. A lieutenant. As, the deputy of a prince, of a sheriff, of a township, etc. A representative. A delegate. One appointed as the substitute of another, and empowered to act for him, in his name or his behalf. A substitute in office.