Descendants türkçesi Descendants nedir

  • Altsoyu.
  • Nesiller.
  • Zürriyet.
  • Bir kimsenin en uzak dereceye kadar olan tüm zürriyeti.
  • Soylar.
  • Gelecek kuşaklar.
  • Soy.
  • Jenerasyonlar.
  • Gelecek nesiller.
  • Nesil.
  • Zürriyetler.
  • Ahfad.
  • Füru.
  • Kuşaklar.

Descendants ile ilgili cümleler

English: The natives of the North-West Pacific Coast of America were probably descendants of tribes from Asia.
Turkish: Amerika'nın Kuzey-Batı Pasifik sahili yerlileri muhtemelen Asyalı kabilelerin soyundandı.

English: We want to leave our descendants a clean and green earth.
Turkish: Torunlarımıza temiz ve yeşil bir dünya bırakmak istiyoruz.

Descendants ingilizcede ne demek, Descendants nerede nasıl kullanılır?

Descendants of abraham : İbrahim peygamberin soyu. Yahudi kimse. İsrailli kimse. Musevi kimse. İbrahim peygamberin zürriyetinden olan kimse.

Had no descendants : Alt nesli yoktu. Çocukları yoktu. Çocuk doğurmadı.

Descendant generation : Yeni kuşak. Bir bireye göre daha genç olan bireylerin (oğul, yeğen vb.) oluşturduğu kuşak.

Descendant : Neslinden olan. Döl. İn soyundan gelen kimse. Oğul. Soyundan gelen kimse. Torun. Düşen şey. Birinin soyundan gelen kimse. -in soyundan gelen kimse. Neslinden olan kişi.

Descendance : Zürriyet. Torunlar. Soy. Çocuklar.

Descend : Detaya inmek. Alçalmak. Düşmek. Madene inmek. Soyundan gelmek. Baskın yapmak. Üşüşmek. Saldırmak. Sökün etmek. Miras kalmak.

 

Descendens : Dessendens. İnen, inici.

Descend upon : Çullanmak. Üzerine üşüşmek. Üşüşmek. Hücum etmek. Üzerine çullanmak. Üzerine hücum etmek.

Descendable : İntikal edebilir.

Descend from father to son : Babadan oğula geçmek.

İngilizce Descendants Türkçe anlamı, Descendants eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Descendants ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exitus : Eksitus. Ölüm (latince). Ölüm. Dışarı çıkılacak yer. ölüm.

Flesh and blood : Kodak. Akrabalar. Akraba. İnsan. İnsanoğlu. İnsan doğası. İnsanlık.

Breeding : Özellikle tırıs ve dörtnal koşma sırasında ve konkur atlarında daha çok görülen, atın yürürken arka ayak nalının ön kısmıyla ön bacağa vurmasıyla meydana gelen, atlarda görülen bir yürüyüş kusuru. Görgü. Evcil hayvanlar yetiştirerek onların her çeşit ürünlerinden, kimilerinin de güçlerinden yararlanmayı amaçlayan ve geniş anlamda tarımsal yaşamın bir kolu sayılan etkinlik. Edep. Hayvancılık. Yavrulama. Dönüşüm oranı 1 'den büyük olan işlem. Görgü kuralları. Kesit.

Progeniture : Döl. Meydana getirme.

Breed : Eğitmek. Cins. Yavrulamak. Damızlık olarak beslemek. Doğurmak. Çiftleşmek. Irk. Üretmek. Sebep olmak. Bir tür içinde ortak karakterlere sahip olan ve bu karakterlerini kalıtım yoluyla yavrularına geçiren hayvan grupları.

Ancestors : Ata. Ecdat. Cet.

Generation : Soy, kuşak, nesil. üretim, meydana getirme, üreme. Oluşturma. Yaklaşık olarak 25-30 yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği. bk. eski kuşak, yeni kuşak, yaş kümesi. Batın. Döl. Jenerasyon. Üretim. Kuşak. Doğuş.

 

Bloods : Asalet. Kan bağı. Dem. Huy. Kan. Adam öldürme. Yapı. Los angeles'ta başlayan ve tüm birleşik devletler'e yayılan sokak çetesi (crips'in baş rakibi). Akrabalık.

Blooding : Kan bağı. Adam öldürme. Kan. Akrabalık. Asalet. Huy. Yapı. Dem.

Bloodings : Dem. Kan bağı. Asalet. Akrabalık. Kan. Yapı. Huy. Adam öldürme.

Descendants synonyms : biological group, descent, breeds, offsprings, ancestry, birth, offspring, branches, coming generation, lineage, extractions, bloodline, ancestries, descents, ascendance, ancestresses, the offspring, ascendence, blood, bloodstock, lineages, births, bands, posterities, descendance, blood line, extraction, bloodlines, posterity.