Generation türkçesi Generation nedir

  • Nesil.
  • Oluşturma.
  • Soy.
  • Dünyaya getirme.
  • Oğul birey; doğal olarak soyların birbiri arkasından gelen basamakları. örnek: büyük anne, büyük baba, anne, baba, çocuk, torun. nesil, generasyon, jenerasyon.
  • Döl.
  • Üretme.
  • Doğuş.
  • Batın.
  • Üretim.
  • Tenasül.
  • Jenerasyon.
  • Soy, kuşak, nesil. üretim, meydana getirme, üreme.
  • Kuşak.
  • Bilgisayar, biyoloji, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Yaklaşık olarak 25-30 yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği. bk. eski kuşak, yeni kuşak, yaş kümesi.

Generation ile ilgili cümleler

English: Many people in my grandfather's generation grew up on farms.
Turkish: Büyükbabamın kuşağındaki birçok insan çiftliklerde büyüdüler.

English: Our generation has seen a lot of changes.
Turkish: Bizim nesil bir sürü değişilik gördü.

English: Fully automatic story generation remains an unsolved problem for computer scientists.
Turkish: Tam otomatik hikaye üretimi bilgisayar bilim adamları için çözülmemiş bir sorun kalmaya devam etmektedir.

English: If it were not for books, each generation would have to rediscover for itself the truths of the past.
Turkish: Kitaplar olmasaydı, her nesil kendisi için geçmişin gerçeklerini yeniden keşfetmek zorunda kalacaktı.

English: Parents look to the new generation as a generation that is far from reality and busy running after unrealistic dreams.
Turkish: Ebeveynler yeni nesile gerçeklikten uzak ve gerçekçi olmayan hayallerin peşinde koşturan bir nesil olarak olarak bakıyor.

 

Generation ingilizcede ne demek, Generation nerede nasıl kullanılır?

Generation gap : Kuşak çatışması. Nesil farkı. Kuşak farkı. Kuşaklar arasındaki fark. Nesil kopukluğu.

Generation interval : Sürüde damızlık olarak kullanılan hayvanların doğdukları sırada ebeveynlerinin ortalama yaşı, ikilenme süresi . Jenerasyon aralığı.

Generation period : İkilenme süresi. Jenerasyon süresi. Jenerasyon aralığı.

Generation time : Bir fisyondan çıkan nötronların, başka fisyonlar oluşturabilmesi için gerekli olan ortalama süre. İkilenme süresi. Oluşma süresi. Oluşum süresi. Üretim süresi.

Generation x : X kuşağı. 1960 sonrası doğan amerikalılar kuşağı (genellikle geleneksel değerlere karşı çıkan ve kitlesel medya ve teknolojiden etkilenen olarak tanımlanır).

First generation dupe : Çoğaltım negatifi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir pozitiften basım yoluyla elde edilmiş negatif film; ana negatif dışındaki herhangi bir negatif. (bir başka negatif ya da pozitif elde etmekte kullanılır. çoğaltım eşlemi de denir).

First generation computers : Birinci nesil bilgisayarlar. 1950'lerde geliştirilen ve vakum tüplari vasıtasıyla çalışan çok erken dönem bilgisayarları. Birinci kuşak bilgisayar.

Fourth generation computers : Dördüncü kuşak bilgisayar. Elektronik çipler ile çalıştırılan ve 1980'li yıllarda geliştirilen mikrobilgisayarlar.

From generation to generation : Nesilden nesile.

 

First generation human rights : Birinci kuşak haklar.

İngilizce Generation Türkçe anlamı, Generation eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Generation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abdomens : Karın (böcek gövdesinde). Karın. Böcek gövdesinin alt kısım. Karnın altı. Abdomen.

Auroras : Tan vakti. Arora. Gün ağarması. Atmosferin aydınlanması olayı (aurora australis {güney ışığı} ve aurora borealis {kuzey ışığı}). Şafak. Fecir. Tan. Seher vakti. Aurora.

Effectuating : Gerçekleştirmek. Yerine getirme. Sonuç verme. Etkileme. Tesir etme. Oluşturmak. Meydana getirmek.

Breechcloths : Peştemal. Bel bölgesini örten giysi. Kısa don. Kısa külot. Peştamal. Bele sarılan havlu.

Ascendence : Hakimiyet. Yukarı çıkma. Üstünlük. Egemenlik. Kontrol.

Procurement : Temin. Firmanın üretim sürecinde kullanmak üzere aramalı, hammadde ve sermaye mallarını sağlaması. Bulma. Vekalet. Alış. Sağlama. Satın alma. Tedarik.

Cincture : Pervaz. Kuşak dolamak. Dolamak. Kuşatmak. Kemer. Sarmak. Çevrelemek.

Geneses : Oluş. Yaradılış. Türüm. Doğum. Hilkat. İncil'in ilk kitabı. Başlangıç. Başlama noktası. Kaynak. Oluşum.

Nascence : Oluşum. Hayat bulma. Yeni oluşmuş biçimde olma durumu. Açığa çıkış. Doğma süreci. Meydana geliş. Belirme. Var olmaya başlama. Başlangıç.

Aurora : Seher vakti. Şafak. Seher. Gün ağarması. Tan. Tan vakti. Tansızlığı. Fecir. Şafak tanrıçası (mitoloji terimi).

Generation synonyms : youth culture, gen x, biological group, baby boom generation, outputs, nascencies, birth of jesus christ, nascences, posterity, semen, reproductive, cinctures, coevals, blood, ceinture, venter, blood line, blooding, constitution, authoring, ejeculate, generating, band spectrum, abdominal belt, ancestors, semens, ascendance, constitutions, breechcloth, formation, fabricating, nascency, abdomen.

Generation zıt anlamlı kelimeler, Generation kelime anlamı

Ending : Baş. Ad veya fiil soylu kelimeler üzerine gelerek, bağlı oldukları kelime gruplarına göre, kelimeler arasında durum, iyelik, çokluk, kip, zaman, şahıs, sayı vb. ilişkiler kuran ek: ev+ler, oda+da, kapı+sı+nı, çalış-ıyor-um, gel-me-di, oku-y-acak-mı?, bekliyor-lar-mış vb. Bitirme. Çekim eki. Bir oyunun gelişimi içinde düğümlerin çözülmeye başladığı kesim. Çözüm sahnesi. İşletme ekleri. Sonek. Oyunun son sahnesi. Ecel.

Generation ingilizce tanımı, definition of Generation

Generation kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of generating or begetting. Procreation, as of animals.