Descendant generation türkçesi Descendant generation nedir

  • Yeni kuşak.
  • Bir bireye göre daha genç olan bireylerin (oğul, yeğen vb.) oluşturduğu kuşak.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.

Descendant generation ingilizcede ne demek, Descendant generation nerede nasıl kullanılır?

Descendant : Düşen şey. Döl. Soyundan gelen kimse. Torun. -in soyundan gelen kimse. Neslinden olan kişi. Neslinden olan. Oğul. İn soyundan gelen kimse. Birinin soyundan gelen kimse.

Generation : Döl. Yaklaşık olarak 25-30 yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği. bk. eski kuşak, yeni kuşak, yaş kümesi. Doğuş. Soy, kuşak, nesil. üretim, meydana getirme, üreme. Soy. Üretim. Nesil. Oğul birey; doğal olarak soyların birbiri arkasından gelen basamakları. örnek: büyük anne, büyük baba, anne, baba, çocuk, torun. nesil, generasyon, jenerasyon. Batın. Tenasül.

Descendants : Zürriyet. Gelecek nesiller. Füru. Nesil. Nesiller. Soy. Jenerasyonlar. Gelecek kuşaklar. Kuşaklar. Altsoyu.

Descendants of abraham : İsrailli kimse. İbrahim peygamberin soyu. İbrahim peygamberin zürriyetinden olan kimse. Yahudi kimse. Musevi kimse.

Address generation : Adres hesaplaması. Adres üretimi. Adres üretme. Adres oluşturma. Adres geliştirme.

Albumin degeneration : Akut hücre şişliği. Albümin dejenerasyonu.

İngilizce Descendant generation Türkçe anlamı, Descendant generation eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Descendant generation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aesthetic : Estetik. Güzelduyu. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi. Bedii.

Agnation : Soydaşlık. Bir ailede baba ve erkek üyeler yoluyla oluşan kan yakınlığı. bu tür yakınlıktan oluşan yakınlık kümesi. Akrabalık (baba tarafından). Akrabalık (baba taraf.). Hısımlık. Akrabalık. Baba tarafından akrabalık.

Achievement motive : Başarı güdüsü. Herhangi bir amacı gerçekleştirme güdüsü. Başarma güdüsü. Amaç doğrultusunda engelleri ve güçlükleri aşma azim ve kararlılığı.

Abilities : Yetenekler. Yetenek. Kabiliyet. Beceri. Yeterlik. Güç. Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri. İktidar.

Age distribution : Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı. Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları. Yaş dağılımı.

Acclimatation : Toplumsal kümelerin, dirimbilimsel bakımdan yeni bir ortamın iklim koşullarına uyum sağlaması süreci. İklimuyum.

New generation : Teknolojik ilerleme. Yeni nesil. Bir ürünün gelişimindeki yeni aşama.

Alienation : Devretme. Soğutma. Belli tarihsel koşullarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin (emeğin, paranın, toplumsal ilişki sonuçlarının, insanın özelliklerinin ve yeteneklerinin) bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen ya da özlerinde olduklarından değişik biçimde kavranması. Devir. Uzaklaşma. Yabancılaştırma. Yabancı emek. Ötekileştirme. Aliyenasyon. Dengesizlik.

 

All round development of individual : Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi. Tümsel gelişim.

Acculturation : Bir kültürün ya da bir kültür öğesinin başka bir kültüre girmesi sonucu her ikisinin de değişmeye uğraması süreci. Kültür etkileşimleri. Çevresindeki kültürü kabullenme. Kültürel etkileşim. Kültürel uyum. Kültürlenme ya da kültürel etkileşim. Ekinsel yozlaşma. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir. Kültürlenme.

Descendant generation synonyms : adjustment in marriage, affection, age grade, agression, age group, adaptive behavior, aesthetical ideal.