Dewpoint türkçesi Dewpoint nedir

  • Çiğ noktası.
  • İşba sıcaklığı.
  • Çiylenme noktası.
  • Çiy noktası.
  • Çiylenme çekidi.

İngilizce Dewpoint Türkçe anlamı, Dewpoint eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dewpoint ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Complexion : Mahiyet. Yön. Cilt. Ten. Beniz. Renk. Doğa. Yüzün rengi. Tutum. Görünüm.

Stance : Görüş. Tutum. Duruş (biçimi). Hal. Durum. Bakış açısı. Duruş. Bazı oyunlarda vücudun duruşu. Vaziyet.

Posture : Vücudun ve bölümlerinin, kasların duruk çalışma gücü ile, ağırlığın etkisine karşı düzene girmesi ve direnmesi. Kurulmak. Dik durmak. Duruş (vücut). Tutum. Poz. Postür. Durum. Kasılmak. Taslamak.

Cityscape : Şehir manzarası. Şehrin görüntüsü. Kentsel peyzaj. Şehir fotografı veya şehir resmi.

Position : Mevki. Durmak (bir yerde). Bir dizgide, bir damganın oturabildiği ve bir sıra sayısınca tanıtılabilen her bir yer. Görüş. Makam. Memuriyet. Doğum sırasında yavrunun belirli bir noktasıyla apertura pelvis kranyalisin belirli noktaları arasındaki ilişki, pozisyon. Vücudun, herhangi bir bölümü üzerinde, alıştırma için aldığı biçim. Yerini belirlemek. Pozisyon.

Stand : Alıcı ya da göstericinin çalıştırılması sırasında sallanmamalarını sağlamak amacıyla kullanılan üç ayaklı destek. Gitar, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sineye çekmek. Ayakta durmak. Kullanılmadığı zamanlarda gitarı dengede tutmak için altına yerleştirilen sehpa. Ayaklık. Desteklemek. Çekilmek. Ayağa kalkmak. Dikilmek.

 

Vantage point : Gözetleme için uygun olan yer. Bakış açısı. Stratejik nokta. Avantajlı yer. Geniş görüş sağlayan nokta.

Point of view : Görüş açısı. Görüş noktası. Açı. Görüş. Cihet. Noktainazar. Bakım. Bakış açısı.

Standpoint : Bakım. Bakış açısı. Görüş. Görüş noktası. Görüş açısı. Görüş çekidi.

Vantage : Bakış noktası. Avantaj. Seyretme yeri. Üstünlük. Avantajlı durum.

Dewpoint synonyms : angle, landscape, dew point, slant.

Dewpoint zıt anlamlı kelimeler, Dewpoint kelime anlamı

Break : Çatlatmak. Söylemek. Yakın dövüşü bırakmak. Kesmek. (ses) gitmek veya kısılmak. Kesme. Ara vermek. Ani değişim. Açmak. Parçalanmak.

Dewpoint ingilizce tanımı, definition of Dewpoint

Dewpoint kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The temperature at which dew begins to form. It varies with the humidity and temperature of the atmosphere.