Stance türkçesi Stance nedir

  • Görüş.
  • Tutum.
  • Hal.
  • Bakış açısı.
  • Duruş.
  • Duruş (biçimi).
  • Bazı oyunlarda vücudun duruşu.
  • Durum.
  • Vaziyet.

Stance ile ilgili cümleler

English: A light-year is a unit of distance. It is the distance that light can travel in one year.
Turkish: Bir ışık yılı bir mesafe birimidir. Bu, ışığın bir yılda seyahat edebileceği mesafedir.

English: He had a strong stance on the subject.
Turkish: Konuyla ilgili güçlü bir duruşu vardı.

English: One speech, one particular stance, one wrong statement can change everything all of a sudden.
Turkish: Bir konuşma, bir tutum, hatalı bir açıklama bir anda her şeyi değiştirebilir.

English: He took an uncertain stance.
Turkish: O değişken bir tutum takındı.

English: A Frenchman, for instance, might find it hard to laugh at a Russian joke.
Turkish: Bir Fransız, mesela, bir Rus şakasına gülmekte zorlanır.

Stance ingilizcede ne demek, Stance nerede nasıl kullanılır?

Hawkish stance : Savaş yanlısı tutum. Güçlü bir askeri güce dayalı saldırgan bir dış politikayı savunan tutum. Uzlaşmaya karşı olan pozisyon.

Stances : Duruş. Hal. Vaziyet. Bakış açısı. Tutum. Duruş (biçimi). Görüş. Bazı oyunlarda vücudun duruşu. Durum.

A good distance off : Oldukça uzak. Epeyce uzakta. Epey uzakta.

 

A man of substance : Varlıklı adam.

Abide by the circumstances : Her koşulda itaat.

Acid resistance test : Aside dayanıklılık testi.

Active substance : Canlı vücudundaki fizyolojik, biyokimyasal ve parolojik süreçleri yapı veya görev açısından farmakolojik olarak etkileyen, hastalıkların tanı, tedavi veya korunmasında etkin olan herhangi bir ilaç veya benzeri maddenin ana bileşeni. Aktif madde. Etken madde.

Acidoresistance : Asidorezistans. Aside dayanıklı.

Abrasion resistance : Aşınma dayanıklılığı. Aşınma direnci. Aşınmaya karşı direnç. Aşınma dayanımı. Çizinme direnci. Aşınmaya dayanıklılık. Aşınmaya karşı dayanıklılık.

Actual circumstances : Asıl durumlar. Fiili gerçek durumlar.

İngilizce Stance Türkçe anlamı, Stance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Comportment : Tavır. Davranış.

Posture : Poz vermek. Kasılmak. Kasım kasım kasılmak. Taslamak. Dik durmak. Jimnastik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Duruş (vücut). Bedenin genel duruşu.

Hard line : Uzlaşmaz. Katı. Katı tutum. Çok az. Talihsizlik. Ödünsüz davranış. Şanssızlık. Ödünsüz. Sert. Sıkı.

Cessations : Ara verme. Fasıla. Sona erme. Ara. Kesilme. Durdurulma. İnkıta. Durma.

Stand : Kalmak. Bulunmak. Kanıtlamak. Göğüs germek. Katlanmak. Tahammül etmek. Sineye çekmek. Dayanmak. Dikilmek. Desteklemek.

Demeanour : Davranış. Tavır. Davranış biçimi. Hareket.

Address : Göndermek. Söz yöneltmek. (sorunların) üzerine gitmek. Nutuk çekmek. Adres. Nutuk. Söylev. Söylev vermek. Hitap etmek.

Affair : Konu. İlişki. İş. Mesele. Sorun. Hadise. Aşk ilişkisi. Şey. Gönül macerası. Olay.

 

Attitudes : Düşünce ve tepki. Tavır. Düşünce. Mal veya fikre karşı uzun süreli duygu. Bir eşya. Konum. Fikir.

Capacity : Herhangi bir tiyatro alanının ya da salonunun alabileceği seyirci sayısını gösteren kavram. birim gerilimde bir nesneye sığabilen elektrik yükü niteliği. Özgüç. Hacim. Mevki. Toplumbilimde başlıca ölçüm konularından biri olan ve bireyin belli bir alandaki öğrenme ve yetişme olanaklarının sınırını gösteren yeti. Yeterlik. Sıfat. Birim gerilimde bir nesneye sığabilen kıvıl yük niceliği. Güç.

Stance synonyms : carriage, aspect, case, erectness, attitude, outlooks, demeanors, presence, vantage point, apprehension, viewpoint, complexion, gestes, configuration, estates, stances, assess, concept, geste, bearing, contexts, state of affairs, feeling, aspects, demeanor, context, line of sight, position, status, apprehensions, economy, disposition, conjuncture.

Stance ingilizce tanımı, definition of Stance

Stance kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A stanza. The position of a player`s feet, relative to each other and to the ball, when he is making a stroke.