Differs türkçesi Differs nedir

  • Farklı olmak.
  • Anlaşamamak.
  • Farlı düşünmek.
  • Farklı anahtar sayısı.
  • Benzememek.
  • Ters düşmek.

Differs ile ilgili cümleler

English: It differs from culture to culture.
Turkish: Bu kültürden kültüre farklılık gösterir.

English: In that respect, my opinion differs from yours.
Turkish: O bakımdan benim görüşüm sizinkinden farklıdır.

English: He differs from me in some ways.
Turkish: O, bazı bakımlardan benden farklı.

English: British English differs from American English in many ways.
Turkish: İngiliz İngilizcesi Amerikan İngilizcesinden pek çok yönden farklıdır.

English: Her idea differs entirely from mine.
Turkish: Onun fikri benimkinden tamamen farklı.

Differs ingilizcede ne demek, Differs nerede nasıl kullanılır?

Differ from : Başka olmak. Farklılık göstermek. -den ayrılmak. Benzememek. Aynı fikirde olmamak. -den başka olmak. Diğerlerinden ayrılmak. Farklı olmak. -den farklı olmak.

Differ in kind : Farklılık göstermek. Farklı özellikler göstermek. Çeşitlilik göstermek.

Differ with : Ayrılmak. İle farklılık göstermek. İle çakışmak. Farklı görüşte olmak. Bozuşmak. İle aynı fikirde olmamak. İle uyuşmamak.

Agree to differ : Ayrı şeyler düşünebilmek. Aynı fikirde olmamaya razı olmak. Karşıt görüşte olmaya razı olmak.

 

Beg to differ : İzin isteyerek karşı çıkmak. İzninizle bu düşüncede değilim. Aynı düşüncede olmamak. Müsaadeyle aynı fikirde olmamak. Müsaade isteyerek karşı çıkmak. Aynı fikirde olmamak.

Differed : Farklı olmak. Ters düşmek. Değişiklik göstermek. Farklı düşünmek. Değişik olmak. Ayrılmak. Farlı düşünmek. Aynı fikirde olmamak. Ayrıcalık göstermek. Anlaşamamak.

To beg to differ : Bir konuyu tartışmak için kendini koyvermek.

Difference detector : Fark detektörü.

Difference : Dava. Olay, nesne ya da özellikleri birbirinden ayıran ve algılanabilen başkalık, bk. benzerlik. Kavga. İhtilaf. Ayrım. Farklılık. Fikir ayrılığı. Ayrılık. Anlaşmazlık.

Differ : Ters düşmek. Ayrılmak. Farlı düşünmek. Benzememek. Aynı fikirde olmamak. Değişiklik göstermek. Ayrıcalık göstermek. Farklı olmak. Farklı düşünmek. Anlaşamamak.

İngilizce Differs Türkçe anlamı, Differs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Differs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Belie : Örtmek (sahte bir şey gerçek bir şeyi). Çelişmek. Gizlemek. Yalanlamak. Gerçek olduğunu gizlemek. Maskelemek. Yalancı çıkarmak. Yanıltmak.

Depart : Gitmek. Uzaklaşmak. Ayrılmak (uçak vb). Yola çıkmak. Vefat etmek. Caymak. Yolundan sapmak. Hareket etmek. Ölmek. Ayrılmak.

Clashing : Uyuşmamak. Bindirmek. Gitmemek. Çarpmak. Çarpışma. Uymamak. Çarpışan. Çatışmak. Çatırdamak.

Colliding : Çatışmak. Çarpışan. Zıt düşmek. Çarpışmak. Çarpmak.

Varies : Değiştirmek. Çeşitlendirmek. Çeşitlemek. Değişmek. Çeşitli olmak. Değişime uğramak. Başkalaşmak. Değişik olmak. Islah etmek.

 

Clumsy person : Beceriksiz kişi.

Clashed : Çatışmak. Gürültü yapmak. Gümbürdemek. Çarpışma. Bindirmek. Uymamak. Çatırdamak. Mücadeleye girişmek. Gitmemek.

Belies : Maskelemek. Yanıltmak. Yalancı çıkarmak. Gizlemek. Gerçek olduğunu gizlemek. Örtmek (sahte bir şey gerçek bir şeyi). Yalanlamak. Çelişmek.

Fail to reach an agreement : Anlaşmaya varamamak.

Differed : Değişiklik göstermek. Aynı fikirde olmamak. Ayrıcalık göstermek. Ayrılmak. Değişik olmak.

Differs synonyms : the clash, be contradictory, fall foul, diverged, belying, diverging, counterpoint, be different, differing, belied, disagrees, contradict, contrast, differ from, be contrary, disagree, collides, deviate, collided, disagreed, clashes, contradicting, clash, diverges, be contrary to, differ, vary, fail to agree, collide, differentiate, differentiates, contradicted, ablude.

Differs zıt anlamlı kelimeler, Differs kelime anlamı

Conform : İntibak etmek. Uymak. Boyun eğmek. Tevafuk etmek. Uygulamak. Uydurmak. Alıştırmak. Uyumlu olmak.

Equal : Akran. -e eşit olmak. Eş değerde olmak. Eşdeğerde olmak. Karşılık gelmek. Eşit. Egale etmek. Eşit olmak. Muadili olmak. Denk.

Agree : Uzlaşmak. Razı olmak. Birleşmek. Hemfikir olmak. Kararlaştırmak. Aynı fikirde olmak. Bağdaşmak. Kabul etmek. Uyuşmak. Rıza göstermek.