Dignity türkçesi Dignity nedir

Dignity ile ilgili cümleler

English: All human beings are born free and equal in dignity and rights. They are endowed with reason and conscience and should act towards one another in a spirit of brotherhood.
Turkish: Tüm insanlar özgür, şeref ve haklar bakımından eşit doğar. Akıl ve vicdana sahiplerdir ve birbirlerine karşı kardeşlik ruhuyla hareket etmelidir.

English: I have come here to seek a new beginning between the United States and Muslims around the world; one based upon mutual interest and mutual respect; and one based upon the truth that America and Islam are not exclusive, and need not be in competition. Instead, they overlap, and share common principles – principles of justice and progress; tolerance and the dignity of all human beings.
Turkish: Ben buraya dünyada Birleşik Devletler ve Müslümanlar arasında yeni bir başlangıç noktası aramak için geldim; biri karşılıklı ilgi ve karşılıklı saygıya dayalı; biri Amerika ve Müslümanın münhasır olmadığı ve rekabet içinde olması gerekmeyen gerçeğine dayalı.Bunun yerine onlar örtüşürler ve ortak prensipleri paylaşırlar - adalet ve ilerleme prensipleri tüm insanların hoşgörü ve haysiyeti.

 

English: Everyone who works has the right to just and favourable remuneration ensuring for himself and his family an existence worthy of human dignity, and supplemented, if necessary, by other means of social protection.
Turkish: Çalışan her kimsenin kendisine ve ailesine insanlık haysiyetine uygun bir yaşayış sağlayan ve gerekirse her türlü sosyal koruma vasıtalarıyla da tamamlanan adil ve elverişli bir ücrete hakkı vardır.

English: I still have my dignity.
Turkish: Hâlâ itibarım var.

English: Everyone, as a member of society, has the right to social security and is entitled to realization, through national effort and international co-operation and in accordance with the organization and resources of each State, of the economic, social and cultural rights indispensable for his dignity and the free development of his personality.
Turkish: Her şahsın, cemiyetin bir üyesi olmak itibariyle, sosyal güvenliğe hakkı vardır; haysiyeti için ve şahsiyetinin serbestçe gelişmesi için zaruri olan ekonomik, sosyal ve kültürel hakların milli gayret ve milletlerarası işbirliği yoluyla ve her devletin teşkilatı ve kaynaklarıyla mütenasip olarak gerçekleştirilmesine hakkı vardır.

Dignity ingilizcede ne demek, Dignity nerede nasıl kullanılır?

Impugn the dignity : Karakterinin kalitesinden şüphe duymak. Değerinden kuşku duymak. Saygınlıktan şüphe etmek. Değerini sorgulamak.

Indignity : Onur kırıcı davranış. Onur kırıcı durum. Hakaret. Gurur kırıcı davranış. Küçük düşürücü hareket. Hürmetsizlik. Rezalet. Saygısızlık. Küçüklük. Küçük düşürücü durum.

 

Dignitaries : Rical. Büyük adam. Yüksek mevkili kimse. Yüksek rütbeliler. Erkan. Ruhani lider.

Dignitary : Kodaman. Yüksek mevki sahibi. Yüksek mevkili kimse. İleri gelen. Yüksek memur. Rütbe sahibi. Mevki sahibi. Ruhani lider. Büyük adam.

Dignities : Rütbe. Vakar. Yüksek makam. Şeref. Asalet. Kıymet. Temkin. Haysiyet. İzzet. Onur.

Infra dignitatem : Yakışıksız.

Dignified appearance : Görkemli tavır. Ağırbaşlı görünüm. Ayrıcalıklı duruş. Oturaklı görünüş.

Dignification : Değer verme. Yüceltme.

Dignifying : Şeref vermek. Paye vermek. Yüceltmek. Onurlandırmak. Değer vermek. Büyütmek.

Dignify : Paye vermek. Şeref vermek. Onurlandırmak. Değer vermek. Yüceltmek. Büyütmek.

İngilizce Dignity Türkçe anlamı, Dignity eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dignity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dearness : Sevgi. Sevgililik. Kıymetlilik. Pahalılık.

Self worth : Kendi değeri. Kendi değerinin hissi.

Sedateness : Usluluk. Aklı başındalık.

Statuesque : Heykel gibi (kimse). Heybetli. Heykel gibi. Endamlı ve güzel.

Pride : Tafra. Gurur duymak. Gösteriş. Debdebe. Kıvanç. Tüylerini kabartmak (kuş). Gurur. Azamet. İzzetinefis.

Effectiveness : Yürürlüğe girmesi. Etkenlik. Geçerlilik. Etkileyicilik. Tesirlilik. Tesir. Etkinlik. Geçerlik. Yararlılık. Etki.

Solemnities : Dinsel tören. Büyük ciddiyet. İhtişam. Heybet. Dini tören. Resmilik. Ciddilik. Kanuni formalite.

Eminency : Tepe.

Credit : Beğeni. Vade. Emniyet. Kazanç. Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenilen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak, bir yarı-yıl ya da bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini niceliksel olarak gösteren birim. Sayca. Alacaklarıdırma. Kredi. Yatırmak. Öğrenim ödencesi.

Greatness : Ululuk. Cesamet. Çokluk. Büyüklük. Azamet. Şöhret.

Dignity synonyms : account, ascendancy, knighthoods, worth, lordliness, imperturbableness, excellence, demureness, crucialness, self possession, promotions, highnesses, nobility, goodwill, esteem, esteems, levelheadedness, preciousness, distinctions, stabilities, noblesse, cautions, valuation, caution, sobriety, costliness, self respect, bearing, graveness, exactingness, highness, credibilities, face.

Dignity zıt anlamlı kelimeler, Dignity kelime anlamı

Humility : Tevazu. Mahviyet. Alçakgönüllülük. Alçak gönüllülük.

Dignity ingilizce tanımı, definition of Dignity

Dignity kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : True worth. Elevation of mind or character. Excellence. The state of being worthy or honorable.