Dilatory türkçesi Dilatory nedir

  • Aylak.
  • Oyalayıcı.
  • Bati.
  • Yavaş hareket eden.
  • Üşengeç.
  • Ağırdan alan.
  • Durdurucu.
  • İşi ağırdan alan.
  • Ağır hareket eden.
  • Geciktiren.
  • Geciktirici.
  • Ağır.
  • Erteleyici.
  • Sürüncemeli.

Dilatory ingilizcede ne demek, Dilatory nerede nasıl kullanılır?

Dilator : Genişletici alet. Genleştiren. Dilatör. Kanal genişletici alet. Şişirten kas.

Dilatorily : Geciktirerek. Gecikerek. Önemsemeyerek. Baştan savma bir biçimde. Gelişigüzel. Erteleyerek. Geciktirme amaçlı bir şekilde. Baştan savma bir şekilde. Geciktirmek için yavaş hareket ederek.

Dilatoriness : Geciktirme. Üşenme. Tembellik. Ağırdan alma. Üşengeçlik. İşini ağırdan alma.

Dilators : Dilatör. Genleştiren. Kanal genişletici alet. Şişirten kas.

Teat dilators : Meme başı operasyonları sonrası ve meme başı kanalı tıkanıklıklarının tedavisi sırasında kullanılan plastik, elastiki meme sondası. By kanül.

Dilatable : Genleşebilir. Uzayabilir. Genişleyebilir.

Peripheric vasodilator : Periferik arter ve arteryollerin daralma ve tıkanmasına bağlı olan yerel dolaşım yetmezliklerinin tedavisinde kullanılan ilaç. Periferik damar gevşetici ilaç.

Dilatometry : Genleşme ölçümü.

Vasodilator drug : Kan damarlarının genişlemesine neden olan ilaç. Vazodilatatör ilaç.

Vasodilator : Kan damarlarını genişletici. Kan damarları genişleticisi. Damar açıcı ilaç. Kan damarlarını genişleten. Kan damarlarının genişlemesine sebep olan maddeler. Vazodilatör. Damar genişleten. Damar genişleticisi. Damar genişletici.

 

İngilizce Dilatory Türkçe anlamı, Dilatory eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dilatory ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Slow : Zor anlayan. Sıkıcı. Uzun süren. Yavaşlatmak. Eli ağır. Geç anlayan. Acelesiz. Yavaş. Yavaşlamak.

Protracted : İletki ile çizilmiş. Müzmin. Uzatmalı. Ölçekli çizilmiş. Uzun süreli. Uzun süren. Küçük ölçekle planı çizilmiş.

Suspensive : Tereddüdlü. Meraklandıran. Uzaklaştırıcı. Tereddütlü. Askıda. Askıya alınan. Merak uyandıran. Ara verdirici. Ertelenen.

Suppressant : Kesici ilaç. Bastırıcı şey (açlık vb.). Önleyici ilaç. Kesici.

Hobos : Baldırı çıplak. Gezici rençper. Serseri. Avare. Amele. Boş gezenin boş kalfası. Hayta. Gezici rençber. Berduş.

Tardiest : Yavaş giden. Geç. Yavaş olan. Geç gelen. Yavaş. Yavaş ilerleyen. Geç olan. Geç kalmış. Gecikmiş.

Retainer : Pey akçesi. Avukatlık ücreti. Yetkileme ücreti. Dava takip anlaşması. Avukatlık avansı. Avans. Tespit edici. Hizmetli.

Hesitaters : Kararsız. Duraksayan. İkircikli kimse. Tereddüt eden. İşkilli.

Do nothing : Hiçbir şey yapmamak. Tembel. Hiçbir şey yapma. Haylaz.

Hesitator : Kararsız. Duraksayan. Tereddüt eden. İşkilli. İkircikli kimse.

Dilatory synonyms : bummer, drifter, delayers, hesitater, dawdler, slothful, retardant, reluctant, hoboing, palliative, diverting, badly, acutest, diversionary, bummers, recreational, gangrel, inhibitory, deepest, faineant, burdensome, pokey, acutes, laziest, cumbersome, indolent, laggard, contemptuous, lazier, slow moving, cumbrous, delayer, deliberate.

 

Dilatory zıt anlamlı kelimeler, Dilatory kelime anlamı

Fast : Hızlı geriye sarma. Yapışmak. Sıkı. Hızlı. Sabit (renk). Geriye sarmanın hızlı olanı. Çabuk. Perhiz yapmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dayanmak.

Dilatory ingilizce tanımı, definition of Dilatory

Dilatory kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Delaying. Inclined to defer or put off what ought to be done at once. As, a dilatory servant. Loitering. Given the procrastination. Procrastinating.