Dirigism türkçesi Dirigism nedir

  • Güdümcülük.
  • Ulusal ekonominin devlet tarafından planlanması sistemi.
  • Ekonomik ve sosyal işlerde tam devlet veya hükümet kontrolü.
  • Devlet müdaheleciliği.
  • Mutlak devletçi rejim.
  • Liberalizm karşıtı olarak, ekonominin bir üst otorite tarafından yönlendirilme anlayışı.
  • Devlet müdahaleciliği.
  • İktisat alanında kullanılır.

Dirigism ingilizcede ne demek, Dirigism nerede nasıl kullanılır?

Dirigisme : Ulusal ekonominin devlet tarafından planlanması sistemi. Devlet müdahaleciliği. Ekonomide devlet müdahaleciliği. Ekonomik ve sosyal işlerde tam devlet veya hükümet kontrolü. Mutlak devletçi rejim.

Dirigiste : Ekonomide devlet müdahaleciliğini savunan. Mutlak devletçi.

Dirigible : Zeplin. İdare edilebilen balon. Tenek gemisi. Güdümlü. İdare edilebilen. Yönetilebilir. Hava gemisi. İdare edilebilen torpil. İdare edilebilir. Yönlendirilebilen.

Dirigibles : Hava gemisi. İdare edilebilen torpil. Zeplin. İdare edilebilen. Yönlendirilebilen. İdare edilebilir. İdare edilebilen balon. Yönetilebilir. Güdümlü.

Dirigent : Yöneten.

Diriment : Tamamen iptal edici. İptal edici. Tamamen feshedici. Evliliğe tamamen mani.

Dirichlet distribution : Dirichlet dağılımı.

Cylindirical wave : Silindirik dalga.

İngilizce Dirigism Türkçe anlamı, Dirigism eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Dirigism ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Government interventionism : Devletin iktisadi etkinliklerini düzenlemek ve yönlendirmek için aldığı kararların tümü.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

 

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Dirigisme : Ekonomide devlet müdahaleciliği.

Dirigism synonyms : sex characteristic, sex character, sexual characteristic, abnormal budget, a shift in demand, a type mutual funds, a shift in individual demand, a group shares, abnormal budget receipts, a shift in supply, abnormal budget expenditures.