Discriminative tariff türkçesi Discriminative tariff nedir

  • Farklılaştırılmış tarife.
  • Ayrımcı tarife.
  • Bir ülkenin benzer mallar üzerinde ülkelere göre değişen oranlarda farklı tarifeler uygulaması.
  • İktisat alanında kullanılır.

Discriminative tariff ingilizcede ne demek, Discriminative tariff nerede nasıl kullanılır?

Discriminative : Ayrıcalık yapan. Ayrımcı. Ayrım yapan. Fark gözeten. Ayırt edebilen.

Tariff : Bildirmelik. Vergilendirmek. Tarife. Tarife (otel veya motel veya pansiyon için). Gümrük. İhracat ithalat vergisi. Gümrük vergisi. Vergi (ithalat veya ihracat üzerine konulan). Fiyat listesi. Tarif.

Discriminative function : Ayrımcılık işlevi. Bir ölçek sınarının, ölçüm sürekliliği üzerindeki değişik konumlarda yer alan tutum dizilleri arasında belirgin ayrımlar yapabilmesini gerektiren ölçekleme kuralı, bk. dizil. Ayırıcılık işlevi.

Discriminative power : Ayırıcılık gücü. Ayrımcılık gücü. Bir ölçek sınarının, ölçeğe göre yüksek sayıl alanlarla düşük sayıl alanlar (yandaşlarla karşıtlar) arasında ayrım gözetme yeteneği.

Autonomous tariff : Özerk bildirmelik. Bir ülkenin kendi ulusal yasalarıyla, dışalımı yapılan malların üzerine koyduğu tarife. Gümrük, iktisat alanlarında kullanılır. Otonom gümrük tarifesi. Özerk tarife. Bir ülkenin kendi anayasasına göre tek yanlı olarak yapılan ve tek yanlı olarak değiştirilip kaldırılabilen gümrük bildirmeliği. bu nitelikteki vergiler. Otonom tarife. Bağımsız tarife.

 

Charge tariff : Harç tarifesi. Harç kapsamındaki kamu hizmetlerinin her birinden alınacak vergiyi gösteren tarife.

İngilizce Discriminative tariff Türkçe anlamı, Discriminative tariff eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Discriminative tariff ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

 

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

Discriminative tariff synonyms : abnormal budget expenditures, a shift in supply, a shift in individual demand, a type mutual funds, a group shares, abnormal budget receipts.