Distinctive feature türkçesi Distinctive feature nedir

  • Ayırt edici özellik.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Ayırıcı özellik.
  • Nitelik bakımından bir dilbilimi birimini ötekinden, dilin bir ögesini öteki ögesinden ayırt eden belirgin özellik: a ünlüsü ile o ünlüsü arasındaki ayırt edici özellik, her ikisinin de kalın ve geniş ünlü olmasına rağmen, a’nın düz, o’nun yuvarlak ünlü; d ile t ünsüzleri arasındaki ayırt edici özellik, her ikisinin de diş sesi olmasına rağmen, d’nin tonlu diş sesi; t’nin tonsuz diş sesi; b ile v arasındaki ayırt edici özellik ise, b’nin patlayıcı çiftdudak, v’nin sızıcı dişdudak sesleri oluşundadır.

Distinctive feature ingilizcede ne demek, Distinctive feature nerede nasıl kullanılır?

Distinctive : Farklı. Ayıran. Özgün. Karakteristik. Ayrıcı. Diğerlerinden ayrı. Belirgin. Kolaylıkla ayırt edilebilen. Özel. Ayırıcı.

Feature : Önem vermek. Belirtmek. Önemli bir öğesi olmak. Rol almak. Karakterize etmek. -e ağırlık vermek. Bir şeyde önemli bir rolü olmak. Özellik. Yayınlamak.

Distinctive features : Halkta ayırıcı bir izlenim uyandıran ve bu yüzden marka olabilen çizgiler. Ayırıcı özellikler.

Distinctive elements : Ayırıcı öğeler. Bir markayı başka bir markadan kolayca ayırmak için değişik yapı durumu veren çizgiler, yazılar, bezekler ya da renkler.

 

Distinctive function : Markanın bir eşyayı başka eşyadan ayırma işlevi. Ayırım görevi.

Distinctive nature : Bir markayı başka markalardan ayıran yapısal nitelik. Ayırıcı nitelik.

İngilizce Distinctive feature Türkçe anlamı, Distinctive feature eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Distinctive feature ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accent intensive : Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb. Pekiştirme vurgusu.

Accentuation : Ahenk vurgusu. Vurgu. Vurgu işaretleri koyma. Vurgulu okuma. Harekeleme. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Önemle belirtme. Belirtme. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu.

 

Criteria : Kıstas. Kriterler. Kriter. Değerlendirme ölçütleri. Ölçüt. Ölçütler. Kıstaslar.

Accidence : Sarf usul ve prensipleri. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Çekim. Tasrif. Morfoloji. Büküm. Bükün. Yapıbilim.

Criterions : Kıstas. Kriter. Kriteller. Ölçüt.

Lineaments : Kişisel özellikler. Yüz hatları. Ayırıcı özellikler. Nitelikler. Yüz hattı. Çizgisellik. Özellikler.

Accusative : Belirtme durumu. Geçişli fiil taşıyan bir cümlede fiilin doğrudan doğruya etkilediği yani fiildeki işlevin etki bakımından üzerine yüklendiği adın içinde bulunduğu durum. türkçede bu durum ya eksiz yahut da yalın veya iyelik ekleriyle genişletilmiş adlardan sonra gelen +(y)ı/+(y)u eki ile karşılanır: iş bulmak, görüş bildirmek, yol sormak, ağaçlar+ı budamak, yaka+yı kurtarmak, okul+u bitirmek, istedik+im+i getirdi; yazdıklarınız+ı okudum, görünüş+ü koruyunuz gibi. ancak, bu ek üçüncü şahıs teklik ve çokluk iyelik eklerinden sonra araya bir zamir n’si alarak +nı/+nu biçimine girer; arkadaşımın yeni ev+i+ni gezdim. artık yuva+sı+nı kurmaya çalışıyor; bildik+leri+ni anlattı, yorulduğ+u+nu görmedim vb. İsmin -i halindeki. İsmin i hali. İsmin -i hali. İsmin -i halindeki sözcük. Akuzatif. İsmin -i halindeki sözcük grubu. Yükleme durumu.

Descriptive character : Belirtici nitelik. Bir markayı öteki markalardan ayıran nitelik (sözgelişi sözcükten kurulu bir marka ile resimli bir marka gibi ya da kartal resimli bir marka ile tüfek resimli markadaki birbirinden ayrı resimler). Bir yapıtı öbür yapıtlardan ayıran ve ona özgülük veren durum, biçim ya da ses.

Hallmarks : Özellikli yapmak. (altın veya gümüş ayar) damga basmak. Ayar damgası basmak. Altın ile gümüşten yapılan şeylere basılan resmi ayar damgası. Ayar damgası vurmak. Nitelik. (altın veya gümüş) ayar damgası. Kalite işareti. Karakterize etmek. Alamet-i farika.

Adjectival construction : Sıfat tamlaması. Somut, soyut adları ve kavramları çeşitli yönleriyle nitelemek veya belirtmek maksadıyla ve ona bağlı sıfatın tamlama dizilişinde oluşturduğu söz grubu. bu dizilişte sıfat tamlayan, sıfat tarafından nitelenen veya belirtilen ad tamlanan görevindedir: evet, pekala biliyorum ki, bir gün ben her şeyi bırakıp bu küçük yola dalarsam onun bittiği yerde bütün saadet ve hasretlerimi, eski yaşanmış rüyalarımı bulacağım, temiz, yepyeni, mesut bir adam olacağım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: bir yol, s.123). bu kötü günlerinde gülsüm’e bir ana gibi bakıyordu (r.n. güntekin, kızılcık dalları, s.29). tahir ağa, bugüne kadar üç nesil yetiştirmişti (r. n. güntekin, göst.e., s.29). sonra kızgın, dumanlı bir grup oldu; ezan sesleri arasında kısık, uyuşuk lambalar birer birer yanıp kasabayı kasvetli bir gece sardı (r.h.karay, memleket hikayeleri: şeftali bahçeleri, s.33). ben bu rüyayı on yedi yaşımda iken görmüş ve onu senelerce şehir şehir, sokak sokak aramış, daha ilk karşılaşmamızda, göğsüm daralarak: “işte bu odur!” demiştim (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 35) vb.

Distinctive feature synonyms : distinctive quality, characteristic, distinctiveness, distinguishing character, distinctive property, hallmark, accent of group, active verb, differentia, differentiae, active voice, idiosyncracy, action verb, idiosyncracies, abstract noun, criterion, ablative, action noun, adjektive, actif, lineament, ablaut, adams apple, distinguishing feature, earmarks.