Distraint türkçesi Distraint nedir

  • Rehin olarak tutma.
  • Haczetme.
  • Kira üzerindeki hapis hakkı.
  • Alıkoyma.
  • Haciz ve zapt.
  • El koyma (zorödetim).
  • Eşya üzerindeki hapis hakkı.
  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Haciz.
  • El koyma.

Distraint ingilizcede ne demek, Distraint nerede nasıl kullanılır?

Distraint of mark : Markaya el koyma. Markaya, bir mal gibi elkoyma ve böylece satışını yapma.

Distraint of patent : Bulgu belgesine, bir alacağın ödenmesi için icraca elkoyma. Bulgu belgesine elkoyma.

Right of distraint : Haciz hakkı.

Distrain on : El koymak. Haczetmek. Rehin tutmak.

Distrain up : El koymak. Haczetmek.

Distrait : Dalgın.

Distract attention : Oyalamak. Dikkat dağıtmak.

Distrainee : Malı haczedilen kişi. Malları haczedilen kişi. Eşyalarına haciz konan kişi.

Distrainment : Borçları karşılığında ödeme olarak alma (mülk ile ilgili olarak). Haczetme. El koyma.

Distrainable : El konulabilir. Haczedilebilir. Borçları karşılığında ödeme olarak alınabilir (mülk ile ilgili olarak). Haczi mümkün.

İngilizce Distraint Türkçe anlamı, Distraint eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Distraint ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lien : Rehin hakkı. Rüçhanlı takip hakkı. İpotek. Alacak. İpotek hakkı. Hapis hakkı. Bir rehin sözleşmesi olmaksızın alacaklıya, borçluya ait elinde bulunan mal veya değerli kağıtları alıkoyma ve satma yetkisi veren hak. borçlu hapis hakkı gerçekleşen mal ya da değerli kağıtlarını başka bir güvence göstererek alacaklıdan geri alabilir. İhtiyati haciz. Matlup.

 

Sequestrating : El koymak. Kamulaştırmak. Haczetmek. Yedi emine vermek.

Distrain : Hapsetmek. El koymak. Haczetmek. Haciz koymak. Zapt etmek. Rehin olarak tutmak.

Administration of justice : Adliye. Yargı idaresi. Yargı. Adalet yönetimi. Kaza uygulamaları.

Constraint : Kısıtlılık. Kısıtlama. Çekinme. Kasılım. İcbar. Bir nesnenin, bir özdeğin belirli bir konumda, bir durumda ya da bir devinimde bulunmaya zorlanmasından ileri gelen gerginlik. Öznel zorlama. Tehdit. Kendini tutma. Zor.

Confiscation : Mala el koyma. Zorla alma. Kişi mallarına hükümetçe el konulması. Müsadere. Kamulaştırma. Zapt. İstimlak. Zoralım.

Distress : Felaket. Sıkıntı. Endişe uyandırmak. Acı vermek. Haczetmek. Üzmek. Izdırap. Istırap vermek. Tehlike. Sıkıntı vermek.

Retaining : Alıkoymak. Unutmamak. Kaybetmemek. Tutmak. Tespit etme. Destekleme. İstinad. Alıkoyan. Elinden kaçırmamak.

Impoundage : Kapatma. Sınırlama. Tutukluluk. Kuşatma. Hapis. İstimlak. Hapsetme.

Acts contra bonos mores : Töreye aykırı işlemler.

Distraint synonyms : impoundment, appropriations, american law of corporation, retentions, garnishments, impressment, retainment, safe custody, levy, garnishment, impoundments, abduction, retardation, interceptions, preclusion, annulment, retention, detention, absente, seizure, act of witness, administrative districts, expropriation, interception, accroachment, detainment, constraints, condemnation, depriving, attachments, ouster, distrainment, a wide saloon.

Distraint ingilizce tanımı, definition of Distraint

Distraint kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act or proceeding of seizing personal property by distress.