Distributing türkçesi Distributing nedir

Distributing ile ilgili cümleler

English: They will begin distributing free syringes and needles to drug users.
Turkish: Onlar uyuşturucu kullanıcılarına ücretsiz şırıngalar ve iğneler dağıtmaya başlayacak.

Distributing ingilizcede ne demek, Distributing nerede nasıl kullanılır?

Distributing agent : Dağıtım bayii.

Distributing amplifier : Dağıtım amplifikatörü.

Distributing box : Telefon bağlantısı kutusu. Telefon bağlantıları içeren kutu. Dağıtım kutusu.

Distributing cable : Dağıtım kablosu.

Distributing center : Dağıtım merkezi.

Redistributing : Yeniden pay etmek. Yeniden dağıtmak.

Distributing point : Dağıtım noktası. Dağıtma noktası.

Distributing centre : Dağıtım merkezi.

Distribution amplifier : Dağıtım amplifikatörü.

Distributing usenet newsgroup messages : Usenet ağ haberleri mesajlarını dağıtmak.

İngilizce Distributing Türkçe anlamı, Distributing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Distributing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sampling : İstatistikte, örneklemi seçmek için yapılan işlemlerin tümü. Örnekleme. Örnek alma. Seçme. Örnek. Bir özdekten sayıtımsal anlamı olacak biçimde parça alma işlemi. İncelenmek istenen bir birey, olay ya da gözlem yığını içinden sınırlı sayıda birimlerin yığını temsil edebilecek biçimde (rastgele ya da başka yollarla) seçilmesi. Numunelendirme. Bir ana kitleden tesadüfi olarak seçilmiş, dolayısıyla ana kitleden daha az sayıda birim içeren bir örneği incelemek suretiyle ana kitle hakkında genel yargılara varma işlemi. Bilgisayar, bilişim, eğitim, fizik, kimya, madencilik, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

 

System : Vücut. Üzerinde ölçme yapılan ya da söz konusu olan belirli nesneler topluluğu. Ağ. Şebeke. Yerbilimin zaman birimlerine ilişkin bir dönem süresince oluşmuş katman topluluğu. Kaide. Katman. Nizam. Organizmada aynı işlevleri gerçekleştirmek için birbirleriyle ilgili bağlantılı organların oluşturduğu birlik veya grup. yol, yöntem. Düzen.

Dispersals : Dağıtılma. Yayılma. Dispersal. Dağılış. Dağılma. Çözülüm.

Disincorporation : Dağılma. Tüzel kişiliğini kaldırma. Çözme. Bir şirketten ayrılma. Tüzel kişiliği sona erdirme. Çözülme.

Circularization : Sirküler dağılımı. Tevzi. Dairesel biçimde yapma (ayrıca 'circularisation'). Prospektüs gönderme. Tamim. Daireselleştirme. Sirküler gönderme. Tamim etme. Reklem amacıyla broşürlerin sirkülasyonu.

Dealing : Ticaret. Alışveriş. Yaklaşım. Davranış. İlişki. İş. Muamele. Uğraşma.

Normal distribution : Eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çan eğrisi grafiği. Ölçümle belirtilen değişkenlerin gösterdiği çan eğrisi şeklindeki dağılım. Olağan dağılım. Bir değişkenin çeşitli değerlerine ilişkin gözlemlerin salt rastlantılı etkiler altında ve belli bir nicel büyüklüğe ulaşmaları durumunda söz konusu olan ve sıklıkların çoğunlukla ortalama çevresinde toplanıp uç değerlere doğru gidildikçe ölçünlü bir biçimde azaldığı sayıltılı ya da kuramsal dağılım, bk. büyük sayılar yasası, olasılık dağılımı. Düzgülü dağılım. Gauss dağılımı. Puan ya da ölçülerin düzgülü olasılık eğrisine uygunluk göstererek ortalamanın çevresinde bakışımlı olarak dağılımı. Normal frekans dağılımı. Nüfus çoğunluğunun ortalama etrafında yoğunlaşmış olduğunu ve uç noktalarda daha az insan olduğunu gösteren grafik.

 

Scatter : Yayılmak. Serpmek. Dağıtmak. Saçıp savurmak. Hedefe erişememek. Perişan etmek. Boşa harcamak. Dağılmak. Saçmak. Serpiştirmek.

Arrangement : Düzenleme. Müzik düzenlemesi. Tanzim. Tertip. Düzenlenmiş şey. Ayarlama. Nesneleri birbirine uyarlayarak oluşturulan düzen. Sıra. Belirli bir amaçla yazılmış müzik yapıtını, başka bir amaçla kullanılabilecek biçimde yeniden hazırlama. Plan.

Dispersion : Çeşitli dalga uzunluklarından oluşan ışığın, saydam bir yüzeyden geçerek izgeye dönüşmesi. Saçılım. Toz bir özdeğin, sıvı içinde çözünmeksizin, asıltıdan daha kalın, iri ölçekli dağılmış biçimi. Işık ışınlarının her yönde yol alarak gitmesi. Özdeğin çok küçük parçacıklara bölünmesi. bir sıvıdan geçen ışığın sıvı içinde asılı parçacıkların iriliklerine göre saçılması. güneş ışığının bir biçmeden geçtikten sonra kırılma nedeniyle ayrı renkli ışınlara ayrılması. sürekli çift ucaylık göstermeyen moleküller arasında gözlenen bir tür kuvvet. [es. t. peptizasyon] [alm. peptisierung] [fr., ing. peptisation] : genellikle bir pelteden, bir özdeğin asıltıl çözeltisinin oluşturulması. Dağılış. Ak ışığın bir mercekten ya da bir üçgen biçikten geçerken, kırılım imleçleri değişik olan renklerin değişik açılarda kırılarak birbirlerinden ayrılmaları. Yahudilerin sürgün sonrası dağılmaları. Karmaşık bir ışınımın tek renkli bileşenlerine ayrılması. bu olayı doğuran bir dizge ya da ortamın özelliği. bu özelliğin sayısal değeri. Özdeğin, bir sıvı içinde çözünmeksizin asıltıdan daha kalın biçimde dağılması olayı.

Distributing synonyms : complementary distribution, statistical distribution, equidistribution, spatial arrangement, bernoulli distribution, gaussian distribution, dissemination, deployments, circularizations, dispelling, delivery, binomial distribution, admeasurement, allocations, apportioning, dispensations, complementation, dispersal, disintegrating, poisson distribution, organization, deployment, spacing, diffusions, organisation, administerings, diaspora, diffusion, administering, apportionment, dispensation, innervation, sample.

Distributing zıt anlamlı kelimeler, Distributing kelime anlamı

Concentration : Bir çözeltinin birim oylumuna düşen ortalama özdecik sayısı. Toplaşım. Tahşit. Yoğunlaştırma. Bir çözücüdeki çözünen madde miktarını belirtmede kullanılan bir terim. yoğunluk. Radyoaktif artıkların buharlaştırma, çöktürme ve külleştirme işlemleriyle, hacimce küçültülmesi. Derişiklik. Derişme. Belli bir oylumdaki ya da belli ağırlıktaki çözeltide çözünen özdek tutarı. Hacim küçültme.

Concentrated : Yoğun. Yoğunlaşmış. Konsantre. Yoğuşuk. Yoğunlaşan. Çok güçlü. Birim çözelti niceliği içinde çözünmüş özdeşi çok olan. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Dikkatini vermiş. Derişik.

Collective : Topluluk adı. Ortak girişim. Ortaklaşma. Kolektif şirket. Ortak. Genel. Kolektif. Müşterek. Ortaklaşa. Toplu.

Distributing antonyms : united.

Distributing ingilizce tanımı, definition of Distributing

Distributing kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Dealing out. That distributes.