Divagate türkçesi Divagate nedir

  • Konudan sapmak.
  • Dolaşmak.
  • Konu dışına çıkmak.
  • Sapmak.
  • Başıboş dolaşmak.

Divagate ingilizcede ne demek, Divagate nerede nasıl kullanılır?

Divagated : Dolaşmak. Konudan sapmak. Başıboş dolaşmak. Sapmak.

Divagates : Dolaşmak. Başıboş dolaşmak. Konudan sapmak. Sapmak.

Divagating : Konudan sapmak. Sapmak. Dolaşmak. Başıboş dolaşmak.

Divagation : Tutarsız konuşma. Konu dışına çıkma. Saçmalama. Başıboş dolaşma. Abuk sabuk konuşma. Konudan sapma. Sapma.

Divagations : Konudan sapma. Başıboş dolaşma. Saçmalama. Tutarsız konuşma. Sapma. Abuk sabuk konuşma.

Divas : Büyük operada primadonna. Operada baş sesçi. Diva. Primadonna.

Divalent : Oksijende olduğu gibi, iki elektron alışeverişiyle başka atom ya da köklerle birleşebilme yeteneği olan (öğe). Çift değerlikli. İki değerlikli. Dıvalent. İki değerli. İki değere sahip olan.

Divans : Sedir. Meclis. Tütün ve kahve içilen oda. Divan. Salon. Büyük meclis. Şairin tüm şiirleri.

Divarication : Dallanma. Divarikasyon. Fikirde farklılığa katılmama. Anlamda belirsizlik. Yayılma. Bölünme. Yayma.

Lady godiva : (ms. 1040-1080) kocası tarafından konulan vergilerden vatandaşlarını korumak için (efsaneye göre) coventry (ingiltere) sokaklarında çıplak ata binen ingiliz soylu kadın.

 

İngilizce Divagate Türkçe anlamı, Divagate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Divagate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bum around : Aylaklık etmek. Aylak aylak dolaşmak. Oyalanmak. Başıboş takılmak. Boş boş gezinmek. Aylakça zaman harcamak. Serserilik etmek.

Circuiting : Turneye çıkmak. Etrafında dönmek. Devretmek.

Straggle : Sürüden ayrılıp gitmek. Yoldan sapmak. Dağılmak. Dağınık olmak. Dağılarak gitmek. Doğru yoldan sapmak. Sürüden ayrılmak. Düzensiz bir biçimde yayılmak. Büyümek (diğerlerinden ayrı ve biçimsiz bir şekilde).

Bugger about : Gıcık etmek. Sürtmek. Salakça davranmak. Aylak aylak dolanmak.

Wander off : Ayrılmak (esas konudan). Konudan konuya atlamak. Uzaklaşmak. Karışmak. Başkalarından ayrılarak kendi başına dolaşmak. Konudan ayrılmak. Farklı şeylere dalıp gitmek.

Ambulating : Gezmek. Yürümek. Dolaşıp durmak.

Circulate : Yayılmak. Deveran etmek. Yayılmak (haber). Tamim etmek. Dolaşmak (kan veya hava). Tedavül ettirmek. Tedavül etmek. Yaymak. Devretmek.

Biassing : Bir tarafa etki etmek. Önyargıyla hareket etmek. Fikrini etkilemek. Önyargı. Aklını çelmek. Aleyhte etkilemek. Etki altında bırakmak. Önyargılı kılmak. Önyargılı davranmasına neden olmak.

Wander : Amaçsızca dolaşmak. Kıvrıla kıvrıla gitmek. Uzaklaşmak. Gezmek. Belli bir amacı olmadan dolaşmak-gezmek. Abuk sabuk konuşmak. Yolunu şaşırmak. Kaybolmak.

Divagate synonyms : cruise along, detour, divagated, extravagate, circuited, muck about, digress, wander away from the subject, loaf, digresses, stray, deviates, cut, become tangled, branch off, deflects, loafs, detouring, bear off, bias, bears, stray from the point, bat around, straggles, digressing, divagates, straggled, deflecting, lounge about, tell, ambulated, muck around, browse around.