Dividend türkçesi Dividend nedir

  • Hisse.
  • Pay.
  • Temettü hissesi.
  • Bölünen.
  • Kar payı.
  • Temettü.
  • Bir girişimin bir akçalı yıl ya da bir deneme süresi içinde gerçekleştirdiği net karın pay belgiti başına düşen bölümü.
  • Anonim şirketlerde, kardan ve bu amaçla ayrılmış yedek akçelerden ortaklara, şirkete yatırmış oldukları sermayeyle orantılı bir biçimde nakit ya da hisse senedi olarak dağıtılan pay.
  • İflas halinde alacaklılara ödenen pay.
  • Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Anonim şirketlerde hisse senedi sahiplerine şirketin karlarından payları ölçüsünde yapılan ödeme.
  • Bölünen sayı.
  • Kar hissesi.

Dividend ile ilgili cümleler

English: The bank has raised its dividend by 20%.
Turkish: Banka, kar payını % 20 oranında yükseltti.

Dividend ingilizcede ne demek, Dividend nerede nasıl kullanılır?

Dividend account : Temettü hesabı. Kar hesabı. Temettü fonu.

Dividend book : Temettü defteri.

Dividend check : Temettü çeki.

Dividend control : Temettü kontrolü.

Dividend coupon : Temettü kuponu. Kar kuponu.

Dividend in arrears : Birikmiş kar. Müterakim temettü. Birikmiş temettü.

Dividend off : Temettüsüz. Kar paysız. Temettü olmadan. Bir sonraki faiz ödemesi hariç.

Dividend egalization reserve : Gelecek yıllarda kar durumu elverişli bir sonuç vermeyecek olursa paydaşlara yine dağıtımda bulunabilmek amacıyla yapılan biriktirim. Kar biriktirim dengesi.

 

Dividend distribution list : Kar dağıtım çizelgesi. Gelir çizelgesinin altında gösterilen vergilerden, yasal yükümlülük paylarından ve ilgililere dağıtılan ikramiyelerden temizlenmiş, kalan karı ayrıntılarıyla gösteren, dengelem ile gelir göstergesini birbirine bağlayan çizelge.

Dividend cover : Temettü karşılığı.

İngilizce Dividend Türkçe anlamı, Dividend eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dividend ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cut : Kırpmak. Hadım etmek. Bilgisayar, basketbol, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kurguyu, kurgulamayı gerçekleştirmek. kurgu, kurgulama eylemi. Diş çıkarmak. Kesilmiş. Topsuz giriş. Kesmek. Sulandırmak. İndirilmiş.

Premium : Bk. ikramiye bk. sigorta primi menkul ya da gayri menkullerin nominal değeri ile piyasa değeri arasındaki pozitif fark. vadeli işlemler piyasasında ürün, taşınır değer, döviz gibi varlıkların gelecekteki fiyatının yükselmesi durumu. Değer. Sigorta primi. Ödül. Belirli malların üretim ve yurttan çıkışının özendirilmesi amacıyla, o malların üreticilerine ya da çıkaranlarına genellikle devletçe yapılan yardımlar (para yardımları, vergi bağışıklığı vb. gibi), a. bk. çıkış primi. İşteki başarım, doğum, evlenme, bayram, yılbaşı, işletmenin kuruluş yıldönümü gibi nedenlerle veya yasa ve sözleşmeye bağlı olarak normal ücrete ek olarak işveren tarafından işçilere yapılan ödeme. Gümrük, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İki değer arasındaki değişiklik, paranın yazılı değeri ile dönüşüm değeri, altın para ile kağıt para değerleri arasındaki değişiklik. Kesenek.

 

Allotments : Kiraya verilen küçük arazi. Hisselere ayırma. Paylaştırma. Arsa payı. Parselleme. Bölüştürme. İnsanların üzerinde sebze veya meyve veya küçük bitkiler yetiştirmeleri için kiraladıkları küçük toprak parçası. Tahsis. Pay etme.

Profits : Yararlanmak. Yaramak. Yararı olmak. Kar etmek. Kar getirmek.

Net income : Safi irat. Net gelir. Gelirin elde edilmesi sırasında vergi, yıpranma gibi giderlerin elde edilen toplam gelirden düşülmesiyle bulunan gelir. bk. harcanabilir gelir. Net kar. Safi gelir. Net hasılat.

Accumulated dividend : Birikmiş kar. Önelinde dağıtılmayan, ortaklığın borcu olarak gelecekte dağıtılmak üzere biriktirilen kazanç. Sürelerinde paydaşlara dağıtılmayarak ve ortaklığın borcu olarak gelecek yıllarda dağıtım yapılmak üzere saklanan biriktirilmiş karlar. Birikmiş temettü. Dağıtılmamış kar payları. Önelinde dağıtımı yapılmayan ve ortaklığın borcu olarak gelecekte dağıtılması ön görülen birikmiş kar payları. Birikmiş kazanç.

Profit : Yaramak. Kar getirmek. Kar. Yarar. Kazanç getirmek. Üretim faktörlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay. toplam gelir ile toplam maliyet arasındaki pozitif fark. bu fark sıfır olduğunda normal kar, sıfırdan büyük olduğunda normalüstü kar olarak adlandırılır. Çıkar. İntifa etmek. Doğal gelir kaynaklarından elde edilen brüt paralarla birlikte satış geliri ya da gelirden geri göndermeler, indirimler düşüldükten sonra kalan tutar. Yararı dokunmak.

Divvied : Salak. Mankafa. Bölmek. Ezik tip. Paylaşmak.

Dole : İşşizlik maaşı almak. İşsizlik parası. Kısım. İşsizlik yardımı. (yoksullara para veya yiyecek) dağıtmak. Yardım. Keder. Yoksulluk yardımı. Hüzün.

Allocation : Tahsis. Bölüştürme. Pay ayırımı. Bir işin yapılması için ayrılan para. Ödenek. Tahsis etme. Tahsisat. Yerleşim. Ödenek ayırma.

Dividend synonyms : percent, commons, emolument, capital bonus, allocations, percentage, part, divident, apportionments, net profit, kickback, apportionment, apportioned, percentages, equalizing dividend, lot, divvy, interest on money, bonuses, lotted, moral, divvies, earnings, premiums, moiety, percents, net, allotment, incentive, contribution, lucre, dividends, holding.

Dividend ingilizce tanımı, definition of Dividend

Dividend kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A distribute sum, share, or percentage. Applied to the profits as appropriated among shareholders, and to assets as apportioned among creditors. The share of a sum divided that falls to each individual. A sum of money to be divided and distributed. As, the dividend of a bank, a railway corporation, or a bankrupt estate.