Dole türkçesi Dole nedir

  • Kısım.
  • Keder.
  • İşşizlik maaşı almak.
  • Yoksulluk yardımı.
  • Pay.
  • Hüzün.
  • İşsizlik yardımı.
  • İşsizlik parası.
  • Yardım.
  • (yoksullara para veya yiyecek) dağıtmak.

Dole ile ilgili cümleler

English: I can not understand the psychology of adolescents.
Turkish: Yetişkinlerin psikolojisini anlayamıyorum.

English: My condolences!
Turkish: Başınız sağolsun.

English: Adolescents often quarrel with their parents.
Turkish: Ergenler genellikle ebeveynleriyle tartışır.

English: I just wanted to express my condolences.
Turkish: Sadece taziyelerimi idafe etmek istedim.

English: Senator Dole was a hero during World War Two.
Turkish: Senatör Dole, İkinci Dünya Savaşı sırasında bir kahramandı.

Dole ingilizcede ne demek, Dole nerede nasıl kullanılır?

Dole out : Azar azar dağıtmak. İdareli dağıtmak. Cimrice dağıtmak. İane olarak dağıtmak. Sadaka vermek. Dağıtmak.

Be on the dole : İşsizlik parası alıyor olmak. İşsizlik yardımı almak. İşsizlik tazminatı almak.

Draw the dole : İşsizlik parası almak.

Go on the dole : İşsizlik tazminatı almak. İşsizlik sigortasından para almak. İşsizlik parası almak. İşsizlik yardımı almak. İşsizlik parası alıyor olmak.

Doled : Kısım. İşsizlik parası. Yardım. (yoksullara para veya yiyecek) dağıtmak. İşşizlik maaşı almak. İşsizlik yardımı. Yoksulluk yardımı. Pay. Keder. Hüzün.

 

Doleful : Sıkıntılı. Üzgün. Kasvetli. Keyifsiz. Acılı. Üzüntülü. Kederli. Mahzun. Efkarlı. Hüzünlü.

Dolefulness : Sıkıntı. Kasvet. Hüzün. Efkar. Keder.

Dolefuller : Kasvetli. Acılı. Üzüntülü. Hüzünlü. Keyifsiz. Efkarlı. Üzgün. Sıkıntılı. Kederli. Mahzun.

Adolescence crisis : Ergenlik krizi. Genellikle ergenlik yıllarında ortaya çıkan duygusal sıkıntı.

Adolescence : Gençlik. Delikanlılık. Ergenlik. Büyüme çağı. Adolesan. Yeni yetmelik. Ergenlik çağı. Yeniyetmelik.

İngilizce Dole Türkçe anlamı, Dole eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dole ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Divvying : Bölmek. Mankafa. Ezik tip. Paylaşmak. Salak.

Social welfare : Toplumsal yardım. İktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Toplumsal refah. Bir toplumu oluşturan iktisadi karar birimlerinin sağladıkları fayda ve tatmin düzeyi. krş. sosyal göstergeler. Sosyal refah. Sosyal gönenç. Sosyal yardım. Devlet veya bir özel teşkilat tarafından sağlanan sosyal hizmetler. Bir toplulukta işsizlik, yoksulluk vb. toplumsal sorunları gidermek amacıyla yapılan kamusal ya da özel çalışmalar.

Chagrin : Ümidini kırmak. Hayal kırıklığına uğratmak. Gücenmek. Küstürmek. Üzmek. Can sıkmak. Sıkmak. Utandırmak. Hayal kırıklığı. Gücendirmek.

Backings : Geri çekilme. Torpil. Arkalık. Kayırma. Onay. Arka. Takviye. Arka dolgusu. Destekçiler. Ciro.

Unemployment assistance : İşsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarına sahip olmayanlara, yararlanma hakkına sahip olmakla birlikte ödenek almak için başvuru yapmayanlara veya işsizlik ödeneğinden yararlanma süresi sona erenlere çeşitli biçimlerde devlet tarafından yapılan ödemeler.

 

Affliction : Izdırap. Üzüntü. Istırap. Acı. Felaket. Üzme. Dert. Sıkıntı. Ağrı.

Dumps : Mutsuzluk. Üzücü durum. Kuruntu. Neşesizlik. Neşesizlik (gayriresmi). Depresyon. Üzüntü. Gam.

Desponds : Umut kesmek. Umutsuzluk. Ümidini kesmek. Morali bozulmak. Cesaretini kaybetmek. Moral bozukluğu.

Backing : Takviye. Onay. Destek. Dekorun derinliğini destekleyen resimli bir pano. Arka kaplama. Arka resmi. Arka parça. Destekçiler. Dip bezemi olarak, kullanılan, son derecede büyültülmüş fotoğraf.

Dole synonyms : pogey, pogy, unemployment benefits, unemployment compensation, despond, complaint, dejections, division, ruefulness, benefaction, department, alms, divvies, backups, accessoriness, dismay, cut, melancholies, welfare, a good turn, portion, boost, public assistance, apportionments, contribution, dolefulness, blues, fascicle, assistance, episodes, episode, auspices, dividend.

Dole ingilizce tanımı, definition of Dole

Dole kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Dealing. To deal out scantily or grudgingly. Sorrow. To deal out in small portions. Apportionment. To distribute, as a dole. Distribution. Lamentation. Grief. [Bakınız: Dolus].