Keder nedir, Keder ne demek

Keder; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Keder" ile ilgili cümle

  • "Hiçbir kederim yoktu ki onun bir tatlı kelamıyla bertaraf olmasın." - A. H. Müftüoğlu

Yerel Türkçe anlamı:

Kader, bk. kaddar, kader.

Kadar,

Keder hakkında bilgiler

Üzüntü, duygusal bir ifade şeklidir. Mutluluk duygusunun zıddı olarak görülebilir. İnsanlar kötü bir olay yaşadıklarında ya da böyle bir olaya maruz kaldıklarında bu duygu sıklıkla yaşanabilir. Ayrılıklarda, cenazelerde kişilerin bu duygusu ağır basar. Üzüntü, kış aylarında hastalık olarak kendini gösterebilir. Bazı insanlar kışları gündüz saatlerinin kısalması ve günışığının azalması nedeniyle depresyon haliyle beraber kendilerini üzgün hissederler.

Keder ile ilgili Cümleler

  • Herkes kederli.
  • Ali kederli.
  • Seni kedere sürükleyen ne?
  • Kederliyim.
  • O felaketten kurtulmaya çalışmak yerine kederi içinde debeleniyor gibi görünüyordu.
  • Bu keder verici.
  • Ben kederliyim.
  • Ali asla bana herhangi bir keder vermedi.

Keder kısaca anlamı, tanımı:

Üzüntü : Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür.

Keder çekmek : Acı duymak, ızdırap çekmek.

Keder vermek : Üzüntü vermek, kederlendirmek, tasalandırmak.

Keyfekeder : Pek üzerinde durulmayan, önem verilmeyen.

 

Kederleniş : Kederlenme işi.

Kederlenmek : Kederli olmak, üzülmek, tasalanmak, mükedder olmak.

Kederli : Acılı, üzüntülü, mükedder.

Kedersiz : Acısız, üzüntüsüz.

Kedersizlik : Kedersiz olma durumu.

Dert : Ur. Sorun, kaygı. Üzüntü. Ağrı. Hastalık.

Sıkıntı : Bulunmama durumu. Sorun, mesele, sendrom, problem. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet.

Duygusal : Duygunun ağır bastığı, duygunun aşırı etkilediği (eser veya insan). Duygularla ilgili, duygulara dayanan, hissî.

İfade : Dışa vurum. Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü. Anlatım. Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama. Deyiş, söyleyiş.

Mutluluk : Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, mut, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik.

Duygu : Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Duyularla algılama, his. Önsezi.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

Kedere : Cılız, sıska.

Kederet : Engel.

Kederi : Kadar : Senin kederi yalancı görmedim.

 

Kederiç : Yağ konulan kap.

Kederlemek : Engel olmak, engellemek.

Kederlendirme : Kederlendirmek işi.

Kederlendirmek : Keder, üzüntü duymasına yol açmak, acı vermek.

Kederlenme : Kederlenmek işi.

Diğer dillerde Keder anlamı nedir?

İngilizce'de Keder ne demek? : n. sorrow, grief, gloominess, heartbreak, damp, dole, dolefulness, dolor, dolour [Brit.], dreariness, low spirits, plaintiveness, ruefulness, sadness, shadow, unhappiness, woe

Fransızca'da Keder : peine [la], chagrin [le], douleur [la], fiel [le], tourment [le], tristesse [la]

Almanca'da Keder : n. Betrübnis, Düsterheit, Kümmernis, Trübsinn, Weh

Rusça'da Keder : n. горе (N), печаль (F), грусть (F), кручина (F), горечь (F), скорбь (F), уныние (N), жалость (F)