Dourer türkçesi Dourer nedir

  • Daha inatçı.

Dourer ingilizcede ne demek, Dourer nerede nasıl kullanılır?

Dourest : En inatçı.

Dour : Ters. Suratsız. Asık suratlı. İnatçı. Sert. Haşin. Soğuk. Asık yüzlü. Aksi.

Doura : Karabuğday. Kuzey afrika ve asya'nın kurak bölgelerinde tahılı için yetiştirilen bir sorgum.

Dourine : At hastalığı. Durin. Afrika, asya, kuzey ve güney amerika’nın belirli bölgelerinde atlarda trypanasoma equiperdum'un neden olduğu, üreme organlarında yerel yangıya ilgili ödem, ülser ve kurbağa kabuğuna benzer tarzda pigmentsiz lekelerin yanı sıra deri ve sinir sisteminde patolojik değişimlerle belirgin, çiftleşmeyle bulaşan hastalık, çiftleşme egzantemi, koyital egzantem, örtü hastalığı, kabuk hastalığı, at frengisi, hlk. bahl.

Dourly : Somurtkan bir şekilde. İnatçı bir şekilde. Sertçe. Kasvetli bir şekilde. Asık suratlı bir halde. Asık suratlı bir şekilde.

Douroucouli : Geceleri avlanan bir güney amerika maymunu. Durukuli.

Body odour : (pis) vücut kokusu. Vücut kokusu. Kötü vücut kokusu. (kötü) vücut veya beden kokusu.

Dourness : İnatçılık. Aksilik.

Ardour : Ateşlilik. Hararet. Heyecan. Ateş. Heves. Azim. Çaba. Gayret. Şevk. İstek.

Decomposition odour : Kokuşma kokusu. Kokuşma sonucu proteinlerin yıkımından ileri gelen ptomaine, putreskin, tiramin ve özellikle de kadaverin gibi kısmen zehirli ürünlere bağlı olarak biçimlenen rahatsızlık verici koku.

 

İngilizce Dourer Türkçe anlamı, Dourer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dourer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lamenter : Matemli kimse. Yaslı kimse. Acı çeken kimse. Matem tutan.

Outmost : En dıştaki. En dış. En dışarıdaki. En uzaktaki. En uzak.

Unfortunate : Aksi. Olumsuzluk getiren. Başarısız. Bahtsız. Kimsesiz. Zavallı. Kadersiz. Şanssız kimse. Makus. Kara bahtlı.

Out : Çıkarmak. Dışarı çıkarmak. Nakavt etmek. Kendini belli etmek. Ortaya çıkmak. Meydana çıkmak. Dışarıda. Kovmak. Dışarı. Çıkış.

Satellite : Bir gezegenin, ya da genel olarak bir gökcisminin çevresinde dolanan başka bir cisim. Yapay uydu. Uşak. Bende. Uydu. Uyduşehir. İnsanlarca yapılarak bir gökcismi çevresinde yörüngeye yerleştirilen ve dolanması sağlanan uzay aracı, yapma uydu. yapma uydunun iletişimde, ırakiletişimde kullanılan çeşidi, iletişim uydusu. iletişim uydusunun televizyon yayınlarında da kullanılabilen çeşidi, televizyon uydusu. Yörüngesel devinimini bağlı olduğu gezegen çevresinde yapan ve onunla birilikte dizgenin asıl özeği olan yıldız çevresinde de dolanan gökcismi. Evrensel çekim kuvveti etkisiyle, kepler yasaları uyarınca bir gezegen çevresindeki kapalı yörüngeler üzerinde dolanan gökcisimleri. Peyk.

Wailer : Ağıt yakan kimse. Yas tutan kimse. Ağıtçı. Yasçı.

Pallbearer : Tabutu taşıyan kimse. Tabutun yanında giden.

Outermost : En uzaktaki. En uzak. En dıştaki. En diştakı.

 

Position : Duruş. Sav. Durum. Hayvanlardan radyolojik görüntü alınırken belirli bir organ ve bacaklar için istenen duruş biçimi. vaziyet. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, jimnastik, voleybol, veterinerlik alanlarında kullanılır. Pozisyon. Vücudun, herhangi bir bölümü üzerinde, alıştırma için aldığı biçim. Mevki. Doğum sırasında yavrunun belirli bir noktasıyla apertura pelvis kranyalisin belirli noktaları arasındaki ilişki, pozisyon. İş.

Unfortunate person : Talihsiz kimse.

Dourer synonyms : spatial relation, sorrower, weeper, griever, bearer, outside.

Dourer zıt anlamlı kelimeler, Dourer kelime anlamı

Inner : Ruhsal. Nişan tahtasında ortanın bir üstü. Deruni. İçerdeki. Manevi. İçteki. İçerideki. Gizli. Dahili. İç.

Inward : Manevi. Derinlemesine. Ruh hali. Saklı. İç. Fikir veya ruhun derinliğine doğru. Ruhsal. İçeride bulunan. Dahili. İçe doğru.