Unfortunate türkçesi Unfortunate nedir

Unfortunate ile ilgili cümleler

English: It was unfortunate that it rained yesterday.
Turkish: Dün yağmur yağması talihsizdi.

English: Ali met with an unfortunate accident.
Turkish: Ali talihsiz bir kaza ile karşılaştı.

English: She sympathized with those unfortunate people.
Turkish: Şu şanssız insanlara acıdı.

English: It was unfortunate that he lost his passport.
Turkish: Pasaportunu kaybetmesi talihsizlikti.

English: I haven't been back here since that unfortunate incident.
Turkish: Ben o talihsiz olaydan sonra burada tekrar bulunmadım.

Unfortunate ingilizcede ne demek, Unfortunate nerede nasıl kullanılır?

Unfortunate person : Talihsiz kimse.

Unfortunately : Maalesef. Ne yazık ki. Aksi gibi.

Unfortunately for him : Ne yazıkki onun için. Onun için şans değil. Kötü şansına. Maalesef onun için.

Unfortunateness : Zavallılık. Şanssızlık. Kısmetsizlik. Bereketsizlik. Şanssız olma durumu. Nasipsizlik. Talihsiz olma durumu.

Unfortunates : Kimsesiz. Talihsiz. Şanssız. Yersiz. Makus. Şanssız kimse. Bahtsız kimse. Kadersiz. Olumsuzluk getiren. Zavallı.

İngilizce Unfortunate Türkçe anlamı, Unfortunate eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Unfortunate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Down in the mouth : Canı sıkkın. Karamsar. Sıkıntıda. Üzgün. Suratından düşen bin parça. Cesareti kırılmış. Depresyonda. Morali bozuk. Karadenizde gemileri batmak.

Cursed : Lanet olası. Kör olasıca. Beddua edilmiş. Lanet. Huysuz. Lanetli. Kahrolası. Melun. Allah'ın belası.

Grief stricken : Çok kederli. Büyük bir üzüntü içinde olan. Dertli. Yas dolu. Acı ve keder içinde olan (genellikle bir yakınının ölümü nedeniyle). Kederli.

Friendless : Dostsuz. Arkadaşsız. Dostu olmayan.

Ineffectual : Güçsüz. Beceriksiz. Verimsiz. Aciz. Etkisiz (çare veya ilaç vb). Zayıf. Etkisi olmayan. Nafile. Beceriksiz (yönetici veya işçi vb).

Black : Kötü. Karartmak. Zenci. Karalayıcı. İs. Uğursuz. Koyu. Kara renk; üzerine düşen bütün ışığı soğuran cisimlerin rengi. Pis.

All alone : Kendi kendisine. Kimsenin yardımı olmaksızın. Yapayalnız. Bir başına.

Uncheerful : Sevinli olmayan. Neşesiz. Neşeli olmayan.

Bilious : Safra ile ilgili. Safraya ait. Safralı. Ters. Huysuz. Safralı kusma sendromu. Öde ait. Öd ile ilgili.

Digressive : Konudan hariç. Gereksiz. Konu dışı.

Unfortunate synonyms : propitiousness, underprivileged, antis, orphan, atrabilious, ill timed, impertinent, churlish, gauche, down in the dumps, bad tempered, improper, ill omened, incongruent, haplessness, sick at heart, auspiciousness, outcast, pitifuller, discursive, dissatisfactory, poorest, starcrossed, saddened, piteous, sorriest, inconsequential, badtempered, carnaptious, anti, illegitimate, loneliest, unhappy.

 

Unfortunate zıt anlamlı kelimeler, Unfortunate kelime anlamı

Successful : Muvaffak. Parlak. Başarılı. Başarıya ulaşan şey.

Privileged : Seçkin. İltimaslı. Şereflendirilmiş. İmtiyazlı. Öncelikli. Ayrıcalık tanınmış. Ayrıcalıklı. Mümtaz. Muaf. Nasipli.

Lucky : Akgünlü. Kademli. Talihli. Kısmetli. Şanslı. Uğurlu. Kutlu.

Unfortunate antonyms : unpropitiousness, fortunate, auspicious, inauspiciousness.

Unfortunate ingilizce tanımı, definition of Unfortunate

Unfortunate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Unfortunate business. Unsuccessful. An unfortunate commander. As, an unfortunate adventure. An unfortunate man. Unhappy. Not fortunate. Not prosperous. Attended with misfortune. Unlucky.