Eat türkçesi Eat nedir

Eat ile ilgili cümleler

English: "Mom, please can I have a biscuit?" "No, you can't; you shouldn't eat between meals."
Turkish: "Anne, bir bisküvi alabilir miyim lütfen?" "Hayır, alamazsın; öğünler arasında yememen gerekir"

English: A bunch of people told me not to eat there.
Turkish: Bir grup insan bana orada yemek yemememi söyledi.

English: "Why didn't you eat?" "I didn't eat because I wasn't hungry."
Turkish: "Neden yemedin?" "Aç olmadığım için yemedim."

English: "Mum, can I have a biscuit?" "No, you shouldn't eat between meals."
Turkish: "Anne, bir bisküvi olabilir miyim?" "Hayır, öğünler arasında yememelisin."

English: "Aren't you going to eat the spinach?" "I'll eat it later."
Turkish: "Ispanak yemeyecek misin?" "Sonra yiyeceğim."

Eat ingilizcede ne demek, Eat nerede nasıl kullanılır?

Eat at : Sürüklemek. Erozyona uğratmak. Aşındırmak.

Eat away : Yavaş yavaş yemek. Erozyona uğratmak. Yemek. Aşındırmak. Yiyip durmak. Sürüklemek. Yavaş yavaş yok etmek. Yavaş yavaş aşındırmak.

Eat breakfast : Kahvaltı etmek.

Eat crow : Göt olmak. Hatasını kabule zorlanmak. Onur kırıcı bir şeye zorlanmak. Bozum olmak. Zorlanmak. Tükürdüğünü yalamak.

 

Eat dinner : Akşam yemeği yemek.

Eat kosher : Kosher (kaşer, musevi din kurallarına göre hazırlanmış yiyecek ve içecek) tüketmek. Musevi perhizine uymak.

Eat greedily : Abur cubur yemek.

Eat like a bird : Çok az yemek. Az yemek. Çok yavaş yemek. Azıcık yemek. Kuş gibi yemek.

Eat into : Bir ağız almak. Büyük bir parça almak (özellikle de mali veya başkaca birikimlerle ilgili olarak). Kemirmek.

Eat dirt : Tükürdüğünü yalamak. Özür dilemek zorunda kalmak.

İngilizce Eat Türkçe anlamı, Eat eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Depleting : Boşaltmak. Kurutmak. Dökmek.

Fret : Endişelenmek. Üzmek. Perde. Sıkmak. Kızmak. Perdeleri birbirinden ayıran demirler. Rahatsız etmek. Sıkılmak. Yiyip bitirmek.

Accomplishes : Tamamlamak. Başarmak. Başarılı olarak tamamlamak. Yerine getirmek. Almak (yol, zaman). Başarıyla tamamlamak. Yapmak. Becermek. Sonunu getirmek.

Controvert : Karşı gelmek. Tekzip etmek. Tartışmak. İtiraz etmek. Reddetmek. Yalanlamak.

Consumes : Yanmak. Sarfetmek. İstihlak etmek. Yakmak. Harcamak. Yiyip bitirmek. Ziyan etmek. Yakıp kül etmek.

Decree : Hüküm. Bakanlar kurulunca alınan yetkileme belgesi. Karar. Yargı. İrade. Emretmek. Emir. Karar vermek. Yargılamak.

Overate : Çok yemek. Fazla kaçırmak. Fazla yemek yemek. Domuz gibi yemek. Fazla yemek. Tıkınmak. Gereğinden fazla yemek yemek. Tıka basa yemek.

Dine out : Dışarıda yemek yemek. Dışarıda akşam yemeği yemek. Akşam yemeğine çıkmak. Akşam yemeğini dışarıda yemek. Dışarda yemek yemek. Dışarıda yemek.

 

Dip : Daldırmak. Batmak. Dalmak. Azaltmak. Farları kısmak. Düşürmek. Elini atmak. Sahnede yüksek güçte olan lambaları besleyen elektrik prizi. Çökmek. Eğim.

Guttle : Oburca yemek. Deli gibi yemek. Çabuk yemek. Silip süpürmek. Yalayıp yutmak. Oburcasına yemek yemek. Açgözlülükle yemek. Öküz gibi yemek.

Eat synonyms : gormandise, garbage down, gluttonise, ruminate, fress, pig out, victual, scarf out, manducate, fretting, swallow, overgorge, corrode, denude, denudes, ingest, bites, addling, confute, nosh, drink, take, depletes, gnow, stuff, carry out, overindulge, pick at, dine, chowed, feeds, arrange, peck.

Eat zıt anlamlı kelimeler, Eat kelime anlamı

Abstain : Kaçınmak. Çekimser olmak. Çekimser kalmak. Çekinmek. Perhiz etmek. Oy vermemek. Perhiz yapmak. Sakınmak. İçkiden uzak durmak. Geri durmak.

Eat in : Evde yemek.

Eat out : Kadına oral seks yapmak. Dışarıda yemek yemek. Dışarıda yemek. Dışarda yemek.

Eat ingilizce tanımı, definition of Eat

Eat kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, to eat bread. To chew and swallow as food. To take food. Especially, to take solid, in distinction from liquid, food. To board. To devour. To feed. Said especially of food not liquid.