Eat at türkçesi Eat at nedir

Eat at ile ilgili cümleler

English: Ali said he didn't want to eat at that restaurant.
Turkish: Ali o restoranda yemek istemediğini söyledi.

English: Ali knew that Mary wouldn't want to eat at a fast food place.
Turkish: Ali Mary'nin bir çabuk yeme yerinde yemek yemek istemeyeceğini biliyordu.

English: Ali can afford to eat at expensive restaurants every day.
Turkish: Ali pahalı bir restoranda her gün yemek yiyebilir.

English: Ali can't afford to eat at that kind of restaurant so let's go somewhere else.
Turkish: Ali o tür bir restoranda yemek yemeği göze alamaz bu yüzden başka bir yere gidelim.

English: Ali doesn't want to eat at that restaurant.
Turkish: Ali o restoranda yemek yemek istemiyor.

Eat at ingilizcede ne demek, Eat at nerede nasıl kullanılır?

Eat : Bitirmek. İçmek (çorba). Çürütmek. Aşındırmak. Tüketmek. Çok yemek yemek. Zıkkımlanmak. Kemirmek. Buyurmak. Yemek.

At : Ye. A. Nezdinde. Da. Bir hareketin hedefini gösterir. Bir miktarı göstermek için kullanılır. Yanında. Bir zamanı belirtmek için kullanılır. Üzerinde. Ya.

Eat away : Aşındırmak. Yemek. Sürüklemek. Erozyona uğratmak. Yavaş yavaş aşındırmak. Yavaş yavaş yemek. Yavaş yavaş yok etmek. Yiyip durmak.

 

Eat breakfast : Kahvaltı etmek.

Eat crow : Zorlanmak. Onur kırıcı bir şeye zorlanmak. Hatasını kabule zorlanmak. Tükürdüğünü yalamak. Bozum olmak. Göt olmak.

Eat dirt : Özür dilemek zorunda kalmak. Tükürdüğünü yalamak.

Eat dinner : Akşam yemeği yemek.

İngilizce Eat at Türkçe anlamı, Eat at eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eat at ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Eaten away : Aşınmış. Yiyip durmak.

Attack : Üstüne varmak. Çatmak. Dil uzatmak. Hamle yapmak. Taarruz etmek. Tutulmak. Uğraşmak. Tenis, futbol, eskrim, masa tenisi, voleybol alanlarında kullanılır. Tecavüz etmek. Akın.

Attacks : Girişmek. Tutulmak. Koyulmak. Dil uzatmak. Çatmak. Eleştirmek. Hücum etmek. Taarruz etmek. Saldırmak.

Denuding : Çıplak kalma. Soymak. Açmak. Çıplak bırakmak. Soyulma.

Corrodes : Yıpratmak. Çürümek. Paslandırmak. Yıpranmak. Kemirmek. Çürütmek (pas veya kimyasal madde). Paslatmak. Çürütmek. Aşınmak.

Eat : Yemek yemek. Çok yemek yemek. İçmek (çorba). Zıkkımlanmak. Yemek. Kemirmek. Buyurmak. Çürütmek. Bitirmek.

Attacked : Saldırılmış. Hamle yapmak. Hücum etmek. Eleştirmek. Yakalanmak. Çatmak. Saldırıya uğramış. Saldırmak. Tecavüz etmek.

Abrade : Aşınmak. Yemek. Aşındırma. Bilemek. Sıyırmak.

Drag away : Sürükleyerek uzaklaştırmak. Zorla ayırmak. Zorla götürmek. Sürüyerek götürmek.

Corrode : Paslatmak. Paslandırmak. Paslanmak. Çürütmek (pas veya kimyasal madde). Oksitlenmek. Çürümek. Korozyona uğramak. Aşınmak. Yıpratmak.

Eat at synonyms : drifted, abrades, ate, corroding, drag along, denude, erodes, drift, dragging, ate away, erode, carry away, denudes, drags, drail, drifts, eat away, dragged, drag, blow away, bite, bites, denuded.