Electronic camera türkçesi Electronic camera nedir

  • Sinema filmi çevirmekte kullanılan aygıt. tv. televizyon almacına ulaştırılacak konunun görüntüsünü elektriksel ime çeviren elektronik yapılı alıcı çeşidi.
  • Alıcı.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Çıncalık kamera.
  • Elektronik kamera.

Electronic camera ingilizcede ne demek, Electronic camera nerede nasıl kullanılır?

Electronic : Elektronik. Elektron lambası. Çıncalık. Elektrik olaylarını, elektronların devinimlerinden oluşmuş sayarak inceleyen, özellikle bunların işleyime uygulanışıyla uğraşan fizik dalı. (bu dalın içine özellikle radyo ışıtaçlarının ısıl-iyonsal yayını, ışıkelektrik etkisi, katılardaki iletkenlik, ışınırlık, vb. olaylar girer. uygulama alanında da radyo, televizyon, telefon, radar, bilgisayarlar, vb. bulunur). elektronlarla ilgili, elektronik özellik taşıyan. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Elektronsal.

Camera : Fotoğraf çekmekte kullanılan aygıt. Hakimin odası. Bilgisayar, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Alıcı. Fotoğraf makinesi. Oda, kamara. Fotoğraf aygıtı. Kamera. Hakimin özel odası. Gizli.

Electronic advertisement : Her türlü elektronik ortamda yapılan etkileşimli reklam. Elektronik reklam.

Electronic advertising : Elektronik reklam etkinliği. Elektronik reklamcılık.

 

Electronic air filter : Elektronik hava filtresi.

Electronic autopilot : Elektronik otomatik pilot.

İngilizce Electronic camera Türkçe anlamı, Electronic camera eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Electronic camera ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Client : İş sahibi. İstemci. Reklam veren. Müşteri. Bağımlı ülke. Müvekkil. Hasta.

Accepter : Akseptör. Kabul eden. Muhatap.

Buyer : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Malı satın alan. Mal veya hizmetleri satın alan gerçek veya tüzel kişi. Müşteri. Satın almacı. Satın alan. Satın alıcı. Bir malı, bir özdeği parasını ödeyerek ya da borçlanarak sataktan alan kişi. belirli işlerini sürekli olarak aynı yer ya da kişiden sağlayanlar (kişilerle bankalar, doktorlar, avukatlar arasındaki ilişkiler) gibi. Alan.

Addressees : Adına gönderilen. Hitap edilen. Adresine mektup gönderilen kişi. Mektup gönderilen kişi. Kendisine kargo gönderilen kimse. Gönderilen kişi. Adres sahibi. Alıcı makam.

Camera : Fotoğraf çekmekte kullanılan aygıt. Fotograf makinesi. Kamera. Mahrem. Gizli. Oda, kamara. Fotoğraf aygıtı. Fotoğraf makinesi. Hakimin özel odası.

Acceptant : Kabul etme. Kabul. Kabul eden. Almak.

Acceptor : Ödeği kabul eden kişi. Ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Poliçeyi kabul eden. Onaylayan kimse. Ödekte yazılı parayı ödemeği kabul ettiği anlamına gelmek üzere ödeği imzalayan kişi. Muhatap. Kabul eden kişi. İlaç molekülleriyle dönüşümlü olarak bağlandıkları halde herhangi bir etkiye neden olmayan almaç benzeri büyük moleküllü yapılara verilen ad. Poliçede ödemeyi kabul eden kişi.

Clients : Bağımlı ülke. Hizmetten yararlananlar. Müşteriler. Müvekkil. Hasta. Müşteri.

Electron camera : Çınca kamerası. Elektron kamerası. Kamera.

Electronic camera synonyms : adressee, acceptors, consignee, addressee, buyers, consignees, cinema camera, accepters.