Emerging türkçesi Emerging nedir

  • Meydana çıkan.
  • Olgunlaşan.
  • Gelişen.
  • Boy gösteren.
  • Yeni geliştirilen.
  • Ortaya çıkan.
  • Görünme.
  • Çıkan.
  • Varlık gösteren.
  • Beliren.

Emerging ile ilgili cümleler

English: What do you think of emerging markets like Turkey?
Turkish: Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar hakkında ne düşünüyorsun?

English: China is an emerging market.
Turkish: Çin gelişmekte olan bir pazar.

Emerging ingilizcede ne demek, Emerging nerede nasıl kullanılır?

Emerging markets : Gelişmekte olan piyasalar. Gelişen pazarlar. Ortalama potansiyel büyüme hızının üzerinde büyüyen ve göreli olarak düşük kişi başına gelire sahip olan az gelişmiş ülkeler. yerleşik piyasalardan daha yüksek getiri, risk ve dalgalanmaların olduğu gelişmekte olan ülkelerin mali piyasaları. Yeni yükselen piyasalar. Yükselen piyasalar.

Emerging technology : Doğuş sürecindeki teknoloji.

Reemerging : Yeniden ortaya çıkmak.

Emerginate : Yaprak ayası ucunun çentikli olması. Emerginat.

Emerge : Ortaya çıkmak. Sudur etmek. Belirmek. Yücelmek. Doğmak. Su yüzüne çıkmak. Yüzeye çıkmak. Çıkmak. Meydana çıkmak. Gün ışığına çıkmak.

Emergency brake : Emniyet eğleci. İmdat eğleci.

Emergency airfield : Emercensi havaalanı. Acil durum havaalanı.

Emergences : Belirme. Sudur. Oluşma. Emerjans. Ortaya çıkma. Doğma. Çıkma. Meydana gelme. Deniz dibinin su üstüne çıkması.

 

Emerged : Doğmak. Çıkmak. Yücelmek. Su yüzüne çıkmak. Hasıl olmuş. Gün ışığına çıkmak. Ortaya çıkmak. Sonuç olarak anlaşılmış. Aniden zuhur etmiş. Su yüzüne çıkmış.

Emergency barrage : Yardımcı baraj ateşi.

İngilizce Emerging Türkçe anlamı, Emerging eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Emerging ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Booming : İlerleyen. Gürleme. Gürleyen. Alışılmış şey.

Resultant : Olan. Sonuçta oluşan. Bir noktaya etkiyen, büyüklük ve yönleri ayrı, çeşitli kuvvetlerin net etkisini gösteren, belli yön ve büyüklükteki yöney. Bileşke. Sonucu olan. -in sonucu olan. Sonuç. Sonucunda ortaya çıkan.

Sighting : Gözlem. Görme. Tevcih. Nişan alma. Göz teması. Görülme. Nişan.

Outgoing : Üstün gelme. İçi dışı bir. Kalkan. Akıp giden. Çıkış. Cana yakın. Gidiş. Canayakın. Dışarı giden.

Far forth : Derece derece artan. İlerleyen.

Growing : Büyümekte olan. Giderek artan. Büyüyen. Gelişim. Tarım. Gelişme. Büyüme. Artan. Yetiştirme.

Emanating : Sızmak. Fışkıran. Doğmak. Yayılmak. Çıkmak. Yayılan. Doğan. Akan. Sızan.

Evolver : Açan. Çıkaran. Yayan. Geliştiren.

Appearances : Zevahir. Görünüm. Ortaya çıkma. Kılık kıyafet. Dış görünüş. Görünüş. Belirme. Kılık.

Nascent : Doğan. Başlangıç. Nasent. Yeni doğmuş. Oluşmaya başlayan. Açığa çıkan. Gelişmeye başlayan. Yeni oluşan. Olgunlaşmamış. Vücuda gelmiş.

Emerging synonyms : emergents, looking, manifestations, rising, subtrahend, ascending, output, arisen, advancing, evolving, processive, subtrahends, generated, escapers, escaper, developing, came up, manifestation, efflorescent, appearance, evolutive, increscent, evolvers, coming up, future, dramatic structure, exiting, advent, emergent, apparition, crescive, advents, frim.

 

Emerging zıt anlamlı kelimeler, Emerging kelime anlamı

Past : Uzağında. Bir kimsenin geçmişi. Geçen. Eski. Geçmişte kalan. Ötesinde. -den sonra. Evveliyat. -sız. Geçe.

Present : Armağan. Bugünkü. Sunmak. Mevcut. Temsil etmek. Halihazır. Adamla getirtme. Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda yapıldığını ve süregelmekte olduğunu gösteren zaman. bk. şimdiki zaman kipi. Takdim etmek. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek.

Dying : Ölen. Ölüm. Cansız. İrtihal. Kıkırdama. Ölme. Ölmekte olan. Nesli tükenen.