Encoder türkçesi Encoder nedir

  • Kodlayıcı.
  • Renkli televizyonda, alıcıdan gelen üç birincil renkle ilgili imleri, bileşik im biçimine sokarak yayına hazırlayan aygıt.
  • İletmeç.
  • Kodlayan.
  • Renk bileştirici.
  • Sinyal kodlayıcı.
  • Kodlayan (kişi).
  • Mesajları kodlayan kimse veya şey.
  • Kriptocu.
  • Şifreleyen.
  • Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Eşgeçerlilik.

Encoder ingilizcede ne demek, Encoder nerede nasıl kullanılır?

Encoder resiliency options : Kodlayıcı esneklik seçenekleri.

Encoders : İletmeç. Kodlayıcı. Kriptocu. Şifreleyen. Eşgeçerlilik. Kodlayan. Sinyal kodlayıcı. Kodlayan (kişi). Mesajları kodlayan kimse veya şey.

Encode : Kapamak. Düğümleme. Kodlamak. Veriyi, bir düğüm ya da düğümlenmiş damga takımı kullanarak, özgün biçime yeniden çevirilme olanağı sağlayacak biçimde, çevirmek. bu terim, kimileyin veriyi tümüyle özgün biçime yeniden çevirme olanağı bulunmadığında da kullanılmaktadır. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Kodlu metin. Düğümlemek. Şifrelemek. Enkode etmek. Kodlama.

Encoded : Kodlamak. Şifrelemek. Dizgileşmiş. Şifreli. Şifrelenmiş.

Encodement : Şifreleme. Kodlu metin. Kodlama.

Fax encoding error : Faks kodlama hatası.

Encoffin : Tabuta yerleştirmek. Tabuta koymak.

Encodes : Kodlu metin. Kapamak. Enkode etmek. Şifrelemek. Düğümleme. Kodlamak. Düzenekleme. Kodlama.

 

Differential encoding : Ayrımsal kodlama. Fark kodlaması. Farkları kodlama.

Uuencode : Metinsele kodlama. Metinselden kod çözme. Kullanıcılara haber grubu mesajları veya elektronik iletilere ikili dosyalar gönderme olanağı veren program (bilgisayar).

İngilizce Encoder Türkçe anlamı, Encoder eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Encoder ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Unveil : Peçesini kaldırmak. Açmak (örtü vb). Açığa çıkarmak. Ortaya çıkarmak. Örtüsünü kaldırmak. Açığa vurmak. Açılışını yapmak. Açmak. Göstermek (ilk kez olarak). Açıklamak.

Codifier : Kuralların düzenleyicisi.

Show : İş. Açıklamak delalet etmek. Sergileme. Konu bakımından sıkı bir bütünlüğü olmayan, birbirlerine gevşekçe bağlanmış, tablo ya da skeçlerden kurulu kimi eğlendirici, kimi de alaycı, taşlayıcı özellikte bir gösteri. revü, bir fransız türüdür. Gösteri. Olanak. Bir film üzerindeki resimlerin gösterici yardımıyla görüntülüğe yansıtılarak görüntülerin oluşturulması. bu yolla, filmin tümünün ya da bir bölümünün izlenmesinin sağlanması. bir sinemanın belli bir izlencesinin yer aldığı ve belirli bir saatten başlayıp yine belirli bir saatte sona eren çalışması. Gösterilmek. Göstermek. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek.

Unfold : Gözler önüne serilmek. Gelişmek (öykü). (katlanmış bir şeyi) açmak. Yayılmak. (katlanmış bir seyi) açmak. Sermek. Açılmak. Açmak. Açmak (katlanmış bir şeyi). Gelişmek.

 

Disclose : Açığa çıkarmak. Bildirmek. Keşfetmek. Açmak. Göstermek. İfşa etmek. Ortaya çıkarmak. Açıklamak. Açığa vurmak. Söylemek.

Expose : Işıklandırmak. (satış için) sergilemek. Etkisine açık bırakmak. Açığa çıkarmak. Terk etmek. Terketmek. Maruz bırakmak. Karşı karşıya bırakmak. Ortaya çıkarmak. Ortada bırakmak.

Coders : Kodır. Kodlayan kimse. Şifreleyen kimse.

Unclothe : Açmak. Soymak. Elbiselerini çıkarmak. Açığa çıkarmak.

Codings : Kodlandırma. Kodlama yöntemi. Programlama. Şifreleme. Kodlama. Yer değiştirebilir değişkenler (istatistik).

Trot out : Teşhir etmek. Göstermek. Bahsedip durmak. Bilgi satmak. Tırısa kaldırmak.

Encoder synonyms : cryptographer, codifiers, reveal, cryptographers, unwrap, unearth, undo, bare, colorplexer, bring out, excavate, encoders, coding, undrape, unmask, coder.

Encoder zıt anlamlı kelimeler, Encoder kelime anlamı

Hide : Saklanmak. Yaşırmak. Post. Saklamak. Deri. Cilt. Bilgisayar, biyoloji alanlarında kullanılır. Saklı tutmak. Gizlemek. Herhangi bir hayvanın işlenmiş ya da işlenmemiş olan derisi.

Wrap : Örtmek. Bürünmek. Sarmak. Sermek. Sargı. Paket yapmak. Bürümek. Sarınmak. Katlamak. Koymak.

Veil : Perdelemek. Maskelemek. Saklamak. Gizlemek. Tül. Örtü. Peçelenme. Gökyüzü resimlerinde plakların hafifçe kararması. Örterek saklamak. Peçe.

Encoder antonyms : mask, cover.