Codifier türkçesi Codifier nedir

  • Kriptocu.
  • Kuralların düzenleyicisi.

Codifier ingilizcede ne demek, Codifier nerede nasıl kullanılır?

Codifiers : Kuralların düzenleyicisi. Kriptocu.

Codified : Şifrelemek. Sistemleştirmek. Yazılı. Kodlamak.

Codifies : Şifrelemek. Kanun halinde toplamak. Düzenlemek. Sistemleştirmek. Bir sisteme bağlamak. Sisteme bağlamak. Derlemek. Kodlamak.

Uncodified : Yazılı olmayan. Kodlanmamış.

Codification : Tanzim etme. Kanunname şeklinde toplama. Kodifikasyon. Dürümleme. Tedvin. Kanun halinde toplama. Kodlama. Kanunlaştırma. Kodlaştırma.

Codifying : Kodlama. Kodlamak. Sistemleştirmek. Şifrelemek. Şifreleme.

Codifications : Kodlaştırma. Kodlama. Dürümleme. Kodifikasyon. Kanunname şeklinde toplama. Kanun halinde toplama. Tedvin. Kanunlaştırma.

Coding artifact : Kodlama yapaylığı.

Codicil : Vasiyetnameye yapılan ek.

Codify : Derlemek. Düzenlemek. Kanun halinde toplamak. Bir sisteme bağlamak. Şifrelemek. Kodlamak. Sisteme bağlamak. Sistemleştirmek.

İngilizce Codifier Türkçe anlamı, Codifier eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Codifier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Limited : Hudutlarla sınırlı. Sınırlı sorumlu (şirket). Belirli. Ekspres. Ekspres tren. Kıt. Sayılı. Mahsur. Belirlenmiş. Sınırlanmış.

 

Cryptographers : Kriptologlar. Kod yazarı veya çözücüsü. Şifreli yazı yazarı veya kod çözücüsü.

Qualifier : Nitelendirici. Niteleyici. Seçilen sporcu. Niteleyen.

Adverb : Belirteç. Zarf. Fiillerin, sıfatların, sıfat-fiillerin ve görev bakımından zarf niteliğindeki kelimelerin anlamlarını zaman, ölçü, niteleme, yer, yön vasıta, miktar, şart gibi çeşitli bakımlardan etkileyerek daha belirgin duruma getiren veya sınırlayan kelime türü: dün, bugün, yarın, sonra, şimdi vb. (zaman bakımından); ileri, geri, beri, alt (yer, yön bakımından); az, çok, biraz, kısmen, daha, pek vb. (ölçü bakımından); tatlı sert, açık mavi, koyu yeşil, uzun uzun konuştuğu konu, sımsıkı kapatmak, iyi anlamak vb. (niteleme, tarz bakımından): silkindi. yataktan hızla kalktı. başı birdenbire dönmüştü. karyolanın topuzunu zor yakaladı (s. faik, bütün eserleri medarı maişet motoru; berber dükkanının açılma merasimi, s. 147). ateş ilk tereddüdten sonra birdenbire parladı (a. h. tanpınar, sahnenin dışındakiler, s. 323). olduğu yere kayarcasına çöktü (yaşar kemal, ortadirek, s. 314). gittiniz mi, gerçekten mezarlığa elinizde çiçeklerle? (kemal tahir, yol ayrımı, s. 463). kapkara bir yalnızlık içinde, kendi vücudundan bile habersiz düşünmeyi pek severdi (a. f. abasıyanık, bütün eserleri 3, s. 19) vb.

Encoder : Kodlayan. Eşgeçerlilik. Renkli televizyonda, alıcıdan gelen üç birincil renkle ilgili imleri, bileşik im biçimine sokarak yayına hazırlayan aygıt. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renk bileştirici. Şifreleyen. Kodlayan (kişi). Sinyal kodlayıcı. Kodlayıcı.

 

Phrase : İfade etmek. Tümcecik. Sözce. Kısa ve uygun anlatım. Sözcük öbeği. Uygun kelime veya cümlelerle ifade etmek. Melodinin bir bölümünü oluşturan kısa parça. Birkaç sözcükten oluşan anlamlı birim. Tabir.

Intensive : Yoğun. Türkçede ad, sıfat ve zarf soylu sözlerin açık veya kapalı ilk hecelerinin p, m, r, s ünsüzlerinden biriyle kapatılması ve meydana gelen hecenin, o kelimenin başına eklenmesiyle, benzer hecelerin tekrarı esasına dayanılarak kurulan ve bu yolla ilgili olduğu adın veya fiilin taşıdığı anlamı yoğunluk bakımından güçlendiren kelime: || durum yüzünden zaten sarsılan şerif, handan'ın artık kendisine bambaşka bir gözle baktığını fark eder etmez büsbütün çileden çıktı; bir şeyler yapabilmek hırsıyla yanmaya başladı (t. buğra, dönemeçte, s. 140). en tatlısı kapıyı, pencereyi sımsıkı kapatıp eski yaşantıyı sürdürmekti (t. buğra, göst. e., s. 88). donuk yüzü pembeleşmiş, o her zamanki kıpkırmızı dudakları ise aksine uçuk bir renk almıştı… (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 125). bir haftadır kupkuru kesildi kurabiyeler (p.safa, matmazel noraliya'nın koltuğu, s. 22) vb. || pekiştirilmiş kelimelerde anlamı daha da güçlü kılmak için ek yığılması olayında görüldüğü gibi, pekiştirme öncesi ile asıl kelime arasında bir (a) ünlüsü daha eklenir: sap-a-sağlam, cep-e-çevre gibi. geçirdiği korkunç kazaya rağmen arabadan sap-a-sağlam çıkabildi. gittikleri yerde etrafları çep-e-çevre sarılmıştı vb. bk. pekiştirme ve pekiştirme ünlüsü. Pekiştirilmiş kelime. Pekiştirmeli. Entansif. İntansif. Yoğunlaştırılmış. Aşırı. Şiddetli.

Adjective : Bağlı. Tabi. Sıfat gibi kullanılan. Yüklenç. Sıfat. Bir özne, konu ya da nesneyi niteleyen ve değerleme ölçeklerinde ölçüm sürekliliği üzerindeki çeşitli kesim noktalarını göstermeye yarayan sözcük. Biçimsel. Önad. Nitem. Sabitleştiricili.

Intensifier : Koyulaştırıcı. Bir negatifin baskı yoğunluğunu arttırmak için kullanılan çözelti. Pekiştirici. Artırıcı. Kuvvetlendirici. Basınçlı hızlandırıcı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Koyulaştırma banyosunun temel kimyasal özdeği. (genellikle amonyaktır). Şiddetlendirici. Güçlendirici.

Codifier synonyms : content word, open class word, misplaced modifier, dangling modifier, codifiers, cryptographer, qualified, encoders.

Codifier zıt anlamlı kelimeler, Codifier kelime anlamı

Unqualified : Koşulsuz. Sınırsız. Yetersiz. Tam. Ehliyetsiz. Mutlak. Diplomasız. Nitelenmemiş. Kalitesiz. Niteliksiz.

Unwritten : Geleneksel. Yazılı olmayan. Yazısız. Yazılmamış. Sözlü. Kitaba geçmemiş.

Codifier ingilizce tanımı, definition of Codifier

Codifier kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who codifies.