Entering türkçesi Entering nedir

Entering ile ilgili cümleler

English: He left the room on my entering it.
Turkish: Ben içeri girdiğim zaman, odayı terketti.

English: Ali stood in the doorway for a moment before entering the room.
Turkish: Ali odaya girmeden önce bir an kapının önünde durdu.

English: At the moment, you are entering your sentences in the wrong place. You should select "Contribute" at the top of the page and then "Add sentences".
Turkish: Şu anda, cümlelerini yanlış yere giriyorsun. Sayfanın tepesinde "katkıda bulun" ve sonra "cümleler ilave edin"'i seçmelisin.

English: Are we to remove our shoes before entering the house?
Turkish: Eve girmeden önce ayakkabılarımızı çıkarmalı mıyız?

English: Ali stopped me from entering the bank.
Turkish: Ali bankaya girmemi engelledi.

Entering ingilizcede ne demek, Entering nerede nasıl kullanılır?

Entering a room : Bir odaya girmek.

Entering into an alliance : Bir müttefiklik içerisine girme. Güçleri birleştirme. Anlaşma veya pakt yapma. Ekip oluşturma. Ortaklık oluşturma.

Entering of data : Veri veya bilgi kayda geçirme. Veri kaydetme. Veri girişi.

Breaking and entering : Ev hırsızlığı. Haneye tecavüz.

Carpentering : Doğramacı. Marangoz. Kaba marangoz. Marangozluk yapmak. İowa eyaletinde şehir. Dülger.

 

Centering control : Ortalama denetlemesi. Merkezleme kontrolü.

Reentering : Yeniden katılmak. Yeniden girmek. Yeniden gir. Yeniden kaydetmek.

Enteric fever : Karahumma. Tifo.

Enteric red mouth disease : Enterik kızıl ağız hastalığı. Çeşitli balık türlerinde, yersinia ruckeri’ nin neden olduğu, karında sıvı toplanması, deride rengin koyulaşması, ağız, operkulum ve yüzgeç tabanlarında kızarıklıklar, vücut yüzeyinde ve iç organlarda hemorajilerin oluşmasıyla karakterize bulaşıcı ve öldürücü bakteriyel bir hastalık, yersinyoz.

Centering coil : Ortalayıcı kangal.

İngilizce Entering Türkçe anlamı, Entering eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Entering ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Forays : Baskın. Atılım (riskli). Yağmalamak. Akın. Yağma. Basmak. Yağma etmek. Akın etmek. Çapulculuk.

Ingress : Giriş hakkı. Hava girişi. Gölgelenme.

Entrance : Esritmek. Hayran bırakmak. Antre. Büyülemek. Giriş yeri. İlgi uyandırmak. Oyuncunun sahneye girişi. tiyatro girişi. Kendinden geçirmek.

Enrollment : Kaydetme. Kayıt toplamı. Kütük. Kaydolma. Bir okula, bir üniversiteye ya da kursa girme işlemi. Başvurma. Askere alma. Sicil. Kayıt.

Antings : Pokerde başlangıçta ortaya konan para. Ödemek. Para sürmek. Bop. Para vermek. Bop (poker). Para koymak. Önce. Ön.

Engaged in : Karışma. Tarafı olma. Müdahil olma. Katılma. ..e ile iştigal etmek. Meşgul olma.

Arrival : Vasil olma. Geliş. Varma. Gelen şey. Gözükme. Muvasalat. Varış. Mal girişi. Gelen kimse. Ortaya çıkma.

Entry : Geçit. Madde. Methal. Bir ölçüm sürekliliğinin çeşitli konumlarını dile getiren ve bir ölçme aracını oluşturan tutum yüklü tümce, anlatım ya da deyiş. Antre. Küçük bağlantı odası. Katılma. Kapı. Bildirge. Giriş yeri.

 

Entryway : Kapı. Girilecek yer. Birinin onun vasıtası ile girdiği geçit. Giriş yeri.

Admissions : İtiraf. Giriş izni. Emme (mühendislik terimi). Giriş ücreti. Katılma. Kabul.

Entering synonyms : enrolment, penetration, incursion, advents, entrances, access, forayed, antes, admittance, entries, adits, travel, irruption, adit, anteing, foraying, anting, accesses, encroachment, intrusion, entree, admission, foray, ante, registration, incoming, incomings, anted, arriving, change of location, entryways, admittances, invasion.