Entrances türkçesi Entrances nedir

Entrances ile ilgili cümleler

English: All the world is a stage, and all the men and women merely players. They have their exits and their entrances, and one man in his time plays many parts, his acts being seven ages.
Turkish: Tüm dünya bir sahnedir, insanlar da yalnızca birer oyuncu. Sahneye girer, çıkarlar ve zamanları boyunca yedi dönemden oluşan birçok oyun sergilerler.

Entrances ingilizcede ne demek, Entrances nerede nasıl kullanılır?

Entrance card : Giriş kartı.

Entrance customs barrier : Yolcu ve malların yurda girmesine ilgililerce izin verilmiş olan belli yerler. Giriş kapısı. Kara, hava ve denizyolu ile ülkeye girecek veya ülkeden çıkacak yolcular ile eşyanın giriş ve çıkışlarının yapılması için belirlenen yerler. Gümrük, iktisat alanlarında kullanılır. Gümrük kapısı.

Entrance door : Giriş kapısı.

Entrance examination : Giriş sınavları. Giriş sınavı. Birtakım orta dereceli okullar ile yüksek okul ve üniversitelere girmek isteyen öğrencilerin yetişme durumlarını, yetenek ve anıklıklarını saptamak amacıyla düzenlenen yazılı, sözlü ya da hem yazılı hem sözlü sınav.

 

Entrance exams : Kabul edilme sınavları. Bir adayın bir enstitüye (bir üniversite gibi) kabul edilip edilmeyeceğini belirlemek için verilen testler. Giriş sınavı.

Entrance visa : Bir ülkeye girişe müsade eden pasaport üzerindeki onay. Giriş vizesi.

Entrance hall : Vestibül. Bir tiyatro yapısında, seyir yerine girmeden önce yer alan salon. Giriş salonu. Girişlik. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinemalarda salondan önce yer alan, genellikle gişelerin, tanıtıların bulunduğu genişçe bölüm. Bekleme odası. Lobi. Giriş holü.

Audience entrance : Seyircinin seyir yerine giriş kapısı. Seyirci girişi.

Free entrance : Alınmayan giriş. Serbest giriş. Davetsiz giriş izni. Ücretsiz giriş.

Back entrance : Arka giriş.

İngilizce Entrances Türkçe anlamı, Entrances eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Entrances ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ectasize : Coşturmak.

Foyer : Giriş salonu. Tiyatroda ara salonu. Fuaye. Aragezinek. Sigara içme salonu. Bekleme odası.

Commencement : Diploma töreni. Başlama. Bidayet.

Port : Liman. Lombar. Porto şarabı. Bağlantı noktası. Liman kenti.

Antechambers : Antişambr. Giriş salonu. Bekleme odası. Geçiş veren oda. Ön yanma odası. Önoda.

Archway : Üst kemerli geçit. Kemerli giriş. Kemerli yol. Kemeraltı yolu. Kemer altı yolu. Kemerli geçit. Üstü kemerli geçit. Kemeraltı. Kemer.

Incomings : Fonlar. Giren. Gelirler. Ele geçen. Yeni başlayan. Yeni gelen. Kaynaklar. Yeni (hükümet veya yıl). Gelen.

Enrapturing : Mest etme. Vecit haline getirme. Sevince boğmak. Aklını başından almak. Sevinçten çıldırtma. Kendinden geçirme. Çok memnun etme.

 

Bedazzle : Şaşırtmak. Büyülemek (argo terim). Göz kamaştırmak. Gözünü kamaştırmak.

Forayed : Akın etmek. Yağmalamak. Akın. Atılım (riskli). Baskın. Yağma etmek. Yağma. Çapulculuk. Basmak.

Entrances synonyms : room access, service door, porte cochere, servant's entrance, allures, pithead, captivate, arch, ravishes, entryway, anteing, enrapture, entries, bedazzled, entrance, vomitory, gigging, feeing, service entrance, door, enchants, call attention, gateways, engaged in, inebriates, leaping, ensorcel, accesses, bewitch, entrees, departure, admissions, admission fee.

Entrances zıt anlamlı kelimeler, Entrances kelime anlamı

Disenchanted : İnancını yitirmiş. İllüzyondan kurtarılmış. Büyüden kurtarılmış. İnancı yitik. Aklı başına getirilmiş.

Repel : Tiksindirmek. Reddetmek. (su veya hava vb) geçirmemek. Geçirmemek. Geri püskürtmek. Kovmak. Geri püskürtmek (düşmanı). Geri çevirmek. İtmek. İtici gelmek.