Epileptic türkçesi Epileptic nedir

  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Epilepsili.
  • Epileptik.
  • Saralı.
  • Sara hastalığına özgü.
  • Tutarıklı.
  • Sara (ile ilgili).
  • Saraya ait.
  • Saralı kimse.
  • Saralı, sara hastalığına ait olan.

Epileptic ingilizcede ne demek, Epileptic nerede nasıl kullanılır?

Epileptic attack : Epilepsi nöbeti.

Epileptics : Sara hastalığına özgü. Tutarıklı. Epileptik. Epilepsili. Saralı. Saralı kimse. Sara (ile ilgili).

Status epilepticus : Status epileptikus. Kesintisiz epilepsi. Status epileptikuslar.

Antiepileptic : Antiepileptik. Sara hastalığını tedavi eden, sara ilacı, sarayı tedavi edici.

Epileptogenic : Epileptojenik.

The israel league against epilepsy : Epilepsiye karşı israil derneği. Epilepsi hastalığına karşı savaşmak isteyen israil organizasyonu.

Epilepsies : Peri hastalığı. Sara. Epilepsi. Tutarak. Sara hastalığı. Tutarık. Sar'a.

Hysteroepilepsy : Histeroepilepsi.

Epilepsy : Sar'a. Sara hastalığı. Peri hastalığı. Beyinde zaman zaman ortaya çıkan anormal ve aşırı elektriksel deşarjların yol açtığı nöbetlerle belirgin kronik bir hastalık, epilepsi. Tutarık. Sara. Tutarak. Epilepsi.

Epileptoid : Epilepsiye (nörolojik hastalık) benzeyen. Epileptoit. Sara hastalığı benzeri. Epilepsi benzeri.

İngilizce Epileptic Türkçe anlamı, Epileptic eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Epileptic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abdominal distention : Karın gerginliği. Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik. Abdominal gerginlik.

A amplitude mod : A-mod görüntü. Ultrasonografide gönderilen ses dalgasının yayılımı doğrultusunda, farklı yüzeylerden yansıyan ses dalgalarının, yansımanın şiddetine göre çizgisel bir grafik olarak gösterilmesi. özellikle gözde biyometrik ölçümlerde kullanılır.

Sufferer : Acı çeken kimse. Mağdur. Hasar gören. Kurban. Hasta. Kazazede. Mustarip olan kimse (bir hastalıktan). Çeken kimse. Dertli kimse. Hastası olan kimse (bir illetin).

Abdominal palpation : Karın bölgesinin elle muayenesi. Avuç içi, parmak veya yumrukla çok hafif basınç uygulayarak karın bölgesindeki değişikliklerin niteliğini anlamak için yapılan muayene, abdominal palpasyon. Abdominal palpasyon.

A clay : Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin. Beyaz kil.

Abdominal pain : Karın ağrısı. Göğüs ve leğen arası bölgede biçimlenen, klinik belirtileri hayvan türlerine göre değişebilen ağrı, abdominal ağrı. Abdominal ağrı.

Abdomen : Abdomen. Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen. Böcek gövdesinin alt kısım. Batın. Karın (böcek gövdesinde). Karnın altı. Karın.

Abaxial : Eksendışı. Aks kemiği dışında. Eksen dışı. Eksenden uzakta bulunan (biyoloji terimi). Abaksiyal. Eksenden uzak. Eksenden uzak, eksen dışı.

 

A c deformity : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c kusuru.

Abdominal ovariectomy : Abdominal ovaryektomi. Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma.

Epileptic synonyms : diseased person, sick person, epileptics, a c syndrom, a dna, aulic, abdominal fat necrosis, abattoir, abamectin, a band, a crochordon.

Epileptic ingilizce tanımı, definition of Epileptic

Epileptic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Pertaining to, affected with, or of the nature of, epilepsy. One affected with epilepsy.