Esme nedir, Esme ne demek

  • Esmek işi

"Esme" ile ilgili cümle

  • "Meltemin esmeye başladığı güneyden yavaş yavaş rüzgârsız ölü dalgalar sallana sallana gelmeye koyuldu." - Halikarnas Balıkçısı

Yerel Türkçe anlamı:

Nefes, dua.

Esma

Tandırın üzerine örtülen yorgan.

Fransızca'da Esme ne demek?:

aura

Esme anlamı, kısaca tanımı:

Esmek : Hava bir yönden bir yöne akmak, rüzgâr olmak. Yapılması önce düşünülmüş olmayan veya beklenmeyen bir şeyi yapmaya birdenbire karar vermek.

Esmer : Bu renkte olan. Kurşuni renk. Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse), yağız. Siyaha çalan buğday rengi.

Esmer amber : Amber balığının bağırsaklarından çıkarılan amber.

Esmer buğday : Koyu renkli bir cins buğday.

Esmer küf : Esmer küfler familyasının asalak hayata uyabilen örnek türü, özellikle arılarda öldürücü gelişmeler doğuran ilkel mantar (Mucor mucedo).

Esmer küfler : Asalak yaşayışa uymuş türleri de bulunan yosunumsu mantarlar familyası.

Esmer şeker : Kristal şeker yapımı sırasında kristallerin santrifüj ile ayrılmasından sonra kalan şurubun kristallendirilmesi sonucu elde edilen, genellikle kraker ve bisküvilerde kullanılan, çok ince kristalli, koyu renkli, kokulu bir şeker.

Esmer su yosunları : Şeritleri bölmeli, renkleri esmer su yosunları.

 

Esmer un : Esmer buğdaydan elde edilen un.

Esmerce : Esmere yakın, biraz esmer olan.

Esmere al bağla karşısına geç ağla : "esmer insana kırmızı renkli giysi yakışmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Esmerimsi : Esmere çalan, esmer gibi.

Esmerleşmek : Esmer duruma gelmek. Siyaha yakın bir koyu renk almak.

Esmerleştirmek : Esmer duruma getirmek.

Esmerlik : Esmer olma durumu.

Aklına esmek : Daha önce düşünmemiş olduğu şeyi birden yapmaya karar vermek.

Barut esmeri : Koyu esmer renkte olan (kimse).

Bayram havası esmek : Ortam neşeli, sevinçli bir duruma gelmek.

Beyazın adı esmerin tadı : Esmerleri övmek için söylenen bir söz.

Efil efil esmek : Yazın rüzgâr yavaş yavaş, serin serin esmek.

Hava fena esmek : Ortamla ilgili her türlü şart kötü durumda olmak.

Hava iyi esmek : Ortamla ilgili her türlü şart uygun durumda olmak.

Her zaman gemicinin istediği rüzgar esmez : "olaylar herkesin istediği biçimde meydana gelmez" anlamında kullanılan bir söz.

Yerinde yeller esmek : Artık bulunmamak, yok olmak.

Esmen : Vantilatör.

Esmer algler : (botanik)

Esmer deniz yosunu : (botanik)

Esmer ekmek küfü : (botanik)

Esmer ırk sığır : İsviçre’den köken alan, Türkiye’de orta ve doğu Anadolu bölgelerinde yetiştirilen, gümüşi griden siyaha yakın koyu kahverengiye kadar değen renklerde, sırtta açık renkte bir ester çizgisi bulunan, burun ucu, kuyruk ucu, dil ve boynuz uçları siyah, süt verimi ve besi yeteneği yüksek, değişik iklim koşullarına kolayca uyum sağlayabilen, kombine verimli bir sığır ırkı.

Esmer karınca : Küçük karaciğer kelebeğinin ikinci arakonakçılarından, zarkanatlı bir böcek türü.

 

Esmer köpek kenesi : Genellikle köpeklerde yaşamakla birlikte başka birçok hayvana, ayrıca insanlara saldırabilen, söbe gövdeli, esmer kırmızımsı kene türü.

Esmer küfmantarları : (botanik)

Esmer mide kurdu : Koyun, keçi ve antilopların dördüncü midesinde, seyrek olarak ince bağırsağında yaşayan kıl kurdu.

Esmer pelikan : Leyleksiler (Ciconiiformes) takımının, pelikangiller (Pelecanidae) familyasından, Kuzey Amerika'nın sıcak kıyılarında yaşayan bir tür. (zooloji) (Pelecanus fuscus) Leyleksiler (Ciconiiformes) takımının pelikangiller (Pelecanidae) familyasından bir kuş türü. Kuzey Amerikanın sıcak kıyılarında yaşar.

Esme ile ilgili Cümleler

  • Jale her zaman uzun boylu, esmer ve yakışıklı bir adama kavuşmanın hayalini kurdu.
  • Rüzgar esmeye başladı.
  • "Mary sarışın mı?" "Hayır, o esmer."
  • Erkek kardeşi esmer olduğunda onun nasıl bu kadar sarışın olduğunu anlayamıyorum.
  • O, tatilinden sonra çok esmerdi.
  • O yirmi yaşında şen şakrak bir esmerdi.
  • O, uzun boylu, esmer ve yakışıklı.

Diğer dillerde Esme anlamı nedir?

Rusça'da Esme : n. веяние (N), дуновение (N), наддув (M), тисканье (N)