Excommunicating türkçesi Excommunicating nedir

  • Afaroz etme.

Excommunicating ingilizcede ne demek, Excommunicating nerede nasıl kullanılır?

Excommunication : Tarih, sosyoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Kümeden atma. Aforoz. Küme ölçü ve kurallarına aykırı davranışta bulunan bireye karşı uygulanan ve kümenin öbür üyelerinin o üyeyle hemen her türlü ilişkiyi kesmelerini anlatan bir küme denetimi biçimi. Aforoz etme. Kilisece verilen hıristiyan toplumundan kovulma cezası.

Excommunications : Aforoz etme. Aforoz.

Excommunicate : Kiliseden aforoz etmek. Aforoz etmek. Aforozlamak. Afaroz etmek. Bir hıristiyanı kilise topluluğundan çıkarmak.

Excommunicated : Aforozlu.

Excommunicates : Afaroz etmek. Aforozlamak. Kiliseden aforoz etmek. Aforoz etmek.

Excommunicators : Afarozcu. Bir diğerini afaroz eden kimse. Mahrum eden. Hristiyan ayinlerine kabul etmeyen. Kiliseden aforoz eden. Bir kilise veya diğer organizasyona üyelikten men eden (dışarı atan) kimse. Cemaatten tardeden.

Excommunicator : Cemaatten tardeden. Hristiyan ayinlerine kabul etmeyen. Kiliseden aforoz eden. Mahrum eden.

İngilizce Excommunicating Türkçe anlamı, Excommunicating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Excommunicating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Line : Çizmek. Astar kaplamak. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.). Sıra. Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi. İçini kaplamak. Sürütme oltaları. Tenis, futbol, bilgisayar, bilişim, masa tenisi, sinema, televizyon, voleybol alanlarında kullanılır. Hat. Astarlamak.

Dissuasion : Caydırma. Vazgeçirme. İkna. Kandırma.

Transmission : Bilgisayar, bilişim, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. İntikal. Bulaştırma. İletme. Ulaştırma. İletim. Bir ortam ya da nesnenin bir yüzeyine gelen ve karşı yüzeyinden çıkan ışınım ya da erke yeğinlikleri arasındaki oran. İletişim. Radyo yayını. Aktarma yayın.

Exclusion : Kabul etmeme. Ret. Hariç tutma. Çıkarılma. Tart. Dışlama. Dışında bırakma. İhraç etme. Hariç bırakma. Dahil etmeme.

Contact : İletişime geçmek. Temas. İle temasa geçmek. Kontak. Değdirme. Faktör xıı. Bilgisayar, fizik, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Temas etmek. Temas kurmak. İrtibat.

Touch : Eline su dökmek. Bağlantı. Değmek. Az miktar. Yetenek. Kırmak. Dokunma. İle ilgilenmek. El sürmek. Kullanmak.

Dramatics : Tiyatroculuk. Amatör tiyatro çalışması. Sahne etkinlikleri. Dramatik davranış. Dramatik ifade. Dramaturji. Oyun yazma ya da oynama sanatı.

Traffic : Bir yerleşim yerinde gelip geçmeye ayrılmış yerlerde, sokaklarda ve anayollarda insanların ve taşıtların gidiş gelişi. Trafik. Değiş tokuş etmek. İş yapmak. Alım-satım. Tecimsel nesneler mal alım ve satımı. Yolculuk etmek. Ticareti yapmak. Tecim alışverişleri.

 

Remonstrance : Serzeniş. Protesto. Uyarı. Paylama. Sitem. Şikayet. İtiraz. Yakınma.

Act : Görevini yapmak. Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi. Hukuk, kimya, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Özdeğin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının, başkalarında uyandırdığı her türlü iz ve iz bırakma eylemi. nedensellik,bağlantısı içinde bir nedenin sonucu. Oynamak (rol). Numarası yapmak. Rol oynamak. Yapmak. Çeşitli güdülerden kaynaklanan ve tanısal bir içeriği olan amaçlı davranış. Eylem.

Excommunicating synonyms : postal service, human activity, human action, mail service, verbal expression, expression, rejection, exam, suasion, exhortation, communication channel, post, theatre, theater, treatment, dramatic art, mail, deed, remonstration, censure, communication, dramaturgy, objection, examination, medium, intercommunication, discussion, discourse, expostulation, persuasion, chasing away, verbalism, test.

Excommunicating zıt anlamlı kelimeler, Excommunicating kelime anlamı

Dissuasion : İkna. Kandırma. Vazgeçirme. Caydırma.

Persuasion : İnandırma. İnanç. Tür. Kanaat. İkna. Cins. Kandırma. İkna etme. Razı etme. İkna kabiliyeti.

Acceptance : Bir poliçenin, adına çekilen kişi tarafından imzalanarak, borcun ödeneceğinin onaylanması. bir bankanın kendi üzerine çekilen poliçeye "kabul edilmiştir" şerhini koyması. İcabet. Üstlenme. Uygun bulunma. Ödeğin taşıyanınca ilgilisine gösterilmesinde parasını önelinde ödemeği kabullendiğini ödek üstüne bir yazı yazmak suretiyle yapılan yüklenim. Teslim alınma. Alınma. Kabul edilme. Olurlama. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.