Executing türkçesi Executing nedir

Executing ingilizcede ne demek, Executing nerede nasıl kullanılır?

Self executing : Kendi kendine uygulayan.

Execution : Uygulama. İnfaz. Yapma. Yorum biçimi. Yürütme. Yerine getirme. Yapma (manevra veya hareket). Sergileme. Düzenleme. Bir izlenceyi oluşturan komutların bilgisayar donanımınca uygulanması, izlencenin işletilmesi.

Execution by stoning : Recm cezası. Taşlayarak öldürme.

Execution cycle : Yürütüm çevrimi.

Execution draught : Uygulayımtasar. Bir kent ya da kasabanın düzentasarı çerçevesinde, ona uygun olarak çizilen ve yolların, yapı adacıklarının, bölgelerin ayrıntılarını, tasarlanan yapı düzenini ve uygulama için gerekli bilgileri içeren daha büyük ölçekli tasar.

Execution error : Yapım hatası. Yürütme hatası. Bir planı uygularken gerçekleştirilen hata (genellikle plan uygulamaya konulduğunda farkedilen). İcra hatası.

Execution time : Yürütme zamanı. İşletim süresi. Çalışma zamanı. Uygulama zamanı. Yürütüm süresi. Gerçekleşme süresi. Bir işlemin gerçekleşmesinin aldığı zaman miktarı.

Execution office : Hikümet kararları tarafından istenen (veya el konulan) mal ve varlıklarla ilgilenen devlet kurumu. İcra müdürlüğü. İcra dairesi. İcra veya yapım ofisi.

 

Execution file : İcra dosyası.

Executional : Ölüm cezasına ilişkin. Edimli. Uygulama gerçekleştirme icra veya infazla ilgili. İşlemsel.

İngilizce Executing Türkçe anlamı, Executing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Executing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Actualizes : Yaşama sokmak. Hayata sokmak. Gerçekleşmesini sağlamak. Yaşama geçirmek. Gerçekleşmek. Gerçeğe dönüştürmek. Tahakkuk ettirmek. Hayata geçirmek.

Exhibit : Sergilenen şey. Teşhir etmek. Sergileme. Bir duygu veya niteliği göstermek. Bir filmin izleyicilere gösterilmesi işi. Sunmak. Sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Sergileme, ortaya çıkarmak, gösterme.

Actualize : Tahakkuk ettirmek. Hayata sokmak. Gerçekleşmesini sağlamak. Gerçekleşmek. Yaşama sokmak. Hayata geçirmek. Gerçeğe dönüştürmek. Yaşama geçirmek.

Exhibited : Göstermek. Teşhir etmek. Sunmak. Sergilenmiş. Sergilenen.

Carve out : Biçimlendirmek. Oluşturmak.

Decapitation : Boynunu vurma. Başını keserek idam etme. Dekapitasyon. İşten çıkarma. Doğumu mümkün olmayan dölütün başının kesilip çıkarılması. bir kemiğin yuvarlak olan başının kesilmesi. deney hayvanlarında, başın koparılması biçiminde yapılan ötanazi tipi. Başını kesme.

Bring out : Çıkarmak. Görülmesini sağlamak. Piyasaya sürmek. Yayınlamak. Üretmek. Yayımlamak. Yapmak (yeni bir şeyi). Piyasaya yeni mal sürmek. Üzerinde durmak. Ortaya çıkarmak.

 

Burning : Şiddetli. Büyük. Çözüm bekleyen. Yakıcı. Yakma. Acil. Yanan. İvedi. Zehirlenmelerde zehrin saptanması için yapılacak analize uygun alınan örneklerin, ısıya dayanıklı pota gibi malzemeler içerisinde kül fırınında yakılması olayı.

Invocations : Zikir. Yalvarma. Başlatma. Münacat. Niyaz. Yakarma. Dua.

Achieves : Başarmak. İpi göğüslemek. Başarı elde etmek. Kotarmak. Meydana getirmek. Başarı sağlamak. Elde etmek. Erişmek. Kazanmak.

Executing synonyms : array, burning at the stake, hanging, builds, answered, blazoned, exercising, collocate, exert, effecting, emcees, actualizing, propulsion, collocated, executes, accede, introduce, acquit oneself, concoct, carrying out, carry into effect, exhibiting, centre, appoint, enforces, come close, emcee, acceding, collocates, displays, build, implementation, blazons.