Expanding expenditure policy türkçesi Expanding expenditure policy nedir

  • Harcama genişletici politikalar.
  • Bir ekonomide toplam istemi, reel geliri ve işlendirmeyi artırmaya yönelik hükümet tarafından uygulanan genişletici maliye politikası ve genişletici para politikası.
  • İktisat alanında kullanılır.

Expanding expenditure policy ingilizcede ne demek, Expanding expenditure policy nerede nasıl kullanılır?

Expanding : Genişleyen. Genleştirme. Tane yemlerin lezzet ve sindirimini artırmak için basınç altında buharla şişirilmesi. Tevsi. Genişleme. Genişleyerek. Büyüyen.

Expenditure : Harcama. Masraf. Tüketme. Satın alınan bir mal karşılığı ödenen para. bir değer elde etmek için malı devretmek, gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar. Sarf. Maliyet. Gider. Harç. Tüketim. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Policy : Poliçe. Siyaset. Prensip. Tedbir. İlke. Politika. Davranış biçimi. Önlem. Belirlenen amaç veya hedeflere ulaşmaya yönelik karar ve eylemler bütünü. Sigorta belgesi.

Expanded expenditure policy : Bir ekonomide toplam istemi, reel geliri ve işlendirmeyi artırmaya yönelik hükümet tarafından uygulanan genişletici maliye politikası ve genişletici para politikası. Harcama genişletici politikalar.

Expansionary expenditure policy : Harcama genişletici politikalar. Bir ekonomide toplam istemi, reel geliri ve işlendirmeyi artırmaya yönelik hükümet tarafından uygulanan genişletici maliye politikası ve genişletici para politikası.

 

İngilizce Expanding expenditure policy Türkçe anlamı, Expanding expenditure policy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Expanding expenditure policy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

 

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Expanding expenditure policy synonyms : expansionary expenditure policy, abnormal budget expenditures, a shift in supply, a shift in demand, a shift in individual demand, expanded expenditure policy, a change in supply, abolition of forced labour convention, abnormal budget receipts.