Expelled türkçesi Expelled nedir

Expelled ile ilgili cümleler

English: Ali got expelled from school.
Turkish: Ali okuldan kovuldu.

English: Ali was caught cheating on the exam and was expelled from school.
Turkish: Ali sınavda kopye çekerken yakalandı ve okuldan uzaklaştırıldı.

English: Ali was expelled from preschool.
Turkish: Ali anaokulundan atıldı.

English: Ali was expelled from school for fighting.
Turkish: Ali döğüştüğü için okuldan atıldı.

English: Ali doesn't even know why he was expelled from school.
Turkish: Ali okuldan niçin atıldığını bile bilmiyor.

Expelled ingilizcede ne demek, Expelled nerede nasıl kullanılır?

Expellee : Sürgün edilmiş. Uzaklaştırılmış. Sınır dışı edilmiş. Kovulan kimse. Sürgün. Kovulmuş.

Expellees : Sınır dışı edilmiş. Sürgün edilmiş. Kovulmuş. Sürgün. Kovulan kimse. Uzaklaştırılmış.

Expeller : Defeden. Süren. Azleden. Tardeden. Kovan veya defeden kimse veya şey. Kovan veya sürgün eden kimse. Sürekli cendere. Defeden ilaç. Ekspeller. Kovan.

Expeller extraction : Ekspeller yöntemi. Ekspeller ekstraksiyon.

Expeller technique : Yağlı tohumlardan yağın elde edilmesi sırasında uygulanan, delikli bir kovan içerisinde sonsuz vidayla mekanik olarak sıkıştırılmasıyla yağlarının çıkarılması işlemi. tohumun temizlenip kabaca öğütüldükten sonra, 90 dakika 103-110 oc’de kuru veya buharlı ısıya tabi tutulup hidrolik preslerde mekanik olarak sıkıştırma işleminin yapılarak yağın ayrılması, ekspeller ekstraksiyon, hidrolik pres yöntemi. Ekspeller yöntemi.

 

Expel : Dışarı atmak. Okuldan atmak. Sürgün etmek. Çıkarmak. Kovmak. Atmak. Defetmek. Azletmek. Sürmek. Attırmak.

Expect of : İstemek. Beklemek. Ummak.

Expel from : Sürüp çıkartmak. Dışarı atmak. Bırakmak zorunda bırakmak. Dışlamak.

Expellers : Kovan. Defeden. Kovan veya defeden kimse veya şey. Azleden. Defeden ilaç. Sürekli cendere. Süren. Ekspeller. Kovan veya sürgün eden kimse. Tardeden.

Expelling : Kovma.

İngilizce Expelled Türkçe anlamı, Expelled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Expelled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bud : Gelişmemiş şey veya kimse. Tomurcuklanmak. Arkadaş. Filiz. Aşı yapmak. Gonca vermek. Bitkilerde büyümeyi sağlayan, çiçek ve yaprak gibi organları veren uç noktalar. Sürgün.

Expel from : Sürüp çıkartmak. Dışlamak. Bırakmak zorunda bırakmak.

Anticipated : Öngörülen. Zihinde canlandırılmış. Beklenile. Tahmin edilen. Beklenilen. Umulan.

Budded : Aşı yapmak. Aşı. Tomurcuklanmak. Filizlenmek. Tomurcuk. Gonca vermek. Aşılamak. Gelişmeye başlamak. Konca vermek.

Ejected : Püskürtülmüş. Fışkırtılmış. Dışarı fışkırtılmış. Dışarı çıkarılmış. Defedilmiş. Atılmış çıkartılmış. Boşaltılmış. Dışarı boşaltılmış. Dışarı atılmış.

 

Boot out : Görevine son vermek. Kapı dışarı etmek. Görevden almak. Defetmek. İşten atmak.

Ostracised : İlgilenmekten kaçınmak. (antik yunan'da) halk oyu ile geçici olarak bir vatandaşı uzaklaştırmak (aynı zamanda ostracize). Sürülmüş. Sürgün edilmiş. Çıkarılmış. Dışlamak. Uzaklaştırmak.

Evacuate : Götürmek. Almak (insanları bir yerden). Vücuttan dışarı atmak. Havasını almak. Tahliye etmek. Boşaltmak. Tahliye yapmak. Boşaltmak (bağırsakları). Bir felaket yüzünden bir yerden ayırıl mak.

Ejaculates : Haykırmak. Bağırmak. Fırlatmak. Birdenbire yüksek bir sesle söylemek. Beli gelmek. Söyleyivermek. Boşaltmak. Boşalmak. Fışkırtmak.

Abrupt : Birden bir konudan başka konuya geçen (konuşma tarzı). Kaba. Pürüzlü. Ansız. Beklenmedik. Sarp. Kesik. Baş aşağı. Tutarsız.

Expelled synonyms : hoped for, axe, brought out, outcasting, exiling, blank, burgeon, outed, be in progress, fling away, exile, bare, motivated, expellee, outcasts, cashiering, ax, unsurprising, cast offs, shooed, blanker, deports, expatriating, expatriate, expel, expulsed, fired, expellees, exiles, banishing, apply, burgeoned, out.

Expelled zıt anlamlı kelimeler, Expelled kelime anlamı

Unexpected : Beklenilmeyen. Beklenmez. Ummadık. Beklenmedik. Davetsiz. Ümit edilmeyen. Umulmadık. Beklenilmedik. Beklenmeyen.

Surprising : Sürpriz. Hayret verici. Hayrete düşüren. Şaşırtıcı. Şaşılası.

Unmotivated : Motivasyonsuz. Güdülenmeksizin. Motive olmamış. Hiç arzu hissetmeyen. Hiç motivasyonu olmayan. Nedensiz. İlgilenmeyen. Gerekçesiz.