Extensity türkçesi Extensity nedir

Extensity ingilizcede ne demek, Extensity nerede nasıl kullanılır?

Extensibility : Uzatılabilirlik. Uzayabilirlik. Genişleyebilirlik. Genişleme yeteneği. Uzatılır olma niteliği. Uzayabilme. Genişletilebilirlik. Uzama kabiliyeti. Uzanabilirlik.

Extensible : Gerdirilebilir. Uzatılır. Uzanabilir. Daha uzun olması için çekilebilir. Açılabilir. Uzatılabilir. Uzayabilir. Genişletilebilir.

Extensible markup language : Xml. Html belgeleri yaratmak ve tasarlamak için sgml standardının en basit versiyonu (internet sitelerinde kullanmak için uygundur). Genişletilebilir biçimlendirme dili. Genişletilebilir işaretleme dili.

Extensile : Açılır kapanır. Genişletilebilir. Uzatılabilir. Açılabilir.

Extensin : Ekstensin. Bitkilerde primer hücre duvarının %15 kadarını oluşturan ve hidroksiprolin bakımından zengin 300 amino asitlik bir glikoprotein.

Extension cable : Uzatma kablosu.

Extension cord : Uzatma kablosu. Ara kablo. Uzatma kordonu.

Extension field : Oyut genişlemesi. Cisim genişlemesi.

Extension board : Dahili santral.

Extension approach to pricing : Küresel fiyatlandırma yaklaşımı. Küresel düzeyde etkinlikte bulunan bir firmanın sattığı mala dünyanın her yerinde aynı fiyatı uyguladığı fiyatlandırma yaklaşımı. krş. uyarlanabilir fiyatlandırma yaklaşımı, yermerkezli fiyatlandırma yaklaşımı.

 

İngilizce Extensity Türkçe anlamı, Extensity eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Extensity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Generalities : Çoğunluk. Genel konu. Belirsizlik. Genelleme içeren söz. Ekseriyet. Genellik. Genelleme. Umumiyet.

Generalness : Umumiyet. Evrensellik. Genellik.

Prolongations : Uzatma. Uzatılma. Sürdürme. Geciktirme. Devam ettirme. Uzama. Temdit. Vadenin uzatılması.

Apophysis : Yumru. Apofizis. Kol uzantı. Genellikle kasın bağlandığı kemik üzerindeki çıkıntı. çam kozalaklarının tohum taşıyan pullarının kaidesindeki çıkıntı. s.mantar hiflerinin üreme organları altındaki çıkıntı. 4.bazı yosun (bryophyta) kapsüllerinin tabanındaki şişkinlik. Yumru, şiş, kamburluk. Derinlerdeki büyük magma kütlelerinden ya da damardan yanlardaki kayaçların içine doğru kama gibi giren ve genel olarak bunlarla bağlantısı olan kol biçiminde uzantı. Kemiksel büyüme ya da şişme (anatomi terimi). Biyoloji, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Apofiz.

Stipe : Kongövde. Sap.

Diffuseness : Fazla tafsilat verme. Uzun uzadıya söz. Saçma sapan (konuşma). Dağınıklık. Fazla uzun. Konuyu dağıtmış olma. Dağınık olma durumu. Yayılmışlık. Gereksiz laflarla dolu olma.

Appendages : Katkı. İlave. Başkasına muhtaç kimse. Ek. Askıntı.

Magnitude : Boy. Önem. Büyüklük. Magnitüd. Kadir (astronomi terimi). Boyut. Ehemmiyet. Genlik.

Field intensity : Alan şiddeti. Alan yeğinliği. Verilen bir noktada sahanın gücü (bir noktada bir birim veya kütle üzerinde meydana getirilen güç tarafından ölçülen).

 

Comprehensiveness : Etraflılık. Kapsam. Etraflı olma. Bütünlük. Kapsayıcılık.

Extensity synonyms : radio brightness, sound pressure level, threshold level, light intensity, spotlight, outrunner, ampleness, amplitude, diverticulum, enlargement, spread, universality, field strength, exhaustiveness, half intensity, sophistication, prolongation, extent, generality, prominence, intensity level, breadths, strength, extension, expansions, currencies, broadness, candlepower, scapes, expanse, amplitudes, acoustic power, diffusiveness.

Extensity zıt anlamlı kelimeler, Extensity kelime anlamı

Contraction : Bir kasın, telin vb.nin görev sırasında kısalması. kontraksiyon. Ayrı hecelerdeki iki ünlünün bir tek ünlüde veya birden çok hecedeki seslerin tek hecede toplanması olayı. bu olay daha çok kelime birleşmelerinde görülür: gidemedim (< kēt-e umadum), sekiz on > seksen, dokuz on > doksan, cumartesi (< cuma ertesi), niçin (< ne için), neyse (< ne ise), her neyse (< her ne ise), nasıl (< ne asıl), neylersin (< ne eylersin), ayol (< ay oğul), güllaç (< güllü aş), sütlaç (< sütlü aş), yirmi (< yigirmi), doğurmak > dbormak, yapurgak > yaprak, geleceğim > gelcem vb. Bir kelimede yanyana bulunan iki veya daha çok hecedeki seslerin yahut da yanyana bulunan iki kelimeden birincinin son sesi ile ikincinin önsesinin birleşip kaynaşması ve dolayısıyla hece sayısının azalması olayı: et. -ne erse ne > eat. nesene > tt. nesne; et. yiğirmi >tt. yirmi, eat. ol ara >tt. ora, eat. şol ara >tt. şura, eat. bu ara >tt. bura; bad-i heva>bedava, kahve altı>kahvaltı, çehar şenbe>çarşamba, yaz-a u-madım>yazamadım, ne için>niçin?, ne asıl>nasıl?, sütlü aş>sütlaç, ne edeyim?>nideyim? anad. ağzl.: geliyorum>geliyom, alıp beri gelmek>babermek «getirmek», ne şekil>neşbal «nasıl?» vb. Küçülme. Bir cismin madde yitirmeden küçülüp büzülmesi olayı. Büzme. Küçültme. Daraltma. Sıcaklık, kuvvet gibi bir dış etki ile ya da özdecik devinimi ile bir cismin boyutlarının küçülmesi. Kontraksiyon.

Small : Önemsiz. Arka. Ufak tefek. Mini. Ufak ufak. Ufacık. Mütevazı. Sıradan. Hafif. Küçük küçük.

Little : Hemen hemen hiç. Ufak şey. Az. Önemsiz. Kısa. Değersiz. Genç. Be.az miktarda. Birazcık. Ufak.