Facade türkçesi Facade nedir

  • Aldatıcı görünüm.
  • Yanılsama.
  • Dış görünüş.
  • Bina cephesi.
  • Aldatıcı görünüş.
  • Fasat.
  • Dışardan veya dış görünüş.
  • Yanıltıcı.
  • Binanın ön yüzü.
  • Bina yüzü.
  • Binanın önü.
  • Ön cephe.
  • Alnaç.
  • Cephe.
  • Yüz.
  • Yapılarda ön cephe.
  • İlüzyon.
  • Binanın ön cephesi.
  • Binanın caddeye bakan tarafı.

Facade ile ilgili cümleler

English: They live in a white house with brick facade on the left corner at the end of the street.
Turkish: Sokağın sonunda sol köşedeki tuğla cepheli beyaz bir evde yaşıyorlar.

Facade ingilizcede ne demek, Facade nerede nasıl kullanılır?

Front facade : Bir yapının ya da üzerinde oturmakta olduğu yer bölümün yola bakan yüzü. Cephe. Önyüz. Alnaç.

Side facade : Bir tiyatro yapısının yan yüzü. Yan yüz.

Facades : Yanılsama. İlüzyon. Dışardan veya dış görünüş. Binanın caddeye bakan tarafı. Binanın ön cephesi. Bina cepheleri. Aldatıcı görünüş. Binanın önü.

Fac : Orta afrika cumhuriyetine iktisadi yardım için iktisadi ve sosyal kalkınma yatırım fonunun yerine 1959 yılında kurulan ve kaynağı fransız hükümeti tarafından sağlanan yardım örgütü. Olabildiğin kadar hızlı. Yardım ve işbirliği fonu. Ticaret ve nakliyecilikte kullanılan terim (hızlı bir şekilde nakledilen teslimatla ilgili).

Face : Astarlamak. Karşı çıkmak. Şekil. Çehre. Göze almak. Yüz yüze gelmek. Göğüs germek. Dönmek. Saygınlık.

 

Face amount : Üzerinde yazılı meblağ. Nominal değer. Yazılı değer. Nominal bedel veya değer. Saymaca değer. İtibari değer.

Face as long as a fiddle : Çok üzgün yüz ifadesi. Kederli yüz. Suratı beş karış.

Face ache : Kızgın insan. Göze batan insan. (hafifçe küçümseyici terim) çok çirkin insan.

Face about : Ters tarafa dönmek. Ters yöne dönmek. Aksi yöne dönmek. Geriye dönmek.

Face card : Suratlı oyun kağıdı.

İngilizce Facade Türkçe anlamı, Facade eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Facade ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Window dressing : Bilançoyu şişirme. Bilançoların finansal ayarlamalarla yapay bir biçimde iyileştirilmesi ya da şişirilmesi durumu. Vitrin. İşletmenin durumunu dışarıya karşı iyi göstermek için hesaplarda yapılan şişirme. Göz boyama. Vitrin dekorasyonu. Vitrinleme. Bilançonun makyajlanması. Vitrin dekoru. Özellikle bankaların kredi vermekten vazgeçmeleri durumu.

Double handed : Aldatan. İki eli olan. İki elli. Yanlış yönlendiren. Hilekar. Aldatıcı. Kandırıcı. Çift elli. Kandıran.

Frontispieces : (kitabın başındaki) resimli veya süslü sayfa. Kitabın başındaki resimli sayfa. Binanın yüzü. Kitabın başındaki resimli ve süslü sayfa.

Fallacious : Yanlış fikirlere dayanan. Mantıksız. Aldatıcı. Boş. Safsatalı. Temelsiz. Hatalı. Çürük. Yanlış.

Illusionary : İllüzyonlarla ilgili. Yanlış yönlendirici. Aldatıcı. Görüntü yanılsaması ile ilgili.

Battle front : Çarpışma cephe hattı. Savaş cephesi.

 

Front line : Ön çizgi. Cephe hattı. İleri hat.

Countenance : Onay. Denge. Tasvip. Surat. Onaylamak. Desteklemek. Teşvik. Yüz ifadesi. Onama.

Face value : Taşınır değerin üzerinde yazılı olan değeri. Dış görünüşe göre değer. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İlk bakışta bırakılan izlenim. Üzerinde yazılı değer. İtibari kıymet. Yazılı değer. Nominal değer. Hisse senedi.

Exposure : Teşhir. Fotoğraf plaklarının, resmi alınacak cisme gösterilip tekrar kapatılması; ırakgörüre yerleştirilmiş plak kapağının açılıp resmin çekilmesi ve kapağın yeniden kapatılması. Sergileme. Çıkma. Bırakma. Korunmasızlık. Kare. Karşı karşıya olma. Bir nesnenin ışınlara tutulması; ışınlama ölçüsü, ışınım akısı ile ışınlama süresinin çarpımına eşittir. Herkese duyurma.

Facade synonyms : deceptive, exteriority, misrepresentation, chimeric, aspects, deceit, mirages, frontage, aspect, illusive, misleading, facials, front facade, fashions, frontispiece, countenances, cast of features, fashion, side, captious, guise, appearances, frontages, exceptious, illusion, face, elusory, front, leading edge, external view, exteriors, facades, fronts.

Facade zıt anlamlı kelimeler, Facade kelime anlamı

Rear : Arka. Şahlanmak. Yükselmek. Bakmak. Beslemek. Yükseltmek. Kaldırmak. Geri. Büyütmek. Arkadaki.