Fac türkçesi Fac nedir

  • Ticaret ve nakliyecilikte kullanılan terim (hızlı bir şekilde nakledilen teslimatla ilgili).
  • Yardım ve işbirliği fonu.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Olabildiğin kadar hızlı.
  • Orta afrika cumhuriyetine iktisadi yardım için iktisadi ve sosyal kalkınma yatırım fonunun yerine 1959 yılında kurulan ve kaynağı fransız hükümeti tarafından sağlanan yardım örgütü.

Fac ile ilgili cümleler

English: "Your face is all over the BBC, Dima!" Al-Sayib exclaimed. "They say you slept with 25 men and then killed them! How the heck did you do that?!"
Turkish: "Yüzün BBC'nin her yerinde, Dima!"Al-Sayip bağırdı. "Onlar 25 adamla uyuduğunu va sonra onları öldürdüğünü söylüyorlar! Allah'ın belası bunu nasıl yaptın!

English: A blush came over her face.
Turkish: Yüzü kızardı.

English: "You probably wouldn't like going camping with me." "You're wrong. In fact, I think I'd like that very much."
Turkish: "Büyük olasılıkla benimle birlikte kamp yapmaya gitmek istemezsin." "Yanılıyorsun. Aslında, onu çok fazla sevdiğimi düşünüyorum."

English: "It's cold! I hate it!" Yoshiki complains with teary face.
Turkish: "Hava soğuk! Bundan nefret ediyorum!" Yoshiki yaşlı yüzüyle şikayet ediyor.

English: A drop of sweat ran down Tom's face.
Turkish: Tom'un yüzünden bir damla ter aktı.

 

Fac ingilizcede ne demek, Fac nerede nasıl kullanılır?

Facade : Aldatıcı görünüş. Ön cephe. Cephe. Fasat. Binanın ön yüzü. Yüz. Bina yüzü. Binanın önü. Aldatıcı görünüm. Dış görünüş.

Facades : Aldatıcı görünüş. Binanın ön cephesi. Binanın önü. İlüzyon. Dışardan veya dış görünüş. Bina cepheleri. Binanın caddeye bakan tarafı. Yanılsama.

Face : Yüz. İtibar. Yüzleşmek. Örtmek. Yönelmek. Görünüş. Tavır. Karşı karşıya gelmek. Yüzünü dönmek. Yüz yüze gelmek.

Face a problem : Bir problemle karşılaşmak. Problemle karşılaşmak. Sorunla karşılaşmak. Bir sorunla karşılaşmak.

Face about : Ters tarafa dönmek. Aksi yöne dönmek. Ters yöne dönmek. Geriye dönmek.

Face centered cubic structure : Öğeciklerin bir küpün yüzey özeklerine ve köşelerine yerleşmesiyle oluşan buzsul yapı. Yüzey özekli yapı. Yüzey merkezli küp yapı.

Face card : Suratlı oyun kağıdı.

Face centered cubic : Yüzü özekli küpsel. Birim öğesi küpsel, küp yüzlerinin özeklerinde de birer özdecik bulunan kırılca türü. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Face ache : (hafifçe küçümseyici terim) çok çirkin insan. Kızgın insan. Göze batan insan.

Face angle : Yüz açısı. Yüzey açısı.

İngilizce Fac Türkçe anlamı, Fac eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fac ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

 

Point : Fermaya oturmak. Bitirmek. Noktalamak. Nokta. Sivrilmek. Çıkmak (çıban vb). Topun kurallara uygun olarak geri çevrilememesi ya da başlama atışının kullanılmaması sonucu tarafların kazancını ya da yitirimini belirleyen birim. İşaret etmek. Göstermek. Uç.

Particular : Nokta. Özel. Diğerlerinden farklı. Tikel. Özgü. Müşkülpesent. Tek. Ayrıntı. Ayrıntılı. Dikkate değer.

Rudiments : İlke. Esaslar. Ön bilgiler. En temel kurallar. En temel bilgiler. İlk adım. Temel bilgiler. Temel.

Case : Kovan. Ruhsal, toplumsal ve bedensel bakımdan çevresine başarılı bir biçimde uyması için inceleme ve bakım konusu olan kişi (öğrenci) ya da aile (ana-baba). yakınma konusu olan ve çözümü beklenilen sorun. Alıcıların korunmasını ve taşınmasını sağlayan çeşitli biçim ve boydaki kutular. Kap. Tuhaf tip. Durum. Sorun. Olay. Görüş. Bir konu, sorun, durum ya da sürecin gözlenmesi için elverişli ya da örnekçeli olduğu gerekçesiyle seçilen ve derinliğine gözlem konusu yapılan birim olay.

Truth : Sadakat. Dürüstlük. İçtenlik. Hakikat. Esas hakikat. Gerçek durum. Realite. Herkesin bildiği gerçek. Gerçeklik. Doğruluk.

Indicant : Belirten. Gösterge. Ortaya döken. İşaret eden. Gösteren (şey). Gösteren. Gösterici.

Score : Çentiklemek. Hesabını tutmak. Notaya geçirmek. Bir ölçek aracılığıyla ölçüye vurulan nesne ya da özelliklerin bir sayı dizgesinin birimlerine göre aldığı değer. Puan. Çizmek. Gol atmak. Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. yenik takımlar ise değer alamazlar. Partisyon yazmak. Çizgi çekmek.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Fac synonyms : detail, index number, a shift in individual demand, general, abnormal budget expenditures, ability to pay principle, a pass through certificate, record, ability rent, a change in individual demand, info, matter of fact, item, specific, a change in demand, record book, a change in supply, a group shares, index, a shift in supply, information, basics, ability to pay approach, abolition of forced labour convention, reason, book, a shift in demand, indicator, observation.

Fac zıt anlamlı kelimeler, Fac kelime anlamı

Specific : Kendine has. Özdeşleşmiş. Bir türe özgü. Özel. Spesifik. Özel ilaç. Özgül. Kesin. Kendine özgü. Açık.

General : Orgeneral. Tarikat lideri. Baş. Şef. Ordu komutanı. Komutan. Halk. Genel ilkeler. Genel. Yalpı.

Particular : Özel. Tek. Olağandışı. Tek tek nesnelerin sayısız çeşitlilik gösteren ya da türsel olmayan bireysel özelliklerinden her biri. bk. tümel. Belli. Farklı. Tam. Dikkatli. Madde. Özgü.

Fac antonyms : avoid.

Fac ingilizce tanımı, definition of Fac

Fac kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A large ornamental letter used, esp. by the early printers, at the commencement of the chapters and other divisions of a book.