Indicant türkçesi Indicant nedir

Indicant ingilizcede ne demek, Indicant nerede nasıl kullanılır?

Indicants : Gösterici şey. Gösteren (şey). Gösteren. Belirteç. Gösteren şey. Gösterge. Belirti. İşaret.

Indican : Bitkilerde bulunan ve doğal bir çivit boyası kaynağı olan glükozit. İndikan. Terde ve idrarda bulunan potasyum tuzu (biyokimya). İndoksilin karaciğerde sülfatlandıktan sonra indoksil sülfatın potasyum tuzu olarak idrarla atılan biçimi.

Cannabis indica : Haşhaş veya afyon bitkisi. Liflerinden sicim yapılan ve kendisinden haşhaş elde edilen bitki.

Indicate : Bildirmek. Çıtlatmak. İndike etmek. Göstergesi olmak. Gerektirmek. Delalet etmek. Belirtisi olmak. Sinyal vermek. Belirtmek. Göstermek.

Indicate expandable branches : Alt düzeyi olanları göster.

Indicatio causalis : İndikasyo kauzalis. Küflü, bozulmuş, kokuşmuş yemlerin hayvanlarda mide-bağırsak yangısına neden olmaması için kullanılmaması gibi hastalığın nedenini ortadan kaldıracak önlem ve yöntemleri kullanmak, indikasyo radikalis.

Indicating device : Gösterme tertibatı. Gösterge elemanı.

Indicated : Atanmış. Sezdirilen. Anlatılmak istene. Belirlenmiş. Sınırlı. İşaret edilmiş. İma edilmiş. Kategorize edilmiş. İma edilen. Gösterilmiş.

 

Indicatio prophylactia : İndikasyo profilaktika. Bulaşıcı hastalıkların seyri sırasında sağlamları hastalıktan korumak ve bu amaç için gerekli önlemleri almak, indikasyo palliativa.

Indicating lamp : İşaret lambası. Gösterge ışığı. Gösterge lambası.

İngilizce Indicant Türkçe anlamı, Indicant eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Indicant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Demonstrationists : Gösteri yapan kimse. Gösteri yapan kişi. Gösteri düzenleyen kimse. Öğretmek veya açıklamak için gösterim metodu kullanan kimse. Bir halk gösterisinde yer alan kimse.

Exemplifier : Örneklerle gösteren kimse. Anlatan kimse.

Exhibitioner : Teşhir eden. Harçlık veya ödenek alan öğrenci. Arzeden. Kendini gülünç duruma düşüren. Burs alan öğrenci (ingiliz ingilizcesi). Teşhir hastalığı olan. Sergileyen. Teşhirci. İlaç olarak veren.

Exhibiters : Bir sergiye katılan kimse. Arz eden. Teşhir eden. Resimle gösteren. Sergileyen.

Communication : Düşünce ve duyguların bireyler, toplumsal kümeler, toplumlar arasında söz, el-kol devimi, yazı, görüntü vb. aracılığı ile değiş tokuş edilmesini sağlayan toplumsal etkileşim süreci. Bilgi ve deneyim alışverişi. Bir düşüncenin, bir duygunun yüz anlatımı, el, kol ve baş hareketleri, konuşma yoluyla ya da yazı, telefon, radyo, televizyon gibi bildirişim araç ve gereçlerinden yararlanarak bir kimseden başka bir kimseye iletimi. İrtibat. Ç.komünikasyon jüyesi. Bir yerden, bir kişiden, bir makineden bir başkasına, herhangi bir ortamdan yararlanarak bilgi gönderme. Komünikasyon. Bilgisayar, bilişim, biyoloji, eğitim, fizik, gramer, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bildirişim. Tebliğ.

 

Index number : Endeks numarası. Endeks sayısı. İndeks işareti. İndeks sayısı. Gösterge sayısı. İndeks sayı.

Tincture : Hafif etkilemek. Hafifçe renklendirmek. Eser. Renk. Hafif renk. Tentür. Alkolle karıştırılmış madde. Hafifçe boyamak. İz. Ruh.

Cursor : Gösterici ekranında, klavyeden girilecek ilk damganın yerleşeceği konumu göstermek üzere kullanılan gösterge. İmleç. Sürgü. Kürsör. İbre. Körsır. Işıklı gösterge. Sürme. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır.

Index : Yasak kitaplar listesi. Bilgisayar, bilişim, gramer, iktisat, veterinerlik alanlarında kullanılır. İndeks düzenlemek. İşaret. işaret parmağı. Belli bir ölçüt ya da sıra düzenine göre ayrıç yazıl ve altbölümlerin ya da birimlerin oluşturduğu dizelge. Sayıyla ölçülmeye pek elverişli olmayan karmaşık nitelikteki bir büyüklüğü belirten herhangi bir değişken. Yaşam düzeyi, toplumsal konum gibi karmaşık bir olayı öçmek ya da göstermek üzere başvurulan, birden çok ölçekten oluşan gösterge. İndeksini bulmak. Endekslemek. Fihrist.

Demonstratives : Duygularını gizleyemeyen. Hislerini serbestçe açığa vuran. Duygularını gizlemeyen. İşaret zamiri. Göze çarpan. Demonstratif. Hislerini açığa vuran. Duygularını açığa vuran. Kanıtlayan.

Indicant synonyms : stock index, body mass index, stock market index, pointing out, short account, signalisation, bmi, divulger, vestige, cursors, shadow, embodier, harbinger, exhibitant, entertainer, highlighting, evidence, displayer, indice, indicatory, smoke, print, clue, gesture, business index, herald, diacritic, display unit, symptom, demonstrative, expressive, determinative, exhibitory.

Indicant ingilizce tanımı, definition of Indicant

Indicant kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, an indicant of the remedy for a disease. Serving to point out, as a remedy. That which indicates or points out. Indicating.