Faces türkçesi Faces nedir

  • Karşı çıkmak.
  • Katlanmak.
  • Yüz yüze gelmek.
  • Yüzünü dönmek.
  • Bakmak.
  • Karşı koymak.
  • Karşı olmak.
  • Astarlamak.
  • Kaplama yapmak.
  • Sandviç yapı yüzleri.
  • Kaplamak.
  • Dönmek.
  • Göze almak.
  • Yönelmek.
  • Karşı karşıya gelmek.
  • Yüzleşmek.
  • Göğüs germek.

Faces ile ilgili cümleler

English: Ali faces a conundrum.
Turkish: Ali bir muamma ile karşı karşıya.

English: Ali didn't see any familiar faces at the party.
Turkish: Ali partide hiç tanıdık yüzler görmedi.

English: Ali faces many new challenges.
Turkish: Ali birçok yeni sorunlarla karşı karşıyadır.

English: Ali currently faces charges of aggravated assault.
Turkish: Ali şu anda ağırlaştırılmış saldırı suçuyla yüz yüze.

English: Ali faces a dilemma.
Turkish: Ali bir ikilemle karşı karşıyadır.

Faces ingilizcede ne demek, Faces nerede nasıl kullanılır?

A sea of faces : İnsan kalabalığı.

Crystal faces : Bir kristalin üzerinde bulunan ve kristali sınırlayan yüzeyler. Kristal yüzeyleri.

Made faces : Surat asmak. Surat etmek. Somurtmak.

Make faces : Alay ederek yüzünü gözünü tuhaf şekillere sokmak. Surat asmak. Surat etmek. Somurtmak.

Making faces : Surat asma. Surat etme. Somurtmak. Surat asmak. Surat etmek.

Effaces : Bozmak. Silmek. Unutturmak. Yok etmek. Silerek yüzeyini bozmak. Gidermek. Gizlemek.

 

Bonifaces : Hancı. Otelci.

Boldfaces : Kalın yazıyüzü. Koyu. Kalın. Kalın siyah harfler. Kalın yazı tipi. Siyah harfler. Kalın stil. Dolgun. Siyah harf.

Interdigitation of lateral cell surfaces : Lateral uzantılar. Tek katlı yassı hücrelerin karşılıklı olarak sitoplazma uzantıları göndererek birbirlerine sıkıca bağlanmaları, lateral uzantılar. Yan uzantılar.

Isometric surfaces : Eşölçevli yüzeyler. Eş ölçekli yüzeyler. İzometrik yüzeyler.

İngilizce Faces Türkçe anlamı, Faces eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Faces ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Breast : İç. Başla, karın arasında kalan vücut bölgesi. toraks. Sine. Göğüslemek. Bağır. Gönül. Göğüs. Koyun.

Abided : Dayanmak. Beklemek. Durmak. Çekmek. Sadık kalmak. İkamet etmek. Sadik kalmak. Uymak. Tahammül etmek.

Face : İtibar. Çehre. Karşı karşıya olmak. Surat.

Confronts : Yüz yüze getirmek. Kötülemek. Karşı durmak. Karşısına çıkmak. Üstüne gitmek. Karşılaştırmak. Zıt düşmek. Yüzleştirmek.

Fronting : Önderlik etmek. Hareketli faz yükselme düzeyi. Ön ünlüleşme. Cephesini düzenlemek. Yol göstermek.

Undertake : Başlamak. Deruhte etmek. Yüklenmek. Denemek. Garanti etmek. Üstlenmek. Söz vermek. Üzerine alma. Taahhüt etmek.

Arrive : Başarmak. Gelip dayanmak. Gelip çatmak. Üstesinden gelmek. Başarı kazanmak. Gelmek. Yetişmek. Bir ereğe ulaşmak. Varmak.

Becloud : Zorlaştırmak. Bulutlandırmak. İçinden çıkılmaz hale getirmek. Karartmak.

Behold : Dikkatle bakmak. Görmek. Gözlemlemek. Farkına varmak. Dikkat etmek. Seyretmek.

Chance : Rastlantısal. Tesadüfen olmak. Rastlantı sonucu oluşmak. Şans eseri olan. Denemek. Tesadüfi. Kazanı. Risk. Şans.

 

Faces synonyms : front, pit, antagonizes, fronted, beareth, challenge, bend, confronted, canting, acquiesced, attend to, come out against, face someone down, afforded, be in charge of, encountered, argue against something, bestrews, undercoats, face off, face up to, contests, envisages, circle, came home, abidden, be faced with, cake, contravened, steer for, bends, blazon, be against.

Faces zıt anlamlı kelimeler, Faces kelime anlamı

Avoid : Önlemek. Engel olmak. Atlatmak. Sakınmak. İptal etmek. Uzak durmak. Korunmak. Savmak. Kaçmak. Geçiştirmek.

Back : Alt tahta. Önce. Futbol, gitar, jimnastik, madencilik alanlarında kullanılır. Arka çıkmak. Geride. Kasalı çalgılarda kasanın arka tarafında kalan ve genellikle birbirine yapıştırılmış iki simetrik parçadan oluşan ağaç tabakası. Arkaya. Vazgeçmek. Geriye. Gövdenin, ense ile kuyruksokumu arasındaki ve ayrıca cimnastikte bir devinim grubunun alanı olan bölümü.