Fair game türkçesi Fair game nedir

  • Kolay hedef.
  • Yasak olmayan av.
  • Meşru hedef.
  • Yasal hedef.
  • Alay konusu olabilecek kimse.
  • Çantada keklik.
  • Adil oyun.

Fair game ile ilgili cümleler

English: It was a fair game.
Turkish: O adil bir oyundu.

English: Ali is fair game.
Turkish: Ali alay konusu olabilecek bir kimse.

Fair game ingilizcede ne demek, Fair game nerede nasıl kullanılır?

Fair : Sergili satak. Belirli sürelerle geçici olarak kurulan sergi niteliğindeki büyük satak. herhangi bir kentte yılın belirli zamanlarında kurulmakta olan ve genel olarak o ülkeye ya da bölgeye ilişkin yapım ve üretim nesnelerini kapsayan, sergileyen büyük satak. Lunapark (gezici). Yontmak. Adaletli. Çarşı. Festival. Geçici satak. Sergi. Açık tenli.

Game : Dolap. Hazır. Topal. Karşılaşma. Maç. Hevesli. Şikar. Sakat (kol veya bacak). Yiğit. Eğlenme.

Be fair game : Hakkında alay edilebilmesi mümkün olmak. Kendisiyle şaka yapılabilmesi mümkün olmak.

Fair amount : Ortalama miktar. Makul miktar. Adaletli miktar. Adil ve hakkaniyetli ölçü.

Fair and square : Adilce. Eşit şekilde. Objektif olarak. Dürüst bir şekilde. Güzelce. Doğrudan. Doğrulukla. Adam gibi. Dürüstçe. Dürüst.

Fair average : Ortalama. Vasat.

İngilizce Fair game Türkçe anlamı, Fair game eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fair game ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Cinch : Sımsıkı sarmak. Kolayca takmak. Sıkı tutma. Kolay iş. Oyuncak. Çocuk oyuncağı. Çok kolay şey. Elde bir. At kolanı.

Fair play : Dürüst oyun. Temiz oyun. Missouri eyaletinde şehir. Hilesiz oyun. Tarafsızlık. Dürüst iş.

Sitting duck : Kolay av. Saftaloz. Kolayca aldatılabilen kişi.

Cinches : Eyer kolanı. Çocuk oyuncağı. Kavrama. Elde bir. Kolayca takmak. At kolanı. Sıkı tutma. Çok kolay şey. Oyuncak.

A piece of cake : Çocuk oyuncağı. Kolay iş. Beleş iş. Kolay görev. Tatlı iş. Basit iş. Baklava börek. Çok kolay bir şey.

Cinching : Kolayca takmak. Çok kolay şey. Elde bir. Kavrama. Çocuk oyuncağı. Sımsıkı sarmak. At kolanı. Oyuncak. Kolay iş.

In hand : Hazırlanmakta. Kullanıma hazır. Eldeki. Elde. Hazır. Kontrol altında. Göz hapsinde. El altında. Mevcut.

Taken for granted : Çantada keklik görülmek. Hafife alınan. Bağış için almak.

In the bag : Garanti. Kesinlikle tamam. Doğru. Emin. Çantada. Kesin.

Fair game synonyms : bird in the hand.